Yazar: admin

Emperyalizm Venezuela ve Latin Amerika’dan defolsun!

3 Ocak 2026 Cumartesi sabahının erken saatlerinde, ABD emperyalist ordusu, Venezuela ve Kolombiya kıyıları açıklarında birkaç haftadır konuşlandırılmış güçlü filo ile birlikte, büyük insansız hava aracı ve savaş uçağı konuşlandırmaları kullanarak bir dizi bomba ve füze saldırısı gerçekleştirdi. Maduro ve eşini kaçırdılar ve Trump’a göre, Amerikalılar şimdiden sömürgeci “geçişi” organize etmeye başladılar. Bu çatışma iki başkan arasındaki bir çekişme, demokrasi mücadelesi veya uyuşturucu kaçakçılığına karşı bir savaş değil. Bu işgal, militarizmi hızlandıran kapitalist krizin bir ifadesidir; Kuzey Amerika sermayesinin kaynak arayışı ve üretim güçlerini daha da geliştirme çabasıyla, bölgedeki Çin ve Rusya’nın bir müttefikine saldırması şeklinde gerçekleşen bir saldırganlık...

Devamını Oku

“Firavun musun Patron? İşçi Köle Değildir

Bir yaz günü, turizm bölgesinde çalıştığım cafe-barda patron bir toplantı yapmak istedi. Yoğun sezonda, uzun mesailerle ayakta durduğumuz, sıcağın altında emeğimizi tükettiğimiz bir gündü. Toplantının konusu neydi dersiniz? İşin koşulları, düşük ücretler, sigortasızlık, fazla mesailer mi? Hayır. Patron söze girdi ve geçmişten örnekler vermeye başladı: “Biz eskiden patronumuzun yanında yemek yiyemezdik, çay içemezdik, sigara içemezdik, oturamazdık. Saygı böyle olurdu.” Yani bize anlatılan şey şuydu: Emeğini satan işçi, patronun yanında insan olmaktan çıkmalıydı. Oturmak, çay içmek, yemek yemek bile “haddi” değildi. Patronun karşısında ancak eğilerek, susarak, görünmez olarak var olabilirdi. O an aklıma Musa ile Firavun’un hikâyesi geldi. Çünkü o...

Devamını Oku

Deprem Sonrası İnşa Edilen Yoksulluk: Adıyaman’da TOKİ’ler Çöküyor

Adıyaman’dan yazıyorum. Depremin üzerinden uzun zaman geçti, ancak burada sorunlar bitmedi. Aksine, başka biçimlerde devam ediyor. Konteyner kentler boşaltılıyor. Ancak birçok insan hâlâ gerçek anlamda bir eve kavuşmuş değil. Konteynerden çıkanlar ya eksikleri olan evlere yerleştiriliyor ya da kendi başının çaresine bakmak zorunda bırakılıyor. Barınma sorunu çözülmüş gibi gösteriliyor, fakat sahadaki durum böyle değil. Yapılan TOKİ evlerinde kısa sürede ciddi arızalar ortaya çıktı. Su kaçıran duvarlar, akan çatılar, doğal gaz sorunları ve sık sık yaşanan elektrik kesintileri artık olağan hâle geldi. Bazı evlerde parke, dolap gibi temel bölümler kusurlu şekilde teslim edildi. İnsanlar yeni evlerine taşınıyor, ancak daha ilk...

Devamını Oku

Bu Düzen Çocuklara Mezarlık: Türkiye’de Her Ölen Çocuk Aynı Soruya İşaret Ediyor — “Bu Devlet Kimin Devleti ?”

Türkiye bir süredir sessiz bir cenaze törenine dönüşmüş gibi. Aynı hikâyeler, aynı acılar, aynı ihmal zinciri… Yalnızca şehir adları değişiyor: Uşak, Diyarbakır, Konya, Kilis, Kütahya, Manisa… Ama ölen hep çocuk işçiler. Ve devlet her defasında aynı cümleyi kuruyor: “Gereği yapılacaktır.” O “gereğin” ne olduğunu hepimiz biliyoruz artık: Bir dosya açılır, bir bilirkişi raporu yazılır, birkaç açıklama yapılır… Sonra hayat, hiçbir şey olmamış gibi devam eder. Ama çocukların hayatı devam etmez; devam eden yalnızca bu düzenin yıkıcı işleyişidir. Geriye, kapitalist vahşetin yıkıcı sonuçlarını taşıyan küçük mezar taşları kalır. Arda Tonbul’un hikâyesi bu çürümenin karanlık aynasıydı. Arda’nın hayatı baştan yara doluydu....

Devamını Oku

Cepsiz Pantolonlarla Yaşanan Büyük Utanç: Fasfood Emekçileri Köle Değildir!

Merhaba, ben kapitalizmin tapınakları olan bir AVM’nin yemek katında çalışan bir fasfood işçisiyim. Sizlere AVM’lerin ışıltılı dünyasının perde arkasını aralamak ve işçi sınıfının ceplerindeki son üç kuruşu tekrar sermayeye kazandıran o devasa binaların nasıl insan sömürdüğünü anlatmak istiyorum. Ben, yemek katındaki fast food işletmelerinden biri olan Popeyes’ta çalışan, henüz yirmi yaşında bir emekçiyim. İş yerindeki en büyük sorunumuz, bizi hırsız olarak damgalayan üniforma politikasıdır. Şirket yönetimi, hırsızlık şüphesiyle bize cepsiz pantolonlar vermektedir. Bu uygulamanın en aşağılayıcı boyutu ise pantolonun üzerinde sanki cep varmış gibi yapılmış sahte dikiş izleridir. Bu, onur kırıcı bir muameledir; bizler alın teriyle geçinen, dürüst işçileriz....

Devamını Oku