Eskişehir’de Ilgazlar İnşaat önünde hakları için direnen inşaat işçilerine yönelik gerçekleştirilen saldırı, kapitalist düzenin en çıplak gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi: Bu düzende işçinin alınteri değil, patronun kârı korunur.
Yapı Yol-İş Sendikası’nın yaptığı açıklamaya göre, haklarını talep eden işçilere Ilgazlar İnşaat yetkilileri tarafından doğrudan saldırıldı. Bu saldırı yalnızca işçilere değil, gerçeği belgelemek isteyen basın emekçilerine de yöneldi. Saldırı sırasında bir basın mensubunun yaralanması, sermayenin sadece emeğe değil, gerçeğin kendisine de düşman olduğunu göstermektedir. Kapitalist düzen için en büyük tehdit, sömürünün görünür hale gelmesidir.
Patronların Gerçek Yüzü: Hak Gasbı ve Zorbalık
İnşaat sektörü, kapitalist sömürünün en yoğun yaşandığı alanlardan biridir. Uzun çalışma saatleri, güvencesizlik, kayıt dışılık, SGK primlerinin eksik yatırılması ya da hiç yatırılmaması, gasp edilen ücretler… Bunlar istisna değil, sistemin normal işleyişidir.
Ilgazlar İnşaat örneğinde de tablo farklı değildir. Haklarını talep eden işçilere yönelik saldırı, patronların hukuka, adalete ya da insan onuruna değil, yalnızca kendi kârlarına bağlı olduklarını göstermektedir. İşçiler haklarını talep ettiğinde, patronların ilk refleksi diyalog değil, zorbalık olmaktadır.
Çünkü patronlar çok iyi bilir: Eğer bir işçi hakkını alırsa, diğerleri de ayağa kalkacaktır.
Devletin Tarafı: Her Zaman Sermaye
İşçilerin Ilgazlar İnşaat önünde sürdürdüğü direnişin polis zoruyla engellenmesi, devletin sınıfsal karakterinin açık bir göstergesidir. Devlet, kağıt üzerinde “tarafsız” görünse de, gerçekte sermayenin çıkarlarını koruyan bir baskı aygıtı olarak hareket etmektedir.
Haklarını isteyen işçiler “düzeni bozmakla” suçlanırken, işçilerin emeğini gasp eden patronlar korunmaktadır. Bu, kapitalist devletin özüdür.
İşçi Sınıfı Boyun Eğmeyecek
Ancak tarih göstermiştir ki, hiçbir zorbalık işçi sınıfını sonsuza kadar susturamamıştır.
Yapı Yol-İş Sendikası’nın ilan ettiği gibi: “İşçiler hakkını almadan gitmez!”
Bu söz, yalnızca bir slogan değil, sınıf mücadelesinin tarihsel gerçeğidir. Bugün Eskişehir’de direnen inşaat işçileri, yalnızca kendi ücretleri için değil, tüm işçi sınıfının onuru için direnmektedir.
Bu Mücadele Hepimizin Mücadelesidir
Eskişehir’deki saldırı, yalnızca bir işyerinde yaşanan münferit bir olay değildir. Bu, sermaye ile emek arasındaki uzlaşmaz çelişkinin somut bir ifadesidir.
Bugün Ilgazlar İnşaat işçilerine saldıran düzen, yarın başka bir fabrikada, başka bir şantiyede, başka bir işyerinde aynı saldırıyı sürdürecektir.
Bu nedenle çözüm bireysel değil, sınıfsaldır.
Eskişehir’deki direniş, tüm işçi sınıfının direnişidir.
Tüm emek ve demokrasi güçlerinin, sendikaların, gençliğin ve işçilerin bu direnişle dayanışmayı büyütmesi hayati önemdedir.
Çünkü gerçek şudur: Bu düzen işçinin emeğini gasp ederek ayakta durmaktadır.
Ve yine tarih göstermiştir ki: İşçi sınıfı ayağa kalktığında, hiçbir zorbalık onu durduramaz.