Buca Belediyesi’nde aylardır ödenmeyen maaşlar, işçileri işgal eylemine götürdü. Bir yılı aşkın süredir geriye dönük alacakları bulunan belediye emekçileri, son üç aydır tek kuruş maaş almadan yaşam mücadelesi veriyor. İşçilerin isyanı bugün belediye binasının fiili işgaliyle yeni bir aşamaya taşındı.

Patronların Krizi, Bedeli İşçilere

Belediye başkanı ile sendikanın 6 Nolu Şube Başkanı Değer Yıldız arasında yapılan görüşmede, yönetim yalnızca bir maaşı üç parça halinde ödemeyi teklif etti. Bu, işçiler için alay konusu bir öneriden öteye gitmedi. Yıllardır alın teriyle üreten emekçilere “bir maaşı taksit taksit” dayatmak, kapitalist belediyeciliğin iflasının açık bir göstergesi.

Belediyeler, sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda lüks projelere kaynak bulmakta ustalaşırken, işçi ücretleri söz konusu olduğunda “kaynak yok” bahanesini devreye sokuyor. Krizin faturasını işçilerin sırtına yıkmaya çalışıyorlar.

İşçiler Kararlı: “Paralarımız Yatana Kadar Terk Etmeyeceğiz”

Öneriyi reddeden işçiler, sendikanın çağrısıyla belediye önünde toplandı ve ardından belediye binasını işgal etti. “Paralarımız yatana kadar buradayız” diyen emekçiler, sadece ödenmeyen maaşlarını değil, aynı zamanda onurlarını da savunuyorlar.

Bu kararlılık, sendika yöneticileri arasında geçen tartışmalarda da yansımasını buldu. Görkem Başkan’ın “Haftaya yatıracağım, bitir görevi” yönlendirmesine karşılık Remzi Başkan’ın “Paralar yatana kadar devam et, bırakma” çağrısı, işçilerin öfkesinin örgütlü bir direnişe dönüştüğünü gösteriyor.

İşgal Eylemi Ne Anlama Geliyor?

İşgal, işçi sınıfının mücadele repertuarında en ileri eylem biçimlerinden biridir. İşçiler yalnızca haklarını istemekle kalmıyor, üretim araçları ve kurumlar üzerindeki gerçek güçlerini fiilen ortaya koyuyorlar. Belediye binası işçiler tarafından tutuluyor; bu, “biz olmadan hiçbir şey işlemez” gerçeğinin pratik ifadesi.

Bu eylem, yalnızca maaşlarını alamayan Buca Belediyesi işçilerinin değil, Türkiye’nin dört bir yanında benzer sorunlar yaşayan tüm kamu ve taşeron işçilerinin ortak davasıdır. Birçok belediyede işçiler aylarca maaşlarını alamıyor, sefalet koşullarına mahkûm ediliyor.

Çıkış Yolu: İşçi Denetimi ve Örgütlü Mücadele

Belediye işçileri, “işgal” silahıyla patronların ve bürokrasinin karşısında kendi güçlerini hatırlattılar. Ancak bu eylemler kalıcı kazanımlar yaratabilmek için sendikal bürokrasiye sıkışmamalı, tabandan örgütlenen işçi komiteleriyle sürdürülmeli.

Kapitalist belediyeciliğin krizi, yalnızca bir “mali yönetim krizi” değildir; bu, işçi sınıfının yaşamını hiçe sayan sömürü düzeninin krizidir. Çözüm, belediye yönetimlerinin değişmesinde değil, işçilerin kendi örgütlülükleriyle üretimi ve kaynakları denetim altına almasında yatıyor.

Sonuç

Buca Belediyesi işçileri, alacaklarının ödenmesi için başlattıkları işgal eylemiyle tüm emekçilere bir mesaj veriyor: Haklarımızı almak için mücadele etmekten, fiili meşru eylemlerden başka yol yok. Bugün belediye binasında yankılanan sloganlar, yarın tüm işçi sınıfının ortak çağrısı olabilir:

“Paralarımız yatana kadar buradayız, sömürü düzeni yıkılana kadar mücadele edeceğiz!”