Gecesi gündüzü belli olmayan vardiyalar, bitmek bilmeyen fazla mesailer…
Ne zam yapılır, ne izin verilir. İşten atılma korkusu, bahşiş gaspı, mobbing, müşteri kaprisleri, uzun saatler, kısa molalar…

Lüks otellerde, sahil resortlarında, AVM’lerde ya da restoranlarda çalışıyoruz.
Ama o otellerde, restoranlarda, kafelerde, plajlarda sadece müşteriler dinleniyor.
Biz ise sırtımızdan ter, dizimizden derman kalmayana kadar “hizmet” veriyoruz.
Onlar tatilde, biz kölelikteyiz.

Müşteriye gülümsemek zorundayız, patrona susmak zorundayız…
Ama artık YETER!
🏨 Oteller ve Restoranlar 5 Yıldızlı, Ama Ücretlerde Tek Yıldız Bile Yok!

Turizm sezonu geldiğinde ekranlarda arz-ı endam eden patronlar rekor kâr açıklıyor.
Sektör, “bacasız sanayi” diye yüceltiliyor.
Sıcak paranın en yoğun döndüğü alanlardan biri.
Rezervasyonlar doluyor, döviz yağıyor, milyonlar kasalara akıyor.
Ama bu servet, bizim çalınan emeğimizin sonucudur!

Peki biz?

Yoksulluk sınırındaki ücretlerle hayatta kalmaya çalışıyoruz.

Bahşişler yönetim tarafından gasp ediliyor.

Fazla mesailer ya ödenmiyor ya da el altından geçiştiriliyor.

Sendikalaşmak isteyen işçiler tehdit ediliyor, işten atılıyor.

Adı lüks, içi kölelik olan bu düzen,
milyon dolarlık ışıkların arkasına gizlenmiş bir emek cehennemidir!
⛓️ Patronların “Tanrı”, Bizim Köle Sayıldığımız Bir Düzen

Bu sektörde çalışan bizler her gün aynı tabloyla karşı karşıyayız:

Günde 10, 12, 14 saat boyunca aralıksız çalışıyoruz.

Yaz sezonu bitince işten çıkarılıyoruz, yeniden çağrılmak üzere askıya alınıyoruz.

“Yaz bunu bordroya” diyemiyoruz, çünkü kayıt dışı çalıştırılıyoruz.

Ne sendika var, ne temsilci, ne söz hakkı!

Ve tüm bunların tepesinde bir sınıf oturuyor: Patronlar!
Otellerin, restoranların, eğlence mekânlarının “tanrısı” gibi davranıyorlar.
İstediklerini işe alıyor, istediklerini kapının önüne koyuyorlar.
Kim çalışacak, kim aç kalacak – onlar belirliyor.

Ama bu düzen kader değildir!
Bu düzen yıkılabilir!
🎯 Bizler Turizm İşçileriyiz!

Kimi zaman garson, kimi zaman barista, aşçı, temizlikçi, kasiyer, komi, valeyiz…
Ünvanlarımız farklı olabilir ama kaderimiz ortak:
Ucuza çalıştırılmak, ezilmek, susturulmak!

Artık eğleneni değil, sömüreni,
patronu değil, işçiyi konuşmanın zamanı geldi!

Bu sektör, lüks tüketimin, şatafatın, kapitalizmin vitrinidir.
Ama bu vitrinin arkasında biz varız!
Artık turizm işçilerinin grevlerinden, direnişlerinden, örgütlü mücadelesinden söz edilme zamanı gelmiştir!

✊ OLEY-BİR’e Katıl – Örgütlen, Diren, Kazan!

Biz, OLEY-BİR olarak bu sömürü çarkını kırmak için yola çıktık.
Yalnız değiliz. Sessiz değiliz. Güçsüz değiliz!

OLEY-BİR, turizm işçilerinin öz örgütüdür.
Tabandan, işyerinden, fiili mücadeleyle kurulmuş bir sınıf gücüdür.

Patronlarla uzlaşmak için değil, onları durdurmak için vardır!
Sermayeye değil, işçilere karşı sorumludur.

Sen yoksan bir eksiğiz!
📢 Şimdi Değilse Ne Zaman?

📢 Bahşişini çalanlara karşı ses çıkar!
📢 Ücretini ödemeyen patronun önünde susma!
📢 Fazla mesain için hakkını ara!
📢 Mevsimlik işçiliğe boyun eğme!
📢 Kayıt dışı çalışmaya razı olma!
📢 Sendikalı ol! Örgütlen! Diren!
Lüks onların, emek bizim!

Bu saraylar bizim terimizle ayakta duruyor!
Sınıf bilinciyle, dayanışmayla, örgütlenerek bu düzeni değiştirebiliriz!

Özgürlük, savaşan işçilerle gelecek!
Örgütlüysek her şeyiz, örgütsüzsek hiçbir şey!

OLEY-BİR

Otel, Lokanta, Eğlence İşçileri Birliği