Yazar: Candemir Zeytin

Dardanos’ta Doğa Ve Kamusal Yaşam Yağmalanıyor

Çanakkale Dardanos’ta bulunan Yahya Çavuş Orman Kampı, yaklaşık yarım asırdır kamusal kullanımda olan, orman yangınlarıyla mücadele eğitimlerinin yürütüldüğü, halkın ücretsiz yararlandığı bir kamu alanıydı. Bugün ise bu alan, devlet eliyle sermayeye devredilmek üzere satışa çıkarılıyor. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen süreçte kamp alanının imar planı değiştirildi; “kamu eğitim ve dinlenme alanı” statüsü kaldırılarak ticaret–turizm, park ve plaj alanı ilan edildi. Satış ihalesinin 28 Ocak 2026’da yapılması planlanıyor. Yerel yönetimler, sendikalar, meslek odaları ve bölge halkı bu karara karşı çıkıyor; Çanakkale Belediyesi alanın kamulaştırılması yönünde oy birliğiyle karar aldı. Hukuki süreçler devam ederken, imza kampanyaları ve açıklamalar sürüyor. Ancak Dardanos’ta...

Devamını Oku

Kamusal Sağlık Hakkı Yargılanıyor: Prof. Dr. Ayten Erdoğan Davası Ne Anlama Geliyor?

Prof. Dr. Ayten Erdoğan hakkında, yoksul çocukların ilaç masraflarının karşılanmasını sağladığı gerekçesiyle “kamu zararına dolandırıcılık” ve “usulsüzlük” suçlamalarıyla 46 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Savcılık iddianamesinde “kamu zararı” iddiası öne sürülse de, dosyada gerçek bir parasal kaybın bulunmadığı, iddia edilen tutarın da daha önce faiziyle birlikte ödendiği biliniyor. Buna rağmen dava, basit bir mevzuat ihlali tartışmasının çok ötesine geçmiş durumda. Yargılama süreci, Türkiye’de uzun süredir piyasaya teslim edilmiş sağlık sisteminin sınırlarını fiilen aşan bir hekimin, ağır ve ibretlik biçimde cezalandırılmasına dönüşmüş bulunuyor. Bu noktadan sonra mesele artık bir “usul” meselesi değil, sağlığın nasıl bir toplumsal ilişki olarak örgütlendiği sorusudur....

Devamını Oku

Zonguldak’ta Yakılan İşçi Nourtani’nin Davası: Sermayenin Adaleti, İşçi Sınıfının Öfkesi

Zonguldak’ta Afganistanlı göçmen işçi Vezir Mohammad Nourtani, kaçak bir maden ocağında çalışırken yaşamını yitirdi. Üzerine çöken vagonlar arasında sıkışarak ölen Nourtani’nin bedeni, patronlar tarafından yakılarak yok edildi. Olayın ardından açılan davada patronlar ve sorumlulara verilen cezalar geçtiğimiz günlerde Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onandı. Mahkemenin kararı, tıpkı olayın kendisi gibi, bu ülkenin sınıfsal ve adli çürümüşlüğünün aynasıdır. Beş yıl sekiz ay: Patronlar için ödül, işçiler için hakaret Mahkeme, ocağın sahipleri Enver G. ve Hakan K.’yı “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan 5 yıl 8 ay hapisle cezalandırdı. Diğer sanıklara da 1 ila 4 yıl arasında değişen cezalar verildi. Oysa...

Devamını Oku

Futbolun Ticarileşmesi ve Amatörün Tasfiyesi: Kim İçin Futbol?

Kitlelerin Oyunu mu, Sermayenin Endüstrisi mi? Futbol, 20. yüzyıl boyunca dünyanın en geniş kitleleri peşinden sürükleyen, işçi sınıfının ve emekçi mahallelerin sahiplendiği bir oyun oldu. Fabrika işçilerinin, liman emekçilerinin, kasaba gençlerinin kurduğu kulüpler, sadece bir spor alanı değil; dayanışmanın, aidiyetin ve kolektif kimliğin de merkeziydi. Futbolun büyüsü, basitliği ve erişilebilirliğiydi: bir top, birkaç oyuncu ve sınırsız bir coşku. Aslında futbolun kökleri de bu sınıfsal karaktere dayanır. Futbol İngiltere’de ortaya çıktı fakat asıl sahipleri aristokratlar değil, fabrika işçileriydi. İşçi sınıfı futbolu yalnızca oynamakla kalmadı; kurduğu kulüplerle, örgütlediği turnuvalarla bu oyunu geliştirdi, kurallarını oturttu ve bir kitle sporuna dönüştürdü. Kısacası futbol,...

Devamını Oku

Siyonist Soykırım, Emperyalist İkiyüzlülük ve İşçi Sınıfının Görevi

Gazze’de kıtlık ilan edildi. Bombardımanlarla yıkılmış şehirler, zorla sürgün edilmiş aileler ve açlıkla mücadele eden milyonlar… BM’nin dahi kabul ettiği bu tablo, “insani kriz” değil, planlı bir soykırımın kanıtıdır. İsrail Başbakanı Netanyahu, açlıktan ölenleri “yardım edilen siviller” olarak gösteriyor. “İsrail’in açlık politikası yok, açlığı önleme politikası var” diyerek gerçeği inkâr ediyor. Bu, Hitler’in propaganda yöntemlerinin Siyonist versiyonudur. Bugün Gazze’deki açlık ve bombardıman, toplu sürgün ve imha stratejisinin bir parçasıdır. Açlık bir silah, bombardıman destekleyen bir araç ve sürgün ise son darbedir. Gerçek çözüm ise ne emperyalist diplomasiye ne de BM, AB, NATO gibi kurumlara güvenmekten geçer. Çözüm işçi sınıfının...

Devamını Oku