Yazar: Fatmanur Bilgebey

BİR FİLM (FANAA) VE SERMAYE ÇIKARLARI

Sinema; iletileri ile geniş kitlelerde ortak bir görüş yaratma işlevine sahip, kültürel yaşama biçim verme gücü olan güçlü bir sanattır, kitle iletişim aracıdır. Ait olduğu toplumun kültürü ve ideolojisinin bazen doğrudan bazen de dolaylı, karmaşık bir yansımasıdır. Çünkü bu filmler; yaratıcılarının bilgi, deneyim, fikir ve ideolojileri ile olduğu kadar bu filmleri görmek isteyen geniş kitlelerin eğilim ve istekleri doğrultusunda ortaya çıkmaktadır. Sinema yaratıcısı; gördüklerini, yaşadıklarını, vermek istediklerini bir değerlendirme süzgecinden geçirir, onlara kendi dünya görüşünü, yorumunu ve hakim sınıfın çıkarına olacak propagandaları ekleyerek bir sanat dalı olarak tüketiciye aktarır. Sinema salt bir yansıtıcı değil, aynı zamanda yönlendiren bir sanat...

Devamını Oku

Komünist Devrimciliğin Ayırt Edici Yönleri

İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır. İşçi sınıfının kurtuluş savaşımı, sınıf ayrıcalıklarını ve tekelleri yaratmak için değil, eşit hak ve ödevler için, her türden sınıf egemenliğini ortadan kaldırmak içindir. Bütün biçimiyle köleliğin, toplumsal sefaletin, zihinsel çöküş ve siyasal bağımlılığın temelinde, çalışan insanın iş araçlarını (yani tüm yaşam kaynaklarını) tekelinde bulunduranların ekonomik boyunduruğu altına sokulması yatar. Bu nedenle, işçi sınıfının ekonomik kurtuluşu, her siyasal hareketin bir araç olarak tabi olması gereken büyük hedeftir. Bugüne dek bu büyük hedefe yönelen tüm çabalar, her ülkede emeğin çeşitli kesimleri arasındaki dayanışma eksikliği, çeşitli ülke işçi sınıfları arasındaki kardeşçe bağın yokluğu nedeniyle başarısızlığa uğramıştır. Yerel ya da ulusal değil, modern toplumun var olduğu bütün ülkeleri kucaklayan toplumsal bir sorun olan emeğin kurtuluşunun gerçekleşmesi, sonuç olarak en ileri ülkelerin pratik, teorik iş birliğine bağlıdır. Avrupa’nın en sanayileşmiş ülkelerinde işçi sınıfının bugün canlanmakta oluşu hem yeni umutlar doğurmakta, hem de eski hatalara düşülmesine karşı ciddi bir uyarıda bulunma, hâlâ birbirinden kopuk olan hareketleri birliğe çağırmaktadır.” İsçi sınıfının ilk uluslararası örgütü olan Birinci Enternasyonal’in tüzüğünde bu ibareler mevcuttu. 28 Eylül 1864 yılında kurulan Birinci Enternasyonal bir siyasal akım olarak komünizmin diğer siyasal akımlardan temel ayırt edici özelliklerini somutlayan nitelikteydi. Komünistler işçi sınıfının bir kesimini değil tamamının tarihsel ve siyasal çıkarlarını savunmaktadır. Komünistler yerel ya da ulusal ölçekli bir mücadele değil enternasyonal ölçekli bir mücadele vermekle birlikte, sınıfsız, sömürüsüz, hudutsuz, devletsiz, patronsuz bir dünya için kavga verirler. Bu...

Devamını Oku

2020 Yılının En Belirgin Özellikleri

Kapitalizmin Çoklu Krizinin Yılı Oldu Salgından önce kapitalizm küresel iktisadi kriz içerisindeydi. Salgından önce sistem zaten yoksulluk, ırkçılık, savaş ve ekolojik krizi derinleştiren bir süreç içerisindeydi. Covid-19 küresel sağlık kriziyle birlikte, kapitalist kriz harlanarak büyüdü. Böylece kapitalizm çoklu birleşik bir kriz içerisine sürüklendi. İktisadi ve ekolojik krize paraler olarak onları doğrudan etkileyip derinleştiren sağlık krizi geldi. Kapitalizm daha önceki buhranlarından farklı olarak; yalnızca iktisadi krizle boğuşmamakta, sağlık ve ekolojik krizle birleşerek çoklu birleşik krizle 2021 yılına girdi. 2021 yılı bu çoklu krizin daha keskin yaşanacağı yıl olacaktır. Kapitalizmin Küresel Düzeyde Teltel Döküldüğü Yıl Oldu Covid-19 salgınıyla tüm burjuva hükümetler...

Devamını Oku

Kapitalizm, Göç ve Enternasyonal Marksist Perspektifler

Kapitalizm, Göç ve Enternasyonal Marksist Perspektifler Giriş Savaş, yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik, geleceksizlik dışında insanlığa bir gelecek sunamayan kapitalizm göçmenlik ve mültecilik sorununuda beraberinde getirmektedir. Her yıl milyonlarca insan bir yerden bir yere göç etmek zorunda bırakılmaktadır. Emperyalist paylaşımın tüm şidetiyle sürdüğü Ortadoğu coğrafyası en fazla göç veren bölgelerin başında yer almaktadır. Göç yolu olarak kullanılan Akdeniz ve Ege Denizi mülteci mezarlığına dönüşmûştür. Küresel düzeyde göçmenler ırkçılık, şiddet, baskı, kötü çalışma koşulları ve sefalete mahkum edilmektedir. Özellikle pandemi süreciyle birlikte göçmenlerin yaşamış olduğu sefalet, ırkçılık ve şiddet yükselişe geçmiştir. Küresel düzeyde tüm popülist, sağcı politikacılar, devlet başkanları her fırsatta yaşanan...

Devamını Oku

Endonezya’da İşçi Sınıfının Mücadelesini Selamlıyoruz

Güney Asya ülkesi olan, 17.508 adadan oluşan 267 milyon nufusuyla dünyanın en kalabalık dördüncü ülkesi olan Endonezya burjuva devleti genel grev ile sarsılıyor. Tarihi siyasal kaoslar, keskin sınıf mücadeleri, devrimci kabarışlar, karşı devrimler, darbeler diktatörlüklerle geçen Endonezya’da işçi sınıfının köklü bir mücadele geçmişi bulunmaktadır. 6 Ekim’den beri Endonezya, grevler, işçi eylemleri ve son olarakta genel grevler ile sarsılıyor. Pandemi gerekçesiyle eylemler yasaklanmaya çalışılsada, işçi sınıfı yasakları tanımayarak mücadelenin vitesini yükseltmiştir. Polis müdahaleleri, sivil faşist çetelerin saldırıları, 600’e yakın gözaltı sadece mücadelenin militanlaşmasına katkı sağlamıştır. Endonezya Sendikalar Konfederasyonu( KSP) son günlerde eylemlere 32 ayrı sendikanın destek verdiğini, 2 milyon işçininde...

Devamını Oku

İletişim

E-Posta - iletisim@patronsuzdunya.com