Yazar: Selim Galip

“Filistin’in Maradonası” Süleyman el‑Ubeyd: Bir Futbol Yıldızı Değil, Siyonist Soykırımın Kurbanıdır!

UEFA ve Batı Emperyalizminin Sessizliği Gerçeği Örtmez Filistin futbolunun efsane ismi, “Filistin’in Maradonası” ve “Filistinli Pelé” olarak tanınan Süleyman el‑Ubeyd, Gazze’de insani yardım beklerken İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti. 41 yaşındaki el‑Ubeyd, sadece bir futbolcu değil, Gazze’nin direniş ruhunun simgesi ve genç sporculara ilham veren bir figürdü. UEFA, el‑Ubeyd’in ölümü karşısında yalnızca “En karanlık zamanlarda bile sayısız çocuğa umut veren bir yetenek” diyerek kısa bir açıklama yaptı; nasıl ve neden öldüğü hakkında ise tek kelime etmedi. Bu sessizlik, Batı spor kurumlarının Filistin halkının yaşadığı soykırımı örtbas etme eğilimini gözler önüne seriyor. Süleyman el‑Ubeyd: Filistin’in Maradonası El‑Ubeyd, 1984...

Devamını Oku

Çanakkale Açıklarında Terk Edilen Gemi: Kapitalizmin İnsanlıktan Ne Kadar Uzaklaştığının Kanıtı

Türkiye, Avrupa’da “terk edilen gemi” utancında birinci sıraya yerleşirken, Çanakkale açıklarında 51 gündür kaderine terk edilmiş bir gemide 11 mürettebat açlık, susuzluk ve psikolojik çöküntü ile mücadele ediyor. Ukraynalı bir şirketin sahibi olduğu Kamerun bayraklı New Life kuru yük gemisi, 10 Haziran gecesi Çanakkale Köprüsü’nün ayağına çarptıktan sonra tamamen sahipsiz kaldı. Gemide bulunan 7’si Azerbaycan, 4’ü Ukrayna’dan olan, aralarında bir kadın personelin de bulunduğu 11 işçi, yalnızca 2 günlük erzağıyla ve deniz suyuyla duş alma zorunluluğuyla hayatta kalmaya çalışıyor. Maaşları 4 aydır ödenmeyen, neredeyse 2 aydır terk edilmiş halde bulunan bu işçiler, psikolojik olarak çökmüş, “delirme noktasına” gelmiş durumda....

Devamını Oku

HEPSİJET’TE YİNE DİRENİŞ: TAŞERON CANGALI, KAPİTALİST VAHŞET VE SINIFIN ÖFKESİ

Hepsijet işçileri bir kez daha direnişte. Bir kez daha sefalet ücretlerine, sosyal hak gasplarına, keyfi işten atmalara karşı ayakta. Bir kez daha sermaye düzeninin “yeni ekonomi”, “teknoloji yatırımı” maskesinin ardında çürümüş taşeronluk sistemiyle nasıl bir kölelik rejimi kurduğunu haykırıyorlar. Ve bir kez daha bu öfkeye karşı burjuva devletin polisi, copu, gözaltısı hazır bekliyor. 2025 Temmuz’unda Tuzla’daki Hepsijet dağıtım deposunda çalışan işçiler, eylem yaparak çalışma koşullarına ve işten çıkarmalara karşı seslerini yükseltti. Gerekçeleri çok tanıdık: Patronlar tarafından gasp edilen maaşlar, sigortasız çalıştırmalar, sosyal hakların yokluğu ve örgütlü mücadele yürüttükleri için işten atılmaları. Gasp edilen haklarına karşı ses çıkardıklarında ise karşılarında...

Devamını Oku

Fransa’da 41 Yıldır Tutsak Olan Devrimci Serbest Bırakılıyor

Paris Temyiz Mahkemesi, 17 Temmuz 2025 tarihinde, Filistin direnişine olan sarsılmaz bağlılığı yüzünden 1984’ten beri Fransa hapishanelerinde çürüten Lübnanlı komünist devrimci Corc Abdallah için bir kez daha tahliye kararı verdi. Bu karar, sadece yasal bir adım değil; 41 yıllık direnişin, “ne pişmanlık ne uzlaşma” diyen yürek dolu bir duruşun zaferidir. Bu kararla Abdallah, 25 Temmuz’da sınır dışı edilerek Lübnan’a gönderilecek. Demek ki Amerika ve İsrail’in baskılarına rağmen, emperyalizme başkaldıran bir irade, yüzyılların zulmü karşısında yıldıramadı. “Serbest bırakılması durumunda ciddi bir tehdit oluşturmayacağı” gerekçesiyle Kasım 2024’te başlayan sürecin uzatılması da tam anlamıyla siyasi bir karalamaydı. Ama devrimci zihinler bu engelleri...

Devamını Oku

DYO Grevi: Patronlara Karşı Kazanılan Onur, Dayanışma ve Sınıf Zaferi

43 gün boyunca fabrika önünde yanan ateşin harı, yalnızca DYO işçilerinin kararlılığını değil, tüm işçi sınıfının sömürüye karşı taşıdığı öfkeyi ısıttı. DYO Boya işçileri, patronlara, “bu kadarına da razı gelecekler” diyenlere ve her grevde “işçi ne kazanabilir ki” diyen umutsuzlara unutulmaz bir ders verdi. Direndiler, birleştiler, zafer kazandılar! Petrol-İş Sendikası’na bağlı DYO işçileri, aylardır artan hayat pahalılığına, eriyen ücretlere ve aşağılayıcı sözleşme dayatmalarına karşı omuz omuza verdi. Grev, yalnızca bir ücret mücadelesi değil, aynı zamanda insanlık onurunu savunma mücadelesiydi. O mücadele şimdi, toplu sözleşme kazanımlarıyla taçlandı. Bu Grevden Öğrenilecek Çok Şey Var İlk yıl için %73 zam ve 7.500 TL seyyanen artışla birlikte toplamda ortalama %92,64’lük bir ücret artışı kazanıldı. Ortalama ücret 73.559 TL’ye yükseldi. Enflasyon karşısında reel ücretin korunması için ikinci yıl enflasyon + %5 refah payı eklendi. Vergi adaletsizliğine karşı net 30.000 TL’lik tazminat benzeri bir ödeme koparıldı. Eğitim yardımı, bayram mesaileri, sosyal haklarda %290’a varan artışlar… Kademeli prim sisteminin devreye alınmasıyla işyerinde yeni bir kazanım alanı daha açıldı. Bu liste, sadece teknik bir kazanımlar tablosu değil. Bu, grev hattında geçirilen 43 günün emeğidir. Bu, geceleri soba başında nöbet tutan işçinin, çocuklarının geleceği için direnen annenin, “kazanamazsınız” diyenlere karşı yumruğunu sıkan genç işçinin alın teridir. DYO Zaferi: Yeni Grev Dalgasının Habercisi mi? Bu grev, kapitalizmin krizinin derinleştiği, enflasyonun maaşları her ay yuttuğu, hükümetin sermayeyi korumak için “çalışan yoksulluğunu” normalleştirdiği bir dönemde gerçekleşti. Bu şartlarda kazanılan her grev,...

Devamını Oku