Yazar: Ali Kemal Taşçı

Marksizme Giriş: Devlet

Devletin Marksist tanımı: Engels devleti, toplumun bağrından doğan ama kendisini onun üzerine koyan ve ona giderek daha fazla yabancılaşan güç olarak tanımlar. Engels der ki : “Devlet topluma dışardan dayatılmış bir güç değildir. Hegel’in ileri sürdüğü gibi, ‘ahlâk düşününün gerçekliği’,‘aklın imgesi ve gerçekliği’ de değildir.Devlet, daha çok, toplumun,gelişmesinin belirli bir aşamasındaki bir ürünüdür; bu toplumun, önlemekte yetersiz olduğu uzlaşmaz karşıtlıklar biçiminde bölündüğünden, kendi kendisiyle çözülmez bir çelişki içine girdiğinin itirafıdır. Ama, karşıtlıkların,yani karşıt ekonomik çıkarlara sahip sınıfların, kendilerini ve toplumu, kısır bir savaşım içinde eritip bitirmemeleri için, görünüşte toplumun üstünde yer alan çatışmayı hafifletmesi, ‘düzen’ sınırları içinde tutması gereken bir erklik gereksinimi kendini kabul ettirir; işte toplumdan doğan, ama onun üstünde yer alan ve ona gitgide yabancılaşan bu erklik, devlettir.” Burada Engels’in demek istediği açıktır. Evet devleti halk kurmuştur. Fakat devlet,giderek halka yabancılaşmış ve kendini halkın üzerine koymuştur. Devlet gazıyla jopuyla işçi sınıfı dizginlemek ve kıymetlisi patronu sermayesine zarar verecek bu tür olayları dizginlemek ister. İşçi snıfı ayaklanır polis yani devlet bastırır. Lenin’in deyimiyle “Devlet, sınıf karşıtlıklarının giderilmesinin nesnel olarak mümkün olmadığı yerde, anda ve ölçüde ortaya çıkar. Tersinden söylersek devletin varlığı sınıf karşıtlıklarının giderilemez olduğunu kanıtlar.”İşçi sınıfının ezilmesini yaslaştıran,bunu normal ve burjuvanın bir hakkıymış gibi gösteren, bu sömürü düzenini koyan, patronun sırtını sıvazlayıp yerdeki işçiye tekme atan,patronun işçiyi sömürme aracıdır devlet. Örnek verilmesi gerekirse devlet, kavgadaki iki insanı barıştırmaz. Kavgadaki ezilen tarafı tutar ve diğerinin ona vurmasına hala...

Devamını Oku

Tarih Yargıçsa İşçi Sınıfı İnfaz Memurudur!

İnsanlık 100.000 yıllık tarihe sahiptir. Bunun sadece son 10.000 yılında özel mülkiyet, devlet, sınıflar vardır. Oysa ki anlatılan tarih insanlık tarihinin yalnızca son 10.000 yıllık tarihidir. İnsanlık tarihinin 90.000 yıllık kısmında sınıflar, sömürü ve özel mülkiyet yoktur. Bize modern tarih olarak sunulan kesit ezen ile ezilenin amansız mücadelelerinin tarihidir. Marx, Komünist Manifesto’da yazılı tarihi şu şekilde yorumlamıştır: Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf mücadeleleri tarihidir. Özgür insan ile köle, patrisyen ile pleb, bey ile serf, lonca ustası ile kalfa, tek sözcükle, ezen ile ezilen… Tarihi ilerleten, medeniyetin gelişmesine sağlayan her zaman ezen sınıfların ezilenlere karşı verdiği mücadele olmuştur. Tarihin...

Devamını Oku

Deprem Gerçeği ve Devrimci Komünist Tutum

Türkiye coğrafyasının doğusundan batısına dek önemli bir kara bölümünün altından fay hattı geçmektedir. O yüzdendir ki Türkiye deprem doğal afetinin belli periyotlarda yaşandığı ve bundan sonra da yaşanmaya devam edeceği bir coğrafyadır. Her depremden sonra depremle yaşamayı öğrenmemiz gerekir nutukları atılsa da, her 6 şiddetinin üzerinde gerçekleşen depremlerden sonra büyük yıkımlar beraberinde gelmektedir. Son yıllarda belleklerde iz bırakan Erzincan, Dinar, 17 Ağustos, Marmara, Düzce, Van ve şimdide de Elazığ depreminde istisnasız hepsinde devlet hazırlıksız yakalanmıştır. Her depremden sonra can ve mal kayıplarının yüksek olduğu yıkımlar gerçekleşmiş, buna paralel olarak devlet erkânı birlik beraberlik mesajları vermiş, İslamcı gerici erkân ise...

Devamını Oku

Bir İntihar ve Sosyolojik Boyutları

Gün geçmiyor ki iş, kadın, nefret cinayetleri haberlerinin gelmediği bir gün olsun. Sistem bu cinayetleri gündelik hayatın sıradanlaşmış olguları gibi sunmaya çalışarak normalleştirmeyi hedeflemektedir. İşçiler, iş güvenliğinin olmadığı koşullarda çalıştırılmakta, mesailerini kelle koltukta bitirmektedir. İşe gitmek adeta harbe gitmek gibi ölüm riski barındıran bir hale evrilmektedir. Bir yandan ölüm tehlikesi altında sefalet koşulları, bir yandan da işsizlik seçenek olarak dayatılmaktadır. Kadınlar ise her an ataerkil devlet ve toplum düzeninin cinayetlerine, taciz ve tecavüzlerine maruz kalmanın tehditleri altında yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Ekonomik krizin hızla büyüdüğü, emekçi kitlelerde büyük yıkımlar yarattığı, buna paralel olarak devlet baskısının istikrarlı şekilde artışı emekçi kitleleri...

Devamını Oku

Mega Çılgın Proje: Kanal İstanbul

Erdoğan rejimi çılgın projeleriyle sürekli olarak gündeme geldi. Yollar, otobanlar, köprüler vb temeli inşaat ve beton ekonomisine dayanan projeler uygulamıştır. Seçim meydanlarında sürekli olarak beton ekonomisine dayalı projelerinin reklamlarını yaptı. Erdoğan’ın en büyük hayalim dediği “Kanal İstanbul” projesi Türkiye’nin gündeminin merkezine yerleşti. Peki nedir bu Kanal İstanbul? Kanal İstanbul şehrin Avrupa yakasında hayata geçirilmesi planlanmaktadır. Karadeniz ile Akdeniz arasında alternatifsiz bir geçit olan İstanbul Boğazına alternatif yaratarak, Karadeniz ve Marmara Deniz’ini birbirine bağlayan yapay su yolu projesidir. Bu projeye göre kanalın uzunluğu 40-45 km, genişliği 145-150 metre, tabanı 125 metre, su derinliği 25 metre olarak tasarlanmaktadır. 2023’te projenin tamamen...

Devamını Oku

İletişim

E-Posta - iletisim@patronsuzdunya.com