Bayram sabahı… Sofralar kurulmuş, sermaye sınıfı lüks villalarında tıka basa kahvaltılar yapıyor. Ama aynı saatlerde İstanbul Pendik’te bir kadın işçi, elinde benzin bidonuyla eski çalıştığı iş yerinin önünde, “Paramı alamadım, şakam yok, blöf yapmıyorum” diyerek kendini ateşe vermeye hazırlanıyordu.Emekçi kadın çalıştığı iş yerinden alacaklarını alamamış, bayramda parasızlığa mahkum edilmişti. Çaresizliği öyle bir noktaya varmıştı ki, kendisini ve iş yerini yakmakla tehdit etti. “Ya paramı alırım, ya da kendimi yakarım” dedi. Bu cümle, yalnızca bir bireyin isyanı değil, milyonlarca işçinin içine düştüğü uçurumun yankısıydı.

Emekçiye Bayram Yok, Bayram Patronlara

Velibaba Mahallesi’nde yaşanan bu olay, “Her şey yolunda” masalının maskesini bir kez daha yırttı attı. Bayramda çifte maaşla tatillere çıkan patronlar, borçla, hak gasplarıyla, açlıkla yaşamaya mahkûm ettikleri işçilerin canını hiçe sayıyor. Pendik’teki bu eylem, sefaletin duvarına yazılmış bir çığlıktır. Holdinglerin serveti büyürken, kadın işçiler “şaka yapmıyorum” diye haykırmak zorunda kalıyor.

Bu Sistem, Kadın İşçileri Yaşatmıyor!

Kadın işçiler bu düzende hem cinsiyetçi sömürüye, hem de sınıfsal baskıya maruz kalıyor. Emeği çalınan, sesi duyulmayan, hakkını aradığında ya susturulan ya da “akli dengesi yerinde mi” diye damgalanan işçilerden biri, bu kez kendini yakmaya kalktı. Daha ne kadar susacağız? Daha kaç kişi kendini yakmaya çalışacak?

Devran Dönecek, Hesap Sorulacak!

Bu ülkenin sokaklarında artık açlık, yoksulluk ve isyan dolaşıyor. Bir yanda villasından helikopterle havalanan patronlar, öte yanda parasını almak için bedenini ateşe vermek zorunda kalan emekçiler… Bu tezat, kader değil; bu, kapitalizmin çürümüş düzenidir.

Ama böyle gitmeyecek. Bir gün işçilerin susturulan sesi, bu ülkenin her karışında yankılanacak. Patronların saltanatı, kadınların ve işçilerin öfkesiyle yıkılacak.
Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki; hiçbir çığlık sesiz kalmaz!