“Zorunlu eğitim istihdama engel.”

Bu cümle MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir’e ait. Özdemir’in açıklamaları sadece bir ekonomik öneri değil, doğrudan çocuk emeğinin meşrulaştırılması, kadın bedeninin üretim aracına indirgenmesi ve patriyarkal burjuva ideolojinin güncel ifadesidir. Bu sözler, sermaye sınıfının kriz koşullarında daha da azgınlaşan sömürü iştahının bir tezahürüdür. Krizin bedelini çocuklara, kadınlara ve işçilere ödetmek isteyen bu sistem, artık açık açık çocuk emeği ve doğurganlık seferberliği çağrısı yapacak kadar pervasızlaşmıştır.
MÜSİAD Ne Diyor?

Burhan Özdemir’in Yeni Şafak gazetesine verdiği demeçte öne çıkan öneriler şunlar:

12 yıllık zorunlu eğitimin esnetilmesi,

Herkesin üniversite okumak zorunda olmadığı, çocukların “erken yaşta meslek edinmesi” gerektiği,

“Çocuk odaklı vergi teşvikleriyle doğurganlık ve istihdamın teşvik edilmesi.”
Bu açıklamalar tesadüfi değildir. Sermayenin karşı karşıya olduğu yapısal krizlere, ucuz işgücünü daha erken yaşlara ve kadın bedenine yönelterek çözüm arandığının açık itirafıdır.

Kapitalizmin Genetik Kodları: Çocuk ve Kadın Sömürüsü

Kapitalist üretim biçimi, tarihsel olarak hem çocuk emeğine, hem de kadın bedenine yönelik sistematik tahakküm kurmuştur. Bu tahakküm yalnızca ekonomik değil; ideolojik, kültürel ve siyasal düzeyde de örgütlenmiştir.

MÜSİAD’ın vergi teşvikli doğurganlık çağrısı nedir?

Bu çağrı, açıkça kadını burjuvaziye işçi doğuracak bir fabrika, yani kuluçka makinesi olarak kodlamaktadır. Kadın bedeni üzerinde toplumsal ve siyasal denetim kurmanın çağdaş bir formudur. Bu söylemle:

Kadın sadece “annelik” ve “çocuk doğurma” rolleriyle tanımlanmakta,

Kadının toplumsal ve bireysel kimliği yok sayılmakta,
Aile, hem çocuk emeğini yeniden üretme, hem de kadın emeğini ev içine hapsederek görünmez kılma aracı haline getirilmektedir. Bu ideoloji, tıpkı kapitalizmin ilk döneminde olduğu gibi, bugün de “kutsal aile” mitosuyla işçi sınıfının yeniden üretimini güvence altına almak istemektedir.

🏛 “Aile Yılı” Tesadüf Değil, Sermayenin Planlı Saldırısıdır

2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesi, yalnızca AKP’nin muhafazakâr retoriğinin değil, sermayenin programatik ihtiyaçlarının bir ürünüdür. Burjuvazi için aile: Kadının evdeki ücretsiz emeğini kalıcılaştıran bir kurumdur,
Yeni kuşak işgücünü yetiştiren bir sosyal üretim alanıdır,
Kadını ekonomik üretimden çok, biyolojik üretimin ajanı haline getiren bir mekanizmadır.
Yani aile, burjuvazinin toplumu kontrol altında tutmak için kutsallaştırdığı bir ideolojik aygıttır. Kadın özgürlüğünün, çocuk haklarının ve kamusal eğitimin önündeki en büyük engellerden biridir.
MESEM: Eğitim Değil, Sömürü

MÜSİAD’ın çocuk işçiliğine çağrısının pratikteki karşılığı devlete ait bir programda çoktan uygulanıyor: MESEM.
MESEM, 14 yaş üstü çocukların haftanın 4 günü işletmede, 1 günü okulda olması esasına dayanıyor. Bu çocuklar asgari ücretin üçte biri kadar ücretle, SGK’nın yalnızca “kısa vadeli” kollarına dahil edilerek çalıştırılıyor. Yüzlerce çocuk işçi bu program kapsamında iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. 2023 yılında en az 60 çocuk işçi iş cinayetlerinde öldü. Birçoğu MESEM kapsamındaydı.
(Bilgi kaynağı: İSİG Meclisi) Bu program, doğrudan patronlara ucuz ve denetimsiz emek sağlamak için kurulmuştur. Devlet bu sistemle çocukları eğitmek değil, iş gücünü sermaye için hazır hale getirmek istemektedir.
🔥 Burjuvazi Neden Bu Kadar Pervasız?

MÜSİAD gibi burjuva örgütlerin bu kadar açık ve utanmaz açıklamalar yapabilmesinin nedeni şudur: > İşçi sınıfı örgütsüz ve devrimci bir önderlikten yoksundur.
Burjuvazi, karşısında direnen bir sınıf görmediği sürece, her türlü sömürüyü “rasyonel çözüm” diye pazarlayacaktır. Çocukları da, kadınları da, doğayı da gözünü kırpmadan sermaye birikimi için kurban edecektir.
Ama unutmayalım: > İşçi sınıfı örgütlüyse her şeydir. Örgütsüzse hiçbir şey.
Bu yüzden MÜSİAD’ın çocuk işçiliği çağrısına karşı, yalnızca pedagojik ya da insani değil, devrimci ve sınıf temelli bir yanıt vermek zorundayız.

Sonuç Yerine
Bugün MÜSİAD’ın çocuk emeği ve kadın bedeni üzerinden kurduğu bu saldırı programı, yalnızca bir burjuva tahayyül değil; faal bir sınıf savaşının ürünüdür. Bu savaşa karşı verilecek yanıt da faal ve örgütlü olmak zorundadır. İşçi sınıfı ayağa kalktığında, burjuvazinin kutsal aile yalanları da, çocuk işçiliği hayalleri de tarihin çöplüğüne gömülecektir.

> “Sınıfın devrimci örgütü kurulmadan hiçbir kurtuluş yok.”
— Enternasyonal Komünistlerin çağrısı budur.
Proletarya örgütüyle güçlüdür !