Beşiktaş Belediyesi’nde çalışan taşeron şoförler, iki aydır maaşlarını alamıyor ve sosyal hakları gasp ediliyor. Asgari ücretin bile altında bir maaşla çalışan işçiler, haklarını almak için belediye önünde eylem yapma kararı aldı. CHP’nin “Hak, hukuk, adalet” söylemiyle taban tabana zıt olan bu durum, emekçiler açısından önemli bir gerçekliği gözler önüne seriyor.
CHP, kendisini “sosyal demokrat” olarak tanımlıyor ve taşeron sisteminin kaldırılmasını savunduğunu iddia ediyor. Ancak yönetiminde olduğu belediyelerde işçi düşmanı politikalar uygulamaktan geri durmuyor. Beşiktaş Belediyesi’nde yaşananlar, CHP’nin de bir burjuva partisi olarak sermaye düzeninin çıkarlarına uygun hareket ettiğini gösteriyor.
CHP’nin adaleti sermaye sınıfının mutlak hakimiyetidir. Sınıflı bir toplumda herkes için adalet olmaz, yargı ezenin çıkarına çalışır. Böyle bir durumda “Herkes için adalet!” demek, gemiyi ilk terk edecek olan farenin (burjuvazi pisliğinin) “Hepimiz aynı gemideyiz!” demesi gibidir.
Taşeron sisteminin sürdürülmesi ve işçilerin asgari ücretin altında bir maaşa mahkûm edilmesi, CHP’nin kapitalist sistem içinde burjuvazinin çıkarlarını koruyan bir pozisyon aldığını kanıtlıyor. İşçi sınıfı, AKP gibi CHP’nin de özünde patron yanlısı bir parti olduğunu unutmamalıdır.
Bu noktada belediyelerde örgütlü olan sendikal bürokrasinin rolü de önemlidir. DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası, birçok CHP’li belediyede burjuva düzeninin devamlılığını sağlayan bir mekanizma gibi çalışmaktadır. Sendika bürokrasisi, mücadeleci işçilere karşı sistematik olarak baskı uygulamakta ve mobbing yapmaktadır. Dolayısıyla işçilerin yalnızca belediye yönetimine değil, aynı zamanda mücadeleci işçi iradesini engelleyen sendikal bürokrasiye karşı da örgütlenmesi gerekmektedir.
Beşiktaş Belediyesi işçilerinin mücadelesi, yerel yönetimlerdeki taşeron düzenine ve CHP’nin işçi haklarına yönelik ikiyüzlü politikalarına bir yanıt niteliğindedir. Ancak işçilerin mücadelesi CHP’den daha iyi bir yönetim veya işçi haklarına saygılı bir yönetim talep etmek olamaz. İşçilerin ekonomik taleplerine paralel olarak ana talebi ve mücadelesi, işçi meclisleri aracılığıyla belediye yönetimine dahil olması, asıl özne olmasıdır.
Ne CHP ne bürokratik sendikalar! İşçi sınıfının kurtuluşu, kendi bağımsız mücadelesinden geçiyor!