İzmir Gaziemir’de Alman sermayesine ait Digel Tekstil fabrikasında, TEKSİF sendikasına üye oldukları için işten atılan 15 işçi –içlerinde sekiz kadın– bir yılı aşkın süredir fabrika kapısında direniyor. Daha fazla ücret, onurlu çalışma koşulları ve sendikal hakları için mücadele eden işçiler, patronun baskılarına ve devletin sessiz ortaklığına karşı dimdik ayakta. Digel yönetimi sendikalaşmayı başarıp örgütlü bir güç ortaya koyan işçilerini, aynı gün tazminatsız işten atmalarla cezalandırdı. Telefonla “işten çıkarıldınız” denilerek kapıya konulan işçiler sadece ekonomik haklarını değil, onurlarını da savunmak için direnişe geçti. Sermayenin saldırısı sadece işten atmalarla sınırlı kalmadı: Kadın işçilere “hamile kalmayın” denecek kadar ileri gidildi; regl dönemlerinde tuvalete çıkmaları engellendi, sağlık hakları yok sayıldı. Bu uygulamalar patronun kadın emeğini nasıl denetim altına almaya çalıştığının, patriyarkal kapitalizmin en çıplak halinin ifadesidir. Ancak direnişteki kadın işçiler, bu aşağılamalara boyun eğmeyerek hem sınıf mücadelesini hem de kadın özgürlük mücadelesini fabrika kapısından sokağa taşıyor. Digel direnişi yalnızca işe geri dönme talebi değil; kadın emeğinin sömürülmesine, erkek egemen sermaye düzenine ve kapitalist köleliğe karşı bir başkaldırıdır. “Biz ne iş yaptığımızın, ne kadar zenginlik ürettiğimizin farkındayız; birleşirsek patronları tükürüğümüzle boğarız” diyen direnişçiler, aslında tüm işçi sınıfına sesleniyor. 210 günü aşan bu mücadele, 1 Mayıs meydanlarına, sosyal medyaya, dayanışma örgütlerine taşındı ve sınıf mücadelesiyle kadın mücadelesinin birleşme kavşağına dönüştü. Patronların “hamile kalmayın” diyecek cüreti bulabildiği bu düzende, işçilerin “biz varız, biz direniriz” iradesi, sermayenin bütün yalancı neonlarını söndürmektedir. Digel Tekstil direnişi bize gösteriyor ki; kapitalizm kadın emeğini baskı altına almak, işçiyi boyun eğdirip susturmak istese de, işçi sınıfı örgütlenip ayağa kalktığında hiçbir güç onu durduramaz. Bu direniş, kapitalist barbarlığa karşı işçi sınıfının onur mücadelesidir ve kazanmak zorundadır.

Buradan tüm emek örgütlerine, sendikalara, kadın teşkilatlarına ve devrimci yapılarımıza çağrımızdır: Digel Tekstil işçileri yalnız değildir! Onların direnişi hepimizin direnişidir. Gelin, işçi sınıfının ve kadın emeğinin bu onurlu mücadelesini büyütelim, dayanışmayı yükseltelim!