Sn. Şenol ASLANOĞLU’na,
Sayın Başkan,
Dün yapılan toplantıda, İzmir’deki işten çıkarmalar hakkında sizlerin ve ilçe yöneticilerinin değerlendirmelerde bulunduğunu, konuyu Genel Merkez’e taşıyacağınızı belirttiğinizi öğrendik.
Öncelikle bu irade ve açıklık için teşekkür ederiz. Bu adımı samimi bir başlangıç olarak görüyor, meseleye duyarlılıkla yaklaştığınız inancını taşıyoruz.
Ancak bu noktada çağrımızı daha açık bir şekilde yinelemek istiyoruz:
Buyurun, gelin. CHP Genel Merkezi’nin önündeyiz.
Gelin birlikte Genel Başkanımızın huzuruna çıkalım ve bizler neler yaşadık, nasıl bir adaletsizliğe uğradık; doğrudan, sansürsüz, araya filtre koymadan kendisine anlatalım.
Biz görevimizi yapıyoruz, Sayın Başkan.
Ailelerimize, çocuklarımıza ve en önemlisi de işçi sınıfına karşı sorumluluğumuzun farkındayız.
Bu yüzden geri adım atmıyoruz, bu yüzden susmuyoruz.
İzmir gibi, Cumhuriyet’in ve sosyal demokrasinin kalesi sayılan bir şehirde, emekçilere reva görülen bu adaletsizliği ne savunabiliriz ne de görmezden gelebiliriz. Hele ki, bu haksızlık kadın işçilere reva görülüyorsa; hele ki onların sesi, çığlığı, alınteri yok sayılıyorsa, bu sadece bir sendikal ya da istihdam sorunu değildir. Bu, aynı zamanda siyasetin vicdanla olan imtihanıdır.
Bizler burada bir şey daha gösteriyoruz:
Bugünün Türkiye’sinde neden yüz binlerce işçi direniş yoluna çıkamıyor?
Çünkü destek yok.
Çünkü sendikası olmayan, kalacak yeri olmayan, geliri olmayan bir işçinin direnmesi neredeyse imkânsız.
Ama biz buradayız.
Direnişin yalnızlıkla, korkuyla, yoklukla bastırılamayacağını göstermek için buradayız.
Suskun kalınan her adaletsizlik yeni bir zulmün davetiyesi olacağı için buradayız.
Sn. Aslanoğlu,
Biz halkın iktidarına inandığımız için bu partinin arkasındaydık,
Şimdi bu partinin de emekçinin yanında durmasını bekliyoruz.
Sizden beklentimiz; bu haksızlık karşısında açık, onurlu, kararlı bir tavır almanızdır.
Çünkü biz şuna inanıyoruz:
Haksızlığa karşı susan, sadece susmaz; aynı zamanda suça ortak olur.
Ve biz bu yükü ne tarih önünde ne de çocuklarımızın gözünde taşımak istemiyoruz.
Bu nedenle çağrımız nettir:
Yaşanan bu adaletsizliğe karşı birlikte yürüyelim. Sadece Genel Merkez’in kapısından değil, bu ülkenin vicdanına da birlikte seslenelim.
Biz buradayız. Gerçekleri, yaşadıklarımızı ve mücadelemizi anlatmak için buradayız.
Bekliyoruz.