Kapitalist üretimin vazgeçilmezlerinden birisi de çocuk emeğidir. Çünkü ucuzdur ve meslek öğretme kılıfına sokulup aklanabilir. Yine kapitalizmin yarattığı çeşitli şeyler sonucu okulun kapısı yüzlerine kapanan çocukların son çaresi MESEM’dir. Burada “umutsuz vaka” olan çocuklar bir yetişkinle eşit saatlerde çalışır ama asgari ücretin yarısını bile alamazlar. Sabah patronları için uyanır, akşam patronları için yatarlar. Haftanın dört günü üzerinde söz sahibi olmadıkları ürünleri patronlarının kârı için üretirler, 1 gün ise okula gelip normal bir çocuk olmaya hakları vardır. Çocuk olarak sistemin işlemesini ve patronların daha çok kazanmasını sağlarlar çünkü yaşamak için buna mecburdurlar. Eğitim yolu onlara kapalıdır, bu saatten sonra ya emeklerini ucuza satacaklardır ya da sokaklara düşeceklerdir.

Onlara eğitimin kapılarını kapatan ve bu kölelik düzenini kuransa Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Görüldüğü üzere bu bakanlık çocukların eğitimiyle değil patronların kârıyla ilgilenmektedir ve çocukları, sıra arkadaşlarımızı köleliğe ve ölüme sürüklemektedir. Çocuklar burada kendi alanları dışındaki işleri de yapmak zorunda bırakılmaktadır ve MEB’in bahsettiği meslek öğrenme tamamen bir yalandır. İş saatleri resmiyette 8 olarak gözükse de gerçekte 10’dur. Yüksek çalışma saatlerine ve asgari ücretten bile az olan maaşa rağmen can güvenlikleri bile sağlanmaz çünkü ölen bir çocuk işçinin yeri hemen doldurulabilir ve olayın üstü kapatılabilir.

Nisan 2023 tarihi itibarıyla mesleki teknik eğitim çerçevesinde döner sermaye kapsamındaki üretim gelirleri 2 milyar liraya yükselirken, bu gelirden öğrenci ve öğretmenlere düşen pay sadece 300 milyon liradır. Bu sömürü düzeni sadece patronların çıkarınadır ve bu çıkar uğruna çocuklar harcanmaktadır. Bu düzeni sadece biz değiştirebiliriz, patronların kârını değil toplumun yararını düşünerek, sosyalist bir toplumu kurarak kölelikten kurtulabiliriz.

Kurtuluşumuz kendi kollarımızdadır!