Yazar: Garbis Reçber

Rojava’nın Savunulması: Emperyalizme, Cihatçı Gericiliğe ve Yerli Burjuvaziye Karşı Devrimci Görevler

1 El Kaide kökenli Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) önderliğindeki yeni Şam rejimi, bu yıl Halep’te Kürt güçlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki mahallelere başlattığı saldırıyı, Rojava olarak adlandırılan Batı Kürdistan’a doğru genişletmiştir. Bugün yaşananlar, Kürt halkına karşı yürütülen topyekûn bir imha savaşıdır. ABD, AB, İsrail ve Türkiye Cumhuriyeti’nin doğrudan ya da dolaylı desteğiyle, cihatçı terör örgütü HTŞ eliyle sahnelenen bu süreç, Kürt halkının ulusal varlığına yönelmiş bir soykırım denemesidir. Bu tabloda tarafsızlık diye bir şey yoktur. Ya işgal, tasfiye ve imha sarmalı içinde varlık-yokluk mücadelesi veren Kürt halkının yanında durulur ya da emperyalizmin ve bölgesel gerici güçlerin desteklediği...

Devamını Oku

Tutsaklara Özgürlük Savaşan İşçilerle Gelecek

Kapitalist Hapishanelerin Sınıf Karakteri Kapitalist devletlerin hapishaneleri, yalnızca suçluları barındırmaz. Onlar, işçi sınıfının mücadelesini bastırmanın, devrimci hareketleri çökertmenin, muhalefeti sindirmenin araçlarıdır. Bugün dünyada giderek yaygınlaşan yüksek güvenlikli hapishane modelleri, bu baskının en keskin biçimini oluşturuyor. Hapishaneler siyasal rejimlerin aynalarıdır. Bugüne dek tüm otoriter rejimler, inşa ettikleri hapishanelerle özdeşleşmişlerdir. Türkiye’de inşa edilen “kuyu tipi” hapishaneler, bu saldırının en son halkasıdır. F tiplerinde başlatılan izolasyon ve tecrit uygulaması, şimdi kuyu tipi hücrelerle yeni bir düzeye taşınıyor. Kuyu tipleri, tutsakları yalnızca toplumdan değil, gökyüzünden, insani ilişkilerden, yaşamın kendisinden koparmayı hedefleyen “yaşayan mezarlar”dır. Kuyu tipleri, yalnızca mahpusların değil, işçi sınıfının tümünün karşısına dikilmiş...

Devamını Oku

Zindanlardan Dünyaya: Kuyu Tipi Hapishaneler ve Proleter Mücadele

Giriş: Tecrit, Baskı ve Sınıfsal Karakter Kuyu tipi hapishaneler, F tipi tecrit hücrelerinden evrilmiş, burjuvazinin devrimci militanları ve işçi önderlerini toplumsal mücadeleden koparma stratejisinin en ileri halkasıdır. Bu hapishaneler, sadece içerideki tutsaklara karşı bir baskı aracı değildir; dışarıdaki işçi sınıfına, gençliğe ve tüm ezilenlere “mücadeleye kalkarsanız bedelini ağır ödersiniz” mesajı verir. İşçi sınıfı açısından bakıldığında, zindanlar yalnızca bireysel özgürlüğün kısıtlandığı yerler değil, toplumsal mücadele alanlarının da hedef alındığı mekânlardır. Tarih boyunca otoriter rejimler, muhaliflerini yalnızca fiziksel olarak hapseden mekanizmalarla değil, aynı zamanda sembolik olarak da susturmayı amaçlamıştır. Nazi Almanyası’ndaki toplama kampları, Stalin’in Gulag sistemleri, Latin Amerika’daki askeri diktatörlüklerin işkence...

Devamını Oku

Devrimci Strateji ve Taktikler Üzerine Teorik Bir Çerçeve

Giriş Devrimci siyasette strateji ve taktik ayrımı, işçi sınıfının iktidar mücadelesini doğru yönlendirebilmek açısından hayati öneme sahiptir. Strateji, sınıfın tarihsel hedefini ve devrim yolunu belirlerken; taktik, bu hedefe ulaşmak için gündelik mücadelelerde kullanılan yöntemleri ifade eder. Strateji ve taktik arasındaki bağ koparsa, mücadele ya reformist bir çizgiye sapar ya da hareketçi bir kısır döngüye hapsolur. Güncel mücadele deneyimleri, bu ayrımın önemini gözler önüne serer. Türkiye’deki belediye işçilerinin direnişleri, metal işçilerinin işten atmalara karşı yürüttüğü eylemler veya benzeri sektörlerdeki toplu mücadeleler, yalnızca ekonomik taleplerle sınırlı kaldığında sınıfın devrimci potansiyelini açığa çıkaramaz. Reformist çevreler, bu mücadeleleri ücret zammı veya sendika bürokrasisi...

Devamını Oku

Kızıl Komutan Yaşıyor, Enternasyonal Komünistler Savaşıyor

Troçki’nin Katledilişi ve Ölmezliği 20 Ağustos 1940’ta Meksika’nın Coyoacán kentinde, Stalinist bürokrasinin kiralık bir katili Kızıl Komutan Leon Troçki’ye buz baltasıyla saldırdı. Bir gün süren yaşam mücadelesinin ardından, Troçki 21 Ağustos’ta aramızdan ayrıldı. Bu suikast, kişisel bir intikam değil; Ekim Devrimi’nin, Kızıl Ordu’nun ve dünya devriminin en önemli önderlerinden birini susturma girişimiydi. Troçki’nin ölümü, Stalinist karşı-devrimin işçi sınıfına vurduğu en ağır darbelerden biriydi. Ancak tarih gösterdi ki, devrimci önderler öldürülebilir; ama fikirleri, stratejileri ve mirasları öldürülemez. Troçki’nin tüm benliğiyle savunduğu enternasyonal devrim stratejisi, işçi sınıfının kurtuluşunun pusulası olarak hâlâ yaşıyor. Bugün, kapitalizmin yarattığı savaşlar, krizler ve barbarlık koşullarında Troçki’nin...

Devamını Oku