Yazar: Musa Kılıç

Kapitalist Eğitim Sistemi

Günümüz eğitim sisteminde okullarda hiyerarşiye dayalı bir devlet yönetimi vardır. Öğrenciler ve hademe alt kademede, öğretmenler ve idare ise üst kademede olur. Öğretmenlerin öğrenciler hakkında alacağı kararlarda öğrencinin itiraz etme hakkı yoktur. Okullara sorgulamayı, sanat ve temel dersleri öğrenmeye giden öğrenciler, otoriteye boyun eğmeyi öğrenir ve boyun eğdiği sürece başarılı, uslu ve zeki olarak sınıflandırılarak pozitif ayrımcılığa uğrar. Ezber sistemine ve emir almaya adapte olduklarından mezunlar, devlet ve din otoritesini itiraz edilemez ve değiştirilemez olarak görürler. Sınavların stresiyle ve ödev belasıyla kapitalist sistemdeki bürokrasiye ayak uydurmayı öğrenirler. Özel okullar ve sınavlardaki başarılarıyla kazandıkları okullar ile üst sınıf olmayı öğrenirler....

Devamını Oku

Hukuk Üzerine Marksist Perspektifler

Uzunca bir süredir Türkiye’de en çok tartışılan, konuşulan kavramların başında; “Hukuk, hukukun üstünlüğü, hukuk devleti, adalet ve yargı bağımsızlığı, hukukun tarafsızlığı ve özerkliği” gelmektedir. Özellikle Erdoğan rejiminin “Başkanlık” sistemine gittiği süreçte bu konulardaki tartışmalar toplumun tüm kesimlerinde yüksek sesle dile getirilmiştir. Bugün ise toplumun ezici bir çoğunluğunda yargının bağımsız olmadığı, hukukun olmadığı kanısı oluşmaktadır. Erdoğan rejiminin yargıyı kendi siyasi amaçları doğrultusunda bir silah olarak kullanması, bu politikalarını herkesin gözüne sokarak yapması, burjuva devletin hukuk kurumlarının tüm toplumsal meşruluğunu yitirmesine yol açtı. Bugün Erdoğan’ın kendisi dahi ülkede hukuk ve adaletin olduğunu iddia edememektedir. Türkiye’de uzun yıllar bir halk deyimi vardı,...

Devamını Oku

Devlet Üzerine

Her şeyden önce devletin ne olduğunu tanımlamamız gerekir. Bize çocukluğumuzdan beri onsuz yapamayacağımızın aşılandığı bu kurum neyin nesidir? Devlet en basit tabiriyle askeriyle polisiyle bir zor aygıtıdır. Zor yetkisini kendisinde toplayıp kitleleri baskı altına alan aygıttır. Peki insanlığın tarihsel gelişiminde neden böyle bir baskı aygıtına ihtiyaç olmuştur? Devlet daima var olmuş mudur? İnsanlar gerçekten o olmadan yapamaz mı? Bu sorulara tek tek yanıt vermeden bir anlam karmaşasını gidermemiz gerekir. Devlet denilen şey toplumun kendisi değildir. Devlet toplumu baskı altına almış bir zor aygıtıdır. Özel bir kesimin bu özel kurumu çoğunluğu silah zoru ile kendisine bağlar. Gerçek şudur ki insanlığın...

Devamını Oku

Dil Üstüne

Dil kolektif etkinliğin (toplumun) bir ürünüdür. İnsanlar birlikte üretir ve ürettiklerinden ötürü birlikte olurlar. Bunun sürekliliği için ise dil esastır. Dil soyut düşüncelerin üretilmesinin ve ifade edilmesinin yoludur. İnsan bilincini dilin ve neticede toplumun doğuşu ile kazanmıştır. Bundan önce insanın belleği birbirinden bağımsız görüntü ve sesler ile doludur. Dil ile beraber bu ses ve görüntüler mantığın gücüyle (tümevarım ve tümdengelim ile) birbirine bağlanır ve anlamlı bir bütün oluşur. Dil bir yapıştırıcıdır. Bu noktada insanı hayvandan ayıran şey şudur: “İnsan kelimeler ile düşünür.” [Öyle ki Aristotales duyamayan hayvan ve insanların öğrenme yetisinden yoksun olduğunu iddia etmiştir. Onun buradaki hatası dili...

Devamını Oku

İletişim

E-Posta - iletisim@patronsuzdunya.com