İşgalci Siyonizme, Gerici İslamcılığa ve Burjuva İkircikliğine Karşı Enternasyonal İşçi Cephesi!

9 Haziran 2025’te Gazze’ye yardım taşıyan Madleen gemisine, işgalci İsrail devleti tarafından uluslararası sularda korsanca bir saldırı düzenlendi. Bu gemi, sürmekte olan soykırıma rağmen yola çıkan bir siyasi irade ve ahlaki cesaretin ifadesidir. Müdahale, yalnızca Filistin halkına değil, dünya halklarının vicdanına, uluslararası hukuka ve insanlık onuruna yapılmış açık bir saldırıdır. Ama biz biliyoruz: Bu saldırı bir istisna değil, Siyonist sömürgeciliğin kurucu karakteridir. İsrail devleti, Gazze’yi yaşanmaz bir enkaza çevirmiş; on binlerce çocuğu katletmiş, açlığı, susuzluğu, yokluğu bir silah gibi kullanmıştır. Ve bu barbarlığa yalnızca İsrail değil, bizzat emperyalist merkezler ve işbirlikçi rejimler de ortaktır.

Filistin Dostu Pozu Veren Erdoğan Rejimi: İkiyüzlülüğünüz Yeter!

Erdoğan hükümeti, yıllardır Filistin meselesini iç politikada ucuz bir manevra malzemesi olarak kullanmakta, halkın öfkesini boşaltmak için timsah gözyaşları dökmektedir. Ancak gerçekler ortadadır:
2024’te İsrail’e yapılan ihracat 7 milyar doları aşmıştır. Mersin Limanı hâlâ İsrail gemilerine açıktır. Türkiye, NATO üyesi olarak İsrail’i doğrudan besleyen stratejik bir köprüdür. Filistin’le dayanışma, yalnızca bir propaganda aracı olarak kullanılan Erdoğan rejiminin maskesi düşmelidir. Türkiye devleti, Filistin’in gerçek düşmanlarıyla —ABD, NATO, İsrail ve Körfez gericiliğiyle— ittifak hâlindedir.

“Kola Boykotu” Tiyatrosu: İslamcıların Sahte Dayanışması

Bugün sokaklarda “Starbucks boykotu” yapan, sembollere saldıran İslamcı çevrelerin Filistin dayanışması, emperyalist kapitalizmle bir hesaplaşmaya dönüşmemektedir. Antisemitizmin, mezhepçi gericiliğin ve popülist gösterilerin Filistin halkına zerre faydası yoktur. Tam tersine bu akımlar, İsrail’in suçlarını meşrulaştırmak için Siyonistlerce bizzat kullanılmaktadır.
Filistin, ne Hamas’ın gerici tünel devletine ne de İslamcı iktidarların istismarına mahkûmdur.

“Esas Düşman Kendi Ülkemizde!” – Dayanışma, İktidarla Hesaplaşmadan Geçer

Filistin halkıyla gerçek dayanışma, öncelikle kendi ülkemizdeki iktidar bloğuyla, burjuvaziyle ve emperyalizmin çıkarlarını koruyan yapılarla açık bir hesaplaşmayı gerektirir. Biz Filistin’e yardım etmek istiyorsak:
Türkiye burjuvazisinin İsrail’le yaptığı her ticari ve askeri anlaşmayı teşhir etmeliyiz.
İktidarın ikiyüzlü Filistin politikalarını teşhir etmeliyiz.
Filistin dayanışmasını Kürt halkının özgürlük talebiyle, işçi sınıfının yaşam mücadelesiyle birleştirmeliyiz. Türkiye’nin NATO’nun en büyük ordularından birine sahip olduğu gerçeğini, bu ordunun emperyalist savaş ve işgallerdeki rolünü açıkça ortaya koymalı; NATO’nun ve ona bağlı tüm ulusal orduların dağıtılması perspektifini savunmalıyız.
Filistin halkı için özgürlük isteyen herkes, Türkiye’nin NATO üyeliğine ve emperyalist bloklara açıkça karşı çıkmalıdır.

Filistin’e Enternasyonal İşçi Sınıfı Yöntemleriyle Yardım!

Siyonist devleti ve onun küresel destekçilerini ancak uluslararası düzeyde örgütlenmiş bir işçi sınıfı hareketi durdurabilir. Bu nedenle:
Liman ve nakliye işçileri, İsrail’e giden gemileri yüklemeyi reddetmelidir.
Hava yolu işçileri, Tel Aviv uçuşlarını iptal etmelidir.
Silah üretim işçileri, İsrail’e giden mühimmatı engellemelidir.
Bunlar yapılmadıkça dayanışma, bir “tepki göstermek” seviyesinin ötesine geçemez.

Taleplerimizdir:

İsrail’e silah sevkiyatlarının tam boykotu!

Gazze ablukasının hem İsrail hem Mısır tarafından derhal kaldırılması!

İsrail ordusunun Gazze, Batı Şeria, Suriye ve Lübnan’dan çekilmesi!

Filistin yanlısı militanlara ve kolektiflere açılan tüm davaların düşürülmesi!

Gazze mültecilerinin Avrupa’ya serbest geçiş hakkı!

Şimdi Eylem Zamanı!

Bu beyannameyle birlikte, enternasyonal devrimciler ve işçiler olarak şunu ilan ediyoruz: Türkiye’de İsrail’le işbirliği yapan tüm şirketler, limanlar ve kurumlar önünde protesto eylemleri örgütlenmelidir.
İslamcı sağın tepkisinden farklı olarak sınıfsal ve devrimci bir dayanışma kampanyası sokakta, işyerinde, üniversitelerde yaygınlaştırılmalıdır.
Siyasi grev çağrısı başta liman, havayolu, silah sanayii ve medya işçileri olmak üzere uluslararası çapta yükseltilmelidir.

Filistin Özgür Olmadan Dünya Özgür Olamaz!

Filistin’in özgürlüğü, Siyonist devletin dağıtılmasından; etnik, dinsel, ulusal farklılıkların eşit yaşadığı laik, çok dilli, çok halklı sosyalist bir Filistin devleti kurulmasından geçer. Filistin’in özgürlüğü, sadece Filistinlilerin değil, bütün Ortadoğu halklarının özgürleşmesiyle mümkündür.
Sosyalist bir Filistin, sosyalist Ortadoğu federasyonunun parçası olacaktır.

Kurtuluş yok tek başına – ya hep beraber ya hiç birimiz!
Ya Sürekli Yıkım Ya Sürekli Devrim !