Mardin’de bulunan Akkuş Tekstil fabrikasında sendikal örgütlenme girişimine yönelik baskılar açık şiddet boyutuna ulaştı. Dün fabrika önünde bildiriler dağıtan BİRTEK-SEN temsilcilerine yönelik saldırı, işçilerin en temel haklarının bile nasıl bir kuşatma altında olduğunu bir kez daha gösterdi.
Edinilen bilgilere göre, fabrika önünde bildiri dağıtan sendika üyeleri, özel güvenlik görevlisinin doğrudan tehditleriyle karşılaştı. İşçilere, “bildirileri almayın, alan yarın insan kaynaklarına gider” diyerek açık bir gözdağı verildi. Ancak baskıya rağmen çok sayıda işçi bildirileri aldı.
Bu durum karşısında panikleyen güvenlik görevlisi, bu kez doğrudan sendika temsilcilerine fiziksel saldırıda bulundu. Patronların güvenlik adı altında işçilere ve sendikal faaliyetlere karşı nasıl bir baskı aygıtı kurduğunu gösteren bu saldırı, yaşananların münferit değil, sınıfsal bir saldırı olduğunun açık göstergesidir.
Sendika açıklamasında, “Akkuş Tekstil’de yaşananların takipçisi olacağız. Eğer bu olay nedeniyle tek bir işçinin başına bir şey gelirse, fabrikanın kapısında olacağız” denildi. Örgütlenme hakkına yapılan saldırının yanıtı, örgütlü işçi iradesiyle verileceği belirtildi.

Bir Tekstil Fabrikasında Yansıyan Sınıf Gerçeği
Yaşananlar, Türkiye’deki her tekstil atölyesinde, fabrikada, çağrı merkezinde, markette yaşanan ortak gerçeğin bir parçasıdır: Patronlar, işçilerin örgütlenme girişimini kendi düzenlerine tehdit olarak görüyor. Çünkü biliyorlar ki, bir araya gelen işçiler yalnızca ücret değil, insanca bir yaşam ve eşit bir gelecek talep eder.
Ancak baskı, tehdit ve şiddet, örgütlenme iradesini durduramaz. Akkuş Tekstil’de yaşananlar, sendikal mücadeleye yönelik saldırıların sistematik hale geldiğini, sermaye düzeninin işçilerin en temel haklarını bile tanımadığını göstermektedir.

Ya Patronun Gardiyanı, Ya İşçinin Örgütü

Bu saldırı yalnızca bir sendikaya değil, işçi sınıfının kendi kaderine el koyma çabasına yöneliktir. Bugün güvenlik görevlileriyle, yarın işten atmalarla, öbür gün polisle susturulmak istenen şey, işçinin kendi kendini örgütlemesidir.
Ama tarih göstermiştir: Patronlar, ne kadar güvenlik görevlisi dikerse diksin, ne kadar tehdit savurursa savursun, işçi sınıfının kolektif bilinci eninde sonunda zincirlerini kırar.
Akkuş Tekstil’de yaşanan saldırı münferit değil, sermaye düzeninin doğrudan bir sonucudur. Patronlar yalnızca artık-değeri değil, işçinin suskunluğunu da gasp etmeye çalışmaktadır. Buna karşı tek çözüm, sendikal değil devrimci sınıf bilinciyle örgütlenmiş işçi hareketidir.
Akkuş işçileri yalnız değil. Bu düzeni değiştirecek olan, bir araya gelip yalnızca patronlara karşı değil, tüm bu sömürü düzenine karşı ayağa kalkan işçilerin birleşik mücadelesi olacaktır.
Gardiyanlarınız Değil, Örgütlü İşçiler Kazanacak!”