2025-2027 dönemi MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi süreci, Türkiye işçi sınıfı için kritik bir dönemeçtir. Bu süreç, yalnızca ücret artışları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesiyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda işçi sınıfının örgütlülük düzeyi, sendikal stratejiler ve sınıf mücadelesinin yönü açısından da büyük bir öneme sahiptir. MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi, Türkiye’nin en büyük işçi topluluğunu kapsayan ve özel sektördeki en kapsamlı sözleşme olarak bilinir. Bu yılki görüşmeler, 1 Eylül 2025 itibarıyla başlamış olup, 2027 yılına kadar geçerli olacak şekilde planlanmıştır. Sözleşme, 196 işyerinde yaklaşık 140.000 işçiyi doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle, sürecin sonucu yalnızca metal işçilerini değil, tüm işçi sınıfını etkileyecek niteliktedir.
Metal sektöründe TİS hakkına sahip olan üç sendika vardır. Üç ana sendika bloğu, farklı taleplerle masaya oturmuştur:
Türk Metal Sendikası: İlk altı ay için saatlik ücretlere %20 zam ve üzerine seyyanen 35 TL artış talep etmektedir. Bu talepler, toplamda %35,2’lik bir artışı hedeflemektedir.
Birleşik Metal-İş Sendikası: İlk altı ay için saat ücretlerine %58,5 zam talep etmektedir. Bunun yanı sıra, resmi enflasyonun 1,5 katı kadar bir artış öngörülmektedir.
Özçelik-İş Sendikası: İlk altı ay için zam teklifi: seyyanen 40 TL + %20 oranında zam
Üç sendikada kendi konfederasyonlarının açıkladığı yoksulluk sınırının altında taslaklar sunmaktadır. Daha baştan pazarlığı yoksuluk sınırının altında açarak, metal işçilerini yoksuluğa mahkum etmek istemektedirler. Bu taslaklar işçilerin taslağı değil MEES’in ve işçi sınıfının içinde patronların gardiyanı rolüne bürünmüş sendikal bürokasinin taslağıdır.
Bu toplu sözleşme süreci, yalnızca ekonomik bir pazarlık değil, aynı zamanda politik bir mücadele alanıdır. Sendikaların yaklaşımı, işçilerin örgütlülük düzeyi ve sınıf bilinci, sürecin seyrini belirleyecektir. Özellikle metal işçileri, tarihsel olarak sınıf mücadelesinin öncüsü olmuş ve önemli direnişlere imza atmıştır. Bu nedenle, 2025-2027 dönemi MESS Grup TİS süreci, işçi sınıfının politik anlamda ne kadar ileriye gidebileceğini ve sendikal hareketin hangi doğrultuda şekilleneceğini gösterecek önemli bir sınavdır.
Sendika Bürokrasisinin Rolü ve İhaneti
Türk Metal’in Yaklaşımı
Türk Metal, tarihsel olarak MESS tarafından kurulmuş, işçileri satmak ve baskı altında tutmak için patronlar tarafından dizayn edilmiş faşist bir sendikadır. TİS sürecinde, işçilerin gerçek taleplerini göz ardı ederek, patronlarla uzlaşmayı öncelikli kılar. Pazarlık masasına işçilerin yoksulluk sınırının altında taleplerle oturur ve düşük ücretlerle anlaşma yapar.
Bu yaklaşım, işçilerin kazanımlarını sistematik olarak kısıtlar ve işçi sınıfının bağımsız mücadele gücünü zayıflatır.
Birleşik Metal-İş’in Yaklaşımı
Birleşik-Metal Türk-Metal’in alternatifi mücadeleci bir sendika gibi görünür fakat bürokasinin denetiminde bir sendikadır. Birleşik Metal-İş, işçilerin mücadelesini gösterir gibi yapar; zaman zaman greve çıkar veya greve çıkma tehditlerinde bulunur. Grev yasağı geldiği zaman ya yasağa biat eder, eğer işçilerin tabandan gelen mücadeleci basıncı varsa grevi sürdür, ama bir yandanda kapalı kapılar ardından sözleşme imzalamaya işçilerden gelecek tepkiyi kırmaya çalışır. Genel olarak imzaladığı tüm sözleşmeler neredeyse Türk-Metal’in fotokopisidir. Her imzaladığı sözleşmeyi işçilere büyük bir zafer gibi sunar. Oysa kazanımlar her zaman sınırlı olmakla birlikte, o mücadeleci pozlarının arkasında hep bir satış sözleşmesi çıkar.
Özçelik-İş’in Yaklaşımı
Özçelik-İş, genellikle patron-akp hattıyla uyumlu hareket eder ve sendikal bürokrasiye bağımlıdır.
İşçilerin iradesinden bağımsız bir şekilde hareket ederek, sürecin işçi lehine sonuçlanmasını sınırlı kılar.
Bu tablodan çıkarılacak yegane sonuç şudur: Sendika bürokrasisinin bu tutumu, işçi sınıfının TİS sürecinde kendi iradesini ve taleplerini öne çıkarma ihtiyacını güçlendirir.İşçilerin asli özne haline gelmesi, taban komiteleri aracılığıyla bürokrasiyi denetlemesi ve grev hakkını fiilen kullanması zorunludur. Kısacası işçiler taban komiteleri aracılığıyla ya insiyatifi kendi ellerine alacak, yada MESS, devlet, sendika bürokasisi üçgeninin kordineli saldırıları karşısında sefalet koşullarına mahkum olacaktır. Üçüncü bir yol yoktur. Ya metal işçileri bu sürecin asli unsuru olacaktır yada kölelik zincirlerine razı olacaktır.
TİS Sürecinde İşçi Sınıfının Görevleri
TİS süreci, işçi sınıfının yalnızca pasif bir katılımcı değil, sürecin belirleyici öznesi olduğu bir dönemdir. İşçiler, kendi taleplerini oluşturmalı, bu taleplerin arkasında durmalı ve masaya işçilerin iradesini yansıtarak oturmalıdır. Bunun yegane aracıda fabrika komiteleridir.
Taban Komiteleri ve Koordinasyon Mekanizmaları
Taban komiteleri, işçilerin fabrikalarda kendi iradesini örgütlediği temel yapıdır. Bu komiteler aracılığıyla, işçilerin talepleri belirlenir, koordinasyon sağlanır ve sendika bürokrasisinin müdahalesi minimize edilir. 2015 Metal Fırtınası deneyimi, taban komitelerinin kitlesel örgütlülük ve fiili mücadelede ne kadar belirleyici olduğunu göstermiştir.
Grev Hakkının Savunulması
Grev, işçi sınıfının en temel mücadele araçlarından biridir ve TİS sürecinin kritik bir dayanak noktasıdır. Erdoğan dönemi grev yasaklarıyla özdeşleşmiş bir dönemdir.En fazla grevin yasaklandığı sektörlerin başında metal sektörü gelmektedir. İşçi sınıfının önüne grev hakkını fiili meşru militan mücadeleyle savunmak gibi bir görev düşmektedir. Buda ancak kendi taban komiteleri aracılığıyla gerçekleşebilir.
Sendika Bürokrasisine Karşı Bağımsız Hareket
İşçilerin bağımsız hareket etmesi, sendika bürokrasisinin sınırlamalarını aşmak için şarttır.
Fabrikalarda kurulacak sandıklar ve işyeri oylamaları, TİS sürecinin işçiler tarafından denetlenmesini sağlar. İşçiler, kendi taleplerini ve mücadele stratejilerini belirleyerek, bürokratik engelleri aşabilir. Buradan çıkartılacak sonuç şudur: TİS sürecinde işçilerin asli özne olarak rol alması, sadece ücret ve çalışma koşullarını değil, aynı zamanda işçi sınıfının politik bilincini ve örgütlülüğünü güçlendirir. Bağımsız örgütlenme ve taban komiteleri, işçilerin kendi kaderini eline almasının tek yoludur.
Temel Taleplerimiz Ne Olmalıdır?
1. Yoksulluk Sınırının Üstünde Ücret
İşçilerin yaşamlarını sürdürebilmesi için talep edilen ücret, yoksulluk sınırının üzerinde olmalıdır.
Toplu sözleşme, işçilerin temel ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede ücret artışı sağlamalıdır. Yoksulluk sınırının altında bir ücretin pazarlığı dahi yapılmamalıdır.
2. Eşit İşe Eşit Ücret
Aynı işi yapan tüm işçiler arasında ücret eşitliği sağlanmalıdır.
3. Ücretlerin Netten Hesaplanması
Ücretler brüt değil, net olarak hesaplanmalıdır. İşçinin eline geçen miktar, sözleşmede net bir şekilde belirtilmeli ve şeffaf olmalıdır.
4. Enflasyona Karşı Oynak Merdiven Sistemi
Ne kadar iyi bir TİS imzalanırsa imzalansın iki yıllık zaman dilimi içinde büyüyen enflasyon oranı yüzünden kısa zamanda ücretler eriyecektir. Ücret artışları, enflasyon oranına göre düzenlenmeli ve enflasyon karşısında reel kayıp yaşanmamalıdır. TÜİK verileri yerine, işçiler ve taban komitelerince kabul edilen gerçek enflasyon esas alınmalıdır. Bu talepten vazgeçmek işçi sınıfını enflasyon canavarına yem etmek demektir.
5. Taşeron ve Sözleşmeli İşçiliğin Kaldırılması
Taşeron, sözleşmeli ve geçici işçilik, işçiler arasında statü farkı yaratarak birliğe zarar vermektedir. O yüzden taşeron, sözleşmeli, geçiçi işçilik kalkmalıdır. Tüm işçiler güvenceye ve kadroya sahip olmalıdır.
6. TİS Sürecinin Canlı İşçilere İzletilmesi
TİS süreci genelde şefaf şekilde yürütülmemekte, kapalı kapılar ardında satış sözleşmeleri imzalanmakta, işçilerin olan bitenden ya haberi olmamakta yada en son iş işten geçtikten sonra haberi olmaktadır. İşçilerin temel talebi TİS sürecinin canlı olarak izleyebilmeleridir. Digital ağların bu kadar geliştiği bu dönemde bu çok basit bir teknik ayrıntıdır. Toplu sözleşme görüşmeleri, işçiler tarafından canlı olarak takip edilmesinin önünde hiçbir teknik engel yoktur. TİS taslağı imzalanmadan önce mutlaka fabrikalara sandık konup işçiler tarafından oylanmalıdır. Bu mekanizma, sendika bürokrasisinin işçiyi satmasını engeller ve sürecin demokratik denetimini sağlar. Bundan vazgeçmek daha baştan kapalı kapılar arkasında satışa uğramayı kabul etmek anlamına gelir.
Metal Fırtınası Deneyimi ve Yeni Perspektif
1. 2015 Metal Fırtınası Deneyimi
2015 yılında Bursa Renault merkezli olarak gerçekleşen Metal Fırtınası, Türkiye işçi sınıfının tarihsel mücadele deneyiminin en somut örneklerinden biridir. Bu süreçte metal işçileri, taban örgütlülüğü ve fiili mücadeleyle sendika bürokrasisini aşmış, önemli kazanımlar elde etmiştir. Metal Fırtınası, işçilerin kendi iradeleriyle, patron ve sendika bürokrasisinin sınırlamalarını aşabileceğini göstermiştir.
2. Taban İnisiyatiflerinin Önemi
Taban komiteleri ve inisiyatifleri, işçilerin kendi taleplerini oluşturup uygulayabileceği temel yapılarıdır. Bu inisiyatifler, işçi sınıfının bağımsız hareket etmesini sağlar ve sendikal bürokrasinin sınırlamalarını kırar.
3. Sendika Bürokrasisini Def Etme
Metal işçileri, taban örgütlülüğü sayesinde sendika bürokrasisini denetleyebilir ve sürecin işçiler lehine şekillenmesini sağlayabilir. Bürokrasiye karşı bağımsız hareket, sadece ücret ve çalışma koşullarını değil, aynı zamanda işçi sınıfının politik bilincini de güçlendirir.
4. Ana Şiar: “Yeni Metal Fırtınaları İçin İleri!”
Metal işçileri, 2015 deneyiminden alınan derslerle, yeni TİS sürecinde de aynı kararlılığı gösterebilir. Metal işçileri insiyatifi kendi eline aldığında MESS ve onun gardiyanı faşist sendika Türk-Metal’i nasıl dize getirebileceğini dosta düşmana göstermiştir. Taban komiteleri ile örgütlenerek, fabrika işgalleri gerçekleştirerek, fiili meşru grevler gerçekleştirmiş ve adını Türkiye işçi sınıfı mücadele tarihine altın harflerle yazdırmıştır. Bu deneyimler tazedir, metal işçilerinin bilincinde yer etmektedir. O yüzden ana şiar olarak “Yeni Metal Fırtınaları İçin İleri!” olmalıdır. Çünkü bu şiar işçilerin kendi iradelerini öne çıkarması ve taban örgütlülüğünü güçlendirmesi gerektiğini simgeler.
Yeni Metal Fırtınalar İçin Bir Adım Öne Çıkalım
Metal işçileri! Bu TİS süreci, sadece maaş zammı değil; bizim örgütlülüğümüzü, gücümüzü ve sınıf bilincimizi ortaya koyacağımız bir meydan okumadır. Artık bekleme zamanı değil, harekete geçme zamanıdır!
Tabanda örgütlenin, komitelerinizi kurun!
Taleplerinizi belirleyin, sendika bürokrasisine bırakmayın!
Grev hakkınızı fiilen savunun, MESS ve Türk Metal’in oyunlarına izin vermeyin!
Taşeron ve güvencesiz işçiliğe hayır deyin, eşit ve kadrolu işçi birliği için mücadele edin!
Unutmayın: Ya insiyatif bizde olacak, ya da sefalet koşullarına razı olacağız. 2015 Metal Fırtınası’nın gücü hala bizimle! Taban komiteleriyle örgütlenin, yeni Metal Fırtınaları için ileriye yürüyün!
İşgal Grev Direniş