Yazar: Garbis Reçber

NATO’ya ve Emperyalizme Karşı Öfkeni Kendi Burjuva Devletine Çevir

Temmuz 2026’da Ankara’da bir NATO Zirvesigerçekleştirilecektir. Bu zirveye NATO üyesi ülkelerin devlet başkanları, hükümet temsilcileri ve ittifakın askeri-siyasi karar alıcı organları katılacaktır. Zirvenin temel gündemi, resmi açıklamalara göre “güvenlik politikalarının koordinasyonu”, “savunma stratejilerinin güncellenmesi” ve “bölgesel kriz alanlarının değerlendirilmesi” olarak tanımlanmaktadır. Ancak bu tür zirveler yalnızca diplomatik toplantılar değildir. NATO gibi askeri-siyasi ittifakların zirveleri, dünya ölçeğinde süren güç rekabetinin, askeri planlamanın ve savaş stratejilerinin koordine edildiği merkezî mekanizmalardır. Emperyalist haydutların yeni planlar ve stratejiler belirlediği organizasyonlardır. Ankara’da gerçekleştirilecek bu toplantı da, küresel ölçekte tırmanan emperyalist gerilimlerleri derinleştiren eylem planlarının somutlanmasıdır. Bugün Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki çatışma alanları, Kafkasya hattındaki...

Devamını Oku

Mutlak Butlan Muhalefetsiz Türkiye Enternasyonalist Devrimci Kavganın Zorunluluğu Üzerine Militan Notlar

Giriş “Mutlak butlan” tartışması bir hukuk tartışması değildir. Mesele, CHP delegelerinin iradesinin özgürce tecelli edip etmemesi de değildir. Tartışmanın özü, Türkiye’de siyasal alanın bizzat devlet aygıtı eliyle yeniden dizayn edilmesidir. Erdoğan rejimi, yargıyı, YSK’yi, bürokrasiyi ve devletin bütün zor aygıtlarını kullanarak yalnızca rakiplerini geriletmeye değil; doğrudan doğruya muhalefeti işlevsizleştirmeye yönelmektedir. Bugün yaşanan şey bir parti içi kriz değil, “muhalefetsiz Türkiye” inşasının yeni bir aşamasıdır. 31 Mart seçimlerinde ağır bir darbe alan rejim, büyükşehirleri kaybetmiş, uzun yılların ardından ilk kez ikinci parti konumuna düşmüştür. Fakat ortaya çıkan tablo, iktidarın geri çekilmesine değil, daha saldırgan bir hatta yönelmesine yol açmıştır. Kayyumlar,...

Devamını Oku

Ortadoğu Savaşının Eşiğinde İran: Emperyalizme Karşı İşçi Sınıfının Yolu

ABD ve Siyonist İsrail’in aylardır hazırlıklarını yürüttü büyük İran savaşı, 28 Şubat sabahında yoğun bir şekilde gerçekleştirilen hava saldırılarıyla başladı. Başkent Tahran’ın yanı sıra 20’den fazla kent hedef alındı. Yüzlerce sivil İranlı hayatını kaybetti. Füze saldırılarının sonucunda, İran dini lideri Hamaney’in yanı sıra Genelkurmay Başkanı ve devrim muhafızları komutanı öldürüldü. Irak’ta ABD destekli operasyonlar ve bölgedeki diğer üstlerde hedef alınmış, İran füze saldırıları ile yanıt verilmiştir. Trump şöyle bir açıklamada bulundu: Amacımız çok sert, korkunç insanlardan oluşan acımasız bir grup olan ve doğrudan ABD’yi, yurt dışındaki üstlerimizdeki birliklerimizi ve dünyadaki müttefiklerimizi tehdit eden faaliyetlerde bulunan İran rejiminin tehdidini ortadan...

Devamını Oku

“Adıyaman’dan Paris Barikatlarına: Mişhak Manuşyan ve Kızıl Afiş’in Komünist Direnişçileri”

Faşizmin kurşuna dizdiği, tarihin ölümsüzleştirdiği 23 devrimci 21 Şubat 1944’te, Nazi işgal güçleri Paris yakınlarındaki Mont-Valérien kalesinde 23 direnişçiyi kurşuna dizdi. Faşizm, onların bedenlerini yok edebileceğini sandı. Ama başaramadı. Çünkü onlar sıradan insanlar değildi. Onlar, insanlığın faşizme karşı enternasyonal savaşının öncüleri, işçi sınıfının en bilinçli ve en kararlı evlatlarıydı. Bu 23 devrimcinin lideri, Adıyaman doğumlu bir Ermeni yetimi olan Mişhak Manuşyan idi. Soykırımdan sağ kurtulmuş, sürgünde büyümüş, fabrikalarda çalışmış ve sonunda faşizme karşı silah kuşanmış bir komünist. Naziler, bu devrimcileri öldürmekle yetinmedi. Onları itibarsızlaştırmak için Paris’in duvarlarına kırmızı zemin üzerine basılmış bir propaganda afişi astılar. Bu afişte Manuşyan ve...

Devamını Oku

“Metal İşçisine Dayatılan Teslimiyet ve Çıkış Yolu”

Bu sözleşme neden tüm sınıfı ilgilendiriyor? Türkiye işçi sınıfına sefalet ücretleri halka halka dayatılırken, son büyük eşik metal iş kolu oldu. Önce kamu işçileriyle ücret skalasının üst sınırı aşağı çekildi, ardından asgari ücretle taban yoksullukta sabitlendi. Şimdi ise zincirin en kritik, en örgütlü ve en stratejik halkası olan metal işçileri hedefe konuldu. Bu tablo bir rastlantı değil; adım adım ilerleyen bilinçli bir sınıf saldırısının sonucudur. Metal sektörü, Türkiye kapitalizminin bel kemiğidir. Otomotivden beyaz eşyaya, savunma sanayiinden makine üretimine kadar geniş bir alanı kapsar; ihracat gelirlerinin önemli bir bölümünü sırtlar. Birincil emperyalist ülkelerle kurulan üretim zincirlerinin yerel ayağıdır ve sermaye...

Devamını Oku