Yazar: Selim Galip

Zincirlerinden Başka Kaybedecek Geleceği Olmayanlar

Önsöz Türkiye’de bir kuşağın geleceği gözlerimizin önünde çürümektedir. Sabahın köründe servis bekleyen organize sanayi işçileri, motor üstünde ölümle yarışan kuryeler, kahve zincirlerinde üç kuruş bahşiş için gülümsemek zorunda bırakılan üniversiteliler, AVM’lerde gün boyu ayakta çalışan mağaza emekçileri, staj adı altında ucuz işgücü haline getirilen meslek liseliler, çağrı merkezlerinde kulaklıkla birlikte kişiliğini de çıkarmak zorunda kalan gençler… Bugünün Türkiye’sinde gençlik, artık esas olarak çalışan gençliktir. Ve bu gençlik, kapitalizmin çürüyen toplumsal düzeni içerisinde geleceksizliğe mahkûm edilmektedir. Genç işçiler yalnızca düşük ücretlerle yaşamaya zorlanmıyor. Aynı zamanda borçlandırılıyor, güvencesizliğe itiliyor, rekabetin içine sürülüyor ve sürekli olarak yalnızlaştırılıyorlar. Barınamıyorlar, geçinemiyorlar, dinlenemiyorlar. Çalışıyorlar ama...

Devamını Oku

Migros Depo Grevi: Sefalet Düzenine Karşı Ayağa Kalkan İşçi Sınıfı

Migros’un Türkiye genelindeki depolarında çalışan işçiler, patronun dayattığı yüzde 28–30 bandındaki zam teklifini reddederek fiili grev ve iş bırakma eylemine geçti. İstanbul Esenyurt’tan başlayarak Kocaeli, İzmir Torbalı, Adana, Bursa ve farklı şehirlerdeki depolara yayılan bu direniş, yalnızca bir ücret pazarlığının sonucu değil; derinleşen yoksullaşmaya, örgütsüzlüğe ve sömürü düzenine karşı bir sınıf çıkışıdır. İşçiler açık konuşuyor: Bu bir zam değil, sefalet dayatmasıdır. Bugün gıda, kira, ulaşım ve enerji fiyatları karşısında ücretler erirken, patronların teklif ettiği oranlar işçiyi daha da yoksullaştırmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Migros depo işçilerinin “sefalet zammı” tanımı tam da bu gerçeği ifade etmektedir. İşçiler bu nedenle net...

Devamını Oku

Sefalet Dayatmasına Karşı Kontak Kapatmak Yetmez: Esnaf Kuryelik Yıkılmalı

Yemeksepeti kuryelerinin sefalet dayatmasına karşı kontak kapatması, platform kapitalizminin parlatılmış vitrinini bir kez daha yerle bir etti. Bugün milyonlarca siparişin arkasında, güvencesizliğe, yoksulluğa ve algoritmik zorbalığa mahkûm edilen bir işçi sınıfı gerçeği duruyor. Kuryelerin “Sistemin bel kemiği biziz” sözü, romantik bir slogan değil; artı-değerin nerede üretildiğini gösteren çıplak bir sınıf gerçeğidir. Ancak bu mücadeleyi yalnızca ücret artışı başlığına sıkıştırmak, sorunun kaynağını ıskalamak olur. Asıl hedef, esnaf kuryelik adı altında dayatılan ve işçileri bilinçli biçimde sigortasız, örgütsüz ve güvencesiz bırakan sömürü rejiminin ortadan kaldırılmasıdır. Esnaf Kuryelik: Sınıfın İnkarı Esnaf kuryelik sistemi, işçiyi işçi olmaktan çıkarma girişimidir. Şirketler, kuryeleri “bağımsız” göstererek...

Devamını Oku

Mülkiyetin Sessiz Fedası

Mihail Tal ⚔️ Andrey Tarkovski Bu yazının bir sinema yazısı olduğunu düşündürten şeyler olacaktır size, kabul ediyorum. Bazılarınız ise bir satranç ustasının oyunlarının güzelliğiyle alakalı yazılmış bir yazı olduğunu düşünecektir. Bence ikisi de değil. Yazarken çok eğlendim, umarım okurken siz de eğlenirsiniz. Geçenlerde Youtube üzerinden bir satranç maçının analizine denk geldim Selim Gürcan’ın eşsiz anlatımıyla. Bir yanda Mihail Tal, karşısında Neibult isimli hiç duymadığım bir oyuncu ama o da ne, Neibult isimli oyuncunun yerine Tarkovski’nin fotoğrafı konulmuş. Gülümsedim. Ne işi vardı Tarkovski’nin bir satranç tahtasında. Hoş daha önce bir başka Tall oyununda satranç tahtasına su aygırı bile düşmüştü. Neyse,...

Devamını Oku

Eğitimde Yeni Model: Sermaye İçin Fabrika, Gençlik İçin Zincir

Sermaye İçin Yeni Bir Eğitim Modeli Türkiye’de eğitim sistemi, her zaman kapitalist üretim ilişkilerinin bir aracı olmuştur. Ancak “4+4+sanayi” modeli, bu gerçeği artık gizleme ihtiyacı duymadan, açık ve kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor. Devletin eğitimde uygulamaya koyduğu bu yeni sistem, öğrencileri geleceğin işgücü deposu hâline getirmeyi, yani gençleri patronların ihtiyaçlarına göre yetiştirmeyi hedefliyor. Bu model, 4+4 sistemi adıyla bilinen zorunlu ilkokul ve ortaokul kademelerinin ardından, gençlerin sanayi ve hizmet sektörüne entegrasyonunu planlıyor. Erken yaşta meslek seçimi, staj ve üretim odaklı eğitim programlarıyla, öğrenciler patronların denetiminde işgücü olarak biçimlendirilecek. Sistem, özellikle düşük gelirli ve yoksul çocukları hedef alarak, onların ucuz...

Devamını Oku