Yazar: Dilan Bilici

ESP’ye Yönelik Operasyon: Erdoğan Rejiminin Çürümüşlüğünün İtirafıdır!

Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne yönelik polis operasyonunda 22 ilde toplam 96 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 55’i tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi, 47 kişi tutuklanarak cezaevine kondu. Aralarında parti yöneticileri, sosyalist aktivistler, sendika yöneticileri ve gazeteciler bulunuyor. Evler basıldı, kapılar kırıldı, dijital materyallere el konuldu, insanlar ifadeleri dahi alınmadan tutuklamaya sevk edildi. Bu tablo bir “yargı faaliyeti” değil, açık bir siyasal tasfiye operasyonudur. Devrimci ve sosyalist harekete karşı ilan edilmiş bir savaştır. Ortada ne somut delil vardır, ne inandırıcı bir suçlama, ne de hukuki bir süreç. Komik, asılsız ve uydurma iddialarla yürütülen bu saldırı, Erdoğan rejiminin “hukuk devleti” iddiasının bütünüyle bir...

Devamını Oku

Türkiye’nin Bangladeş’i: Kapitalizm Kadınları Ezerek Moda Üretiyor

Türkiye’nin Güneydoğu’su, tekstil sektöründe ihracat şampiyonu gibi görünse de, perde arkasında kadın emeğinin kan, ter ve tacizle beslenen bir sömürü düzeni hüküm sürüyor. Cumhuriyet’in aktardığı BİRTEK-SEN raporu, Şanlıurfa, Malatya, Adıyaman, Adana ve Gaziantep gibi Kürt kentlerinde tekstil fabrikalarında çalışan kadın işçilerin karşılaştığı korkunç gerçekleri ortaya koyuyor: düşük ücret, zorla fazla mesai, taciz, güvencesizlik ve sendikasızlık. Rapora göre kadın işçilerin %62’si zorla fazla mesaiye kalıyor, %54,5’i asgari ücret veya altında maaş alıyor. Fazla mesai, yalnızca ekonomik bir yük değil; aile bağlarını parçalayan, sağlığı tüketen ve yaşamı tehdit eden bir baskı aracı. Bir işçi, fazla mesai nedeniyle boşandığını ve çocuklarının kendisiyle...

Devamını Oku

İşsizlerin Kenti

Yedinci Bölüm: Gizli Toplantı Nazım’ın cenazesinden sonra mahalleye ağır bir sessizlik çökmüştü. Ama bu sessizlik yasın değil, hazırlığın sessizliğiydi. Camlardaki kırmızı bezler hâlâ asılıydı, gece rüzgârda dalgalanıyor, sanki ölümsüz bir marş söylüyordu. Bir gece yarısı, kahvehanenin kapıları kapalı, perdeleri sıkıca örtülüydü. İçeride küçük bir lamba yanıyor, masanın etrafında birkaç kişi toplanmıştı. Rosa önlerinde, masasının üzerinde “Patronsuz Dünya” bayrağı seriliydi. İlk sözü o aldı: — “Nazım’ın kanı yerde kalamaz. Bugün biz burada yalnızca yas tutmak için değil, örgütlenmek için toplandık. Patronsuz Dünya bugünden itibaren var olacak. Artık geri dönüş yok.” Hikmet Efendi ağır ağır başını salladı. Sesinde yılların yorgunluğu, ama...

Devamını Oku

İşsizlerin Kenti

Dördüncü Bölüm: Kanlı Arsa Gece çökmüştü. Sokak lambalarının çoğu yanmıyordu; kentin arka tarafları karanlığa gömülmüştü. Fabrikanın ardındaki boş arsada soğuk rüzgâr uğulduyordu. Nazım tek başına yürüyordu. Cebinde yarım yamalak bir ekmek parası, gözlerinde öfke vardı. O gün çocukları aç yatmıştı, karısı ağlamıştı. “Artık yeter,” diye düşündü. “Bu düzen bizi öldürüyor, ama ben susmayacağım.” O sırada karanlıktan üç siluet çıktı. Fabrikanın özel bekçileri, ellerinde kalın sopalarla önünü kestiler. Birinin yüzünde sigara ışığı parladı. — “Nazım,” dedi en iri olanı, alaycı bir sesle, “çok konuşuyorsun. Kahvelerde örgütlenmeden, işçileri kışkırtmaktan bahsediyorsun. Patronun kulağına gitmiş bu laflar. Hadi bakalım, bundan sonra konuşabilecek misin?”...

Devamını Oku

İşsizlerin Kenti

Birinci Bölüm: Kışın Sessizliği Şehir, kışın ağırlığı altında boğuluyordu. Bacaları tüten fabrikalar çoktan kapanmış, çarkların gürültüsünü susturan paslı zincirler takılmıştı. Geceleri sokaklardan yalnızca rüzgârın uğultusu işitilirdi; o uğultu, sanki işsizlerin mırıldandığı marşın silik bir yankısıydı: “Biz işsiziz, biz güçsüzüz, biz kimsesiziz…” Ama o sözleri kimse açıktan söylemeye cesaret edemiyordu. Şehrin her köşesinde göz vardı, kulak vardı. Kenarda kalmış bir mahallede, eski taş bir binanın altında küçük bir kahvehane vardı. Kapısı sürekli yarı aralıktı; içeriden yükselen kömür dumanı ve eski tütün kokusu dışarıya sızardı. Masalarda boş çay bardakları, sabaha kadar oynanmış iskambilin izleri ve sessizliğin kendisi otururdu. İşte orada, köşedeki...

Devamını Oku