25 Haziran 2025’te İstanbul Kadıköy’den Ankara’ya doğru yola çıkan Büyük Öğretmen Yürüyüşü, özel sektör öğretmenlerinin insanca yaşam ve güvenceli çalışma talebiyle başlattığı bir eylemdir. Yürüyüş; taban maaş, belirsiz süreli sözleşme, eğitim iş kolunun tanınması gibi temel talepler etrafında şekilleniyor. Ancak bu taleplerin gerisinde yalnızca ekonomik zorluklar değil, eğitim sisteminin sermaye lehine yeniden yapılandırılmasının ve buna karşı sendikal mücadelenin iflasının izleri bulunuyor. Bugün yaşanan kriz, öğretmenlerin maaşları ya da sözleşmeleriyle sınırlı değildir. Kriz, eğitim emekçilerinin birliğini sağlayamayan sendikal yapının, özelleştirme politikaları karşısında çoktan mevzi kaybetmiş olmasındadır.
Özelleştirme Karşıtı Mücadele Neden Gündemde Değil?
Türkiye’de eğitim sektörü uzun süredir adım adım özelleştirildi. Devlet, kamu okullarını sistematik olarak kaynak yoksunluğuna mahkûm ederken, özel okullar teşvik edildi, eğitimin finansmanı ailelerin sırtına yıkıldı. Özel okul öğretmenleri ise patronların inisiyatifine bırakılmış güvencesiz işgücü haline getirildi. Ne var ki, bugünkü yürüyüşte özelleştirme karşıtı mücadele belirgin bir yer tutmuyor. Talepler, ağırlıklı olarak özlük haklarına ve yaşam koşullarına odaklanıyor. Bu durum bir rastlantı değil, politik bir yönsüzlüğün sonucu. Özel sektör öğretmenlerinin yeni kurduğu sendikanın ajandasına özelleştirme karşıtlığını sokamaması anlaşılır. Ancak asıl sorun, yıllardır bu sektörde örgütlenmekten kaçınan ve bu boşluğu bırakan Eğitim Sen’in tarihsel sorumluluğudur.
Sendikal Kriz: Eğitim Sen’in Basiretsizliği ve Sınıf Ayrışması
Devlet, kamu sendikalarına yalnızca kamu çalışanlarını temsil etme yetkisi tanıyarak özel sektördeki örgütlenmeyi fiilen engelledi. Eğitim Sen ise bu dayatmayı kabul ederek özel okul öğretmenlerini yıllarca kapı dışında bıraktı. Bugün özel öğretmenler kendi sendikalarını kurmak zorunda kaldıysa, bu bir başarının değil, sendikal iflasın ve parçalanmanın sonucudur.
Bu tablo, sadece Eğitim Sen’in değil, mevcut sendikal yapıların bütününün sınıfın birliğini sağlayamama zaafının açık göstergesidir. Kamu-özel, kadrolu-sözleşmeli ayrımları üzerinden örgütlenen sendikal pratikler, sınıfı bölmekte; mücadeleyi parçalamakta; devleti ve sermayeyi rahatlatmaktadır.
Talepler Ekonomik Sınırlarda Tutsak: Siyasi ve Kamucu Hedeflerden Yoksun Bir Mücadele
Yürüyüşteki talepler ne kadar meşru olsa da, siyasal bir doğrultudan ve stratejik derinlikten yoksundur. Mücadele özelleştirme politikalarına değil, bu politikaların yarattığı sefalet koşullarına tepki vermekte; bu da eylemin sınırlarını çizmektedir. Öğretmenlerin sokakta olması elbette anlamlıdır, ancak bu mücadeleyi devrimci bir hatta taşımak, onu kamu-özel ayrımı gözetmeden tüm eğitim emekçilerini kapsayan bir sınıf seferberliğine dönüştürmekle mümkün olabilir. Mücadelenin Talepleri ve Sloganları
Bugün öğretmenler yürüyor, ama yalnız yürümüyorlar. Onlar sermayenin sömürü politikalarına, devletin güvencesizlik dayatmasına ve sendikal düzenin işbirlikçiliğine karşı hepimizi temsil ediyorlar. Bu yürüyüş, parçalanmışlığı değil birliği; güvencesizliği değil işçi denetimini; özelleştirmeyi değil kamusallığı savunan bir çizgiye oturmalı.
Bugünün talepleri, yarının devrimci eğitim seferberliğinin temelini kurmalı:
Taleplerimiz
Tüm özel eğitim kurumları işçi denetiminde kamulaştırılsın!
Kamu-özel ayrımı olmaksızın bütün öğretmenlere kadrolu, güvenceli istihdam!
Anadilde, bilimsel, laik ve parasız eğitim herkesin hakkıdır!
Eğitim iş kolu yeniden tanımlansın: tüm eğitim emekçileri aynı iş kolunda örgütlenebilsin!
Özel okul öğretmenlerine kamu öğretmenleriyle eşit maaş ve özlük hakları!
KHK’larla işten atılan tüm eğitim emekçileri görevine iade edilsin!
Kamu emekçilerine grevli-toplu sözleşmeli sendika hakkı!
Yandaş sendika ve vakıf kuşatmasına son!
Eğitimde dinselleştirme ve piyasalaştırma politikalarına hayır!
🔥 Sloganlarımız:
> 🎓 Öğretmen yürüyor, düzen sarsılıyor!
🏫 Özel okul değil, politeknik anadilde eğitim!
✊ Eğitim işçidir, sınıf saflarındadır!
💥 Güvencesizlik kader değil, düzenin sonucudur!
📢 Kamu-özel demeden, birleşik mücadele şimdi!
🟥 Özelleştirme yıkılacak, eğitim kamulaşacak!
🔻 Sendika devlete değil, sınıfa yaslanmalı!
✍️ Geleceğimizi patronlar değil, biz yazacağız!
📚 Anadilde, eşit, özgür eğitim her çocuğun hakkıdır!