28 Haziran 2025. Erzurum’un Oltu ilçesinde, Oltu taşı çıkarılan bir taş ocağında meydana gelen göçükte 3 işçi hayatını kaybetti. Biri olay yerinde, ikisi hastanede yaşamını yitirdi. Madenin ismi gizleniyor, “adli ve idari soruşturma başlatıldı” denilerek bu cinayet de diğerleri gibi örtbas edilmeye çalışılıyor. Ama biz biliyoruz: Bu bir kaza değil, sınıf karakteri olan bir cinayettir.

İşyerleri Mezarlık, Sermaye Kan İçiyor

Her yıl yüzlerce işçi madenlerde, tersanelerde, inşaatlarda ölüyor. Sebep ne “doğal afet”, ne “kader”, ne de “insan hatası”: Gerçek sebep, daha çok kâr için daha fazla hız, daha az önlem, daha düşük maliyet.

Bu cinayetlerin ortak bir özelliği var:

Denetim yok,

Güvence yok,

Sendika yok.
Çünkü işçinin örgütlü olması, patron için maliyettir. İşçinin örgütsüz olması ise ölüm fermanıdır.

Örgütsüzlük Öldürür

Oltu’daki taş ocağı gibi yüzlerce işyeri örgütsüz, sendikasız, denetimsiz çalışıyor.
İşte tam da bu yüzden, göçük yalnızca toprağın değil, örgütsüzlüğün altına bırakıyor işçileri.
Bugün sendikalı olmanın anlamı yalnızca sosyal hak değil, can güvenliği ve yaşam hakkıdır.
İşçiyi örgütsüz bırakan sistem, onu göz göre göre ölüme gönderiyor.
Madenin Adı Yok, Katilin Kimliği Belli

Oltu’daki madenin ismi saklanıyor. Çünkü bu sistem işçiyi değil patronu koruyor. Patronun adını saklayan her açıklama, onu işçinin kanından aklayan bir propaganda metnidir.
Ama biz biliyoruz:

Bu ölümlerin sorumlusu, kâr için işçiyi feda eden sermaye sınıfıdır.

Bu ölümlerin koruyucusu, denetlemeyen, susan, teşvik eden devlettir.

Bu ölümlerin ortağı, örgütsüzlüğe göz yuman sarı sendikacılıktır.

İş Cinayetlerine Karşı Sessizlik Cinayete Ortaklıktır

Her “kader” açıklaması, her suskunluk, bu cinayet düzeninin devamı demektir.
Oltu’daki kardeşlerimiz, sadece bir taş ocağında değil, bu sömürü düzeninin altında gömüldü.
Onlara borcumuz, bu düzeni teşhir etmek ve yıkmaktır.

Çözüm: Örgütlenmek, Mücadele Etmek, Hesap Sormak

İş cinayetlerini durdurmanın tek yolu:

İşçilerin kendi taban örgütlerini kurması,

Sendikal bürokrasiyi aşarak doğrudan mücadeleye geçmesi,
Örgütsüzlüğe mahkûm edilen kardeşlerimize örgütlü yaşamın bir hayat meselesi olduğunu anlatmasıdır.
Ya bu düzeni değiştireceğiz ya da her gün birimiz eksileceğiz.
Oltu’daki öfkeyi örgütleyelim. Bu cinayetlere karşı ses verelim.