TEDİ Discount Tekstil Mağazacılık şirketlerinin depolarında çalışan işçiler, DİSK’e bağlı Limter-iş sendikasında örgütlendiler. Sendikalaşma oranı yüzde 80’lere varan ezici çoğunluğa ulaşınca, TİS hakkı doğmuştur. TiS görüşmelerine cevap vermeyen Tedi patronu, önce işçiler üzerinde Mobing yoluyla sendikadan istifa ettirme yöntemini denedi. Beklediği sonucu alamayan Tedi patronu, klasik yönteme geçmekten geri durmadı. Topkapı depolarında çalışan 13 işçi, Tuzla’ya bağlı Aydınlı bölgesinde ki depolarından 3 işçi işten atıldı. İşçi kıyımından sonra direniş başladı. Kadıköy Boğa’dan Bahriye caddesinde bulunan Tedi mağazalarına yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüşün ardından sendika düşmanı Tedi’nin mağazalarında Boykot kampanyası başlatıldı. 15 Temmuz darbe girişimini ekarte eden Erdoğan rejimi tüm devlet kurumlarında cadı avı başlattı. Bu cadı avı 3 aylık OHAL uygulamasında düğümlendi. OHAL’i fırsat olarak gören patronlar; grev, direniş, TİS süreçlerini sindirme, bastırma girişiminde bulunmaktadır. OHAL ile birlikte grev ve direnişler yasadışı olduğu algısı yaratılmaya çalışılmaktadır. Buna rağmen yaşanan hak gaspları ve sermaye sınıfının saldırılarına karşı, birbirinden kopukta olsa grev ve direnişler sürmektedir. Yürütülen grev ve direnişleri birleştirmek, sınıf dayanışmasını bugünden örmek sınıf mücadelesinin geleceği için önemli bir görevdir. Yaşanan siyasal krizin önümüzde ki dönem ekonomik krize evrilmesi günceldir. Bu krizin bedelini işçi sınıfının ödememesinin yolu bugünden örgütlenmek ve kendi taleplerini öne çıkarmaktan geçmektedir. İşyeri temelli komitelerde örgütlenip, bunu yaygınlaştırmak dışında çözüm yoktur.

Boykot Kampanyası Ve Sınıf Mücadelesi

Sendikal hak gaspları, işçi kıyımlarına karşı mücadele yönteminin bir parçası olarak “Boykot” kampanyaları sınıf mücadelesinde yaygınlaşmaktadır. Bilhassa gıda, tekstil, kozmetik iş kollarında etkili olabilmektedir. Yörsan ve Sütaş direnişlerinde örgütlenen boykot kampanyaları etkili olmuştu, direnişin geniş kitlelere duyulmasını sağlamıştı. Aynı şekilde Avon kozmetik direnişinde de bunu gözlemleyebilmek mevcuttur. Boykot kampanyaları yani; tüketimden gelen gücünü kullanmak, nihai zaferi getiren etmen olamamaktadır. Belirleyici unsur her zaman üretimden gelen güçtür. İş yavaşlatma, iş durdurma gibi. Boykot kampanyasın etkisi direnişin geniş kitleler tarafından duyulması, direnişi sürdüren işçilere moral olma işlevi görmektedir. Üretimden gelen gücü örgütlemek yerine, boykot kampanyasını merkeze almak hayal kırıklığı getirir. Herzaman son sözü üretimden gelen güç şöyler.

Bu yazı Patronsuz Dünya’nın 3. sayısında yayımlanmıştır.

Ali Kemal Taşçı