Çanakkale Dardanos’ta bulunan Yahya Çavuş Orman Kampı, yaklaşık yarım asırdır kamusal kullanımda olan, orman yangınlarıyla mücadele eğitimlerinin yürütüldüğü, halkın ücretsiz yararlandığı bir kamu alanıydı. Bugün ise bu alan, devlet eliyle sermayeye devredilmek üzere satışa çıkarılıyor.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen süreçte kamp alanının imar planı değiştirildi; “kamu eğitim ve dinlenme alanı” statüsü kaldırılarak ticaret–turizm, park ve plaj alanı ilan edildi. Satış ihalesinin 28 Ocak 2026’da yapılması planlanıyor. Yerel yönetimler, sendikalar, meslek odaları ve bölge halkı bu karara karşı çıkıyor; Çanakkale Belediyesi alanın kamulaştırılması yönünde oy birliğiyle karar aldı. Hukuki süreçler devam ederken, imza kampanyaları ve açıklamalar sürüyor.
Ancak Dardanos’ta yaşananları yalnızca “bir orman alanının satışı” olarak ele almak, meselenin özünü gizler. Burada söz konusu olan, kamusal yaşamın sermaye lehine yeniden düzenlenmesi, yani sınıfsal bir müdahaledir.
Ekolojik Yıkım Sermayenin Yan Ürünü Değil, Doğrudan Sonucudur
Kapitalizm altında doğa tahribatı bir “yan etki” değildir. Aksine, sermaye birikiminin zorunlu bir sonucudur. Kıyılar, ormanlar, meralar ve su havzaları; kâr üretmediği sürece “atıl”, kâr getirebildiği ölçüde “değerli” sayılır. Devletin yaptığı tam da budur: Kamusal bir alanı, sermaye için rant alanına dönüştürmek.
Dardanos örneğinde devlet, kendi eliyle yarattığı kamusal bir değeri —emeğin, kamusal bütçenin ve kolektif kullanımın ürünü olan bir alanı— özel mülkiyete devretmek istemektedir. Bu, kamusal olanın gaspıdır. Ekoloji meselesi burada, mülkiyet ilişkilerinden ve sınıf siyasetiinden bağımsız ele alınamaz.

Doğa Kimden Çalınıyor?

Bu tür satışlar genellikle “yatırım”, “turizm”, “istihdam” söylemleriyle meşrulaştırılır. Oysa gerçek çok daha nettir:
Halkın ücretsiz eriştiği alanlar sermaye için paralı mekânlara dönüşür.
Emekçilerin dinlenme, nefes alma, doğayla temas etme olanakları daraltılır.
Doğa, bir kez daha zenginler için korunur, yoksullar için yasaklanır.
Dardanos’ta çalınan şey yalnızca ağaçlar ya da kıyı şeridi değildir; emekçi sınıfların kamusal yaşam hakkıdır. Bu yüzden ekolojik mücadele, sınıf mücadelesinden koparıldığında içi boşalır, sistem içi bir “duyarlılık” faaliyetine indirgenir.

Hukuk mu, Sermaye mi?

Dava süreçleri sürerken satış kararının işletilmesi, imar değişikliklerinin jet hızıyla geçirilmesi tesadüf değildir. Burjuva hukuk, sermaye birikiminin önüne engel olduğunda esnetilir, aşılır ya da fiilen devre dışı bırakılır. Devletin “tarafsız hakem” olduğu masalı burada bir kez daha çökmektedir. Devlet, bu süreçte sermayenin doğrudan ajanı gibi hareket etmektedir.

Ekoloji Mücadelesi Sınıf Mücadelesidir

Dardanos’ta verilen mücadele, yalnızca bir orman kampını savunma mücadelesi değildir. Bu mücadele,
kamusal olanın metalaştırılmasına,
doğanın sermaye birikim rejimine tabi kılınmasına,
emekçi halkın yaşam alanlarının daraltılmasına
karşı bir mücadeledir.
Bu nedenle çözüm, yalnızca “satış iptal edilsin” talebiyle sınırlı kalamaz. Asıl soru şudur: Doğa kimin mülkiyetinde olacak? Kamusal yaşam kimin çıkarına göre düzenlenecek?
Dardanos bize bir kez daha gösteriyor:
Ekoloji mücadelesi ya sınıf siyasetiyle birleşir ve gerçek bir toplumsal güç haline gelir,
ya da sermayenin çizdiği sınırlar içinde etkisiz bir itiraz olarak kalır.
“Halkındır, satılamaz” sloganı, ancak bu sınıfsal içerikle doldurulduğunda gerçek anlamına kavuşur.

Dardanos’u Sermayeye Teslim Etmeyelim

Dardanos Orman Kampı’nı savunmak, birkaç ağacı ya da bir kıyı parçasını korumak değildir. Bu mücadele, kamusal yaşamın sermayeye peşkeş çekilmesine karşı bir sınıf mücadelesidir. Bu nedenle bu direniş, yalnızca hukukçuların, belediyelerin ya da çevre platformlarının omuzlarına bırakılamaz.
Sendikalar, işçi örgütleri, gençlik ve emekçi halk; ekoloji mücadelesini sınıf mücadelesinin bir parçası olarak ele almalı, bu sürecin seyircisi değil öznesi haline gelmelidir. Kamusal alanların satışına karşı mücadele, işten çıkarmalara, güvencesizliğe, yoksulluğa ve yaşam alanlarımızın gaspına karşı verilen mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır.
Bugün Dardanos’ta atılacak her geri adım, yarın başka bir ormanın, başka bir kıyının, başka bir kamusal alanın satışının önünü açacaktır. Bu yüzden:
Dardanos Orman Kampı satılamaz,
Kamusal alanlar sermayenin yatırım alanı değildir,
Doğa ve yaşam alanları işçi sınıfının ortak mülküdür.
Gerçek bir ekoloji mücadelesi, sermayenin mülkiyet hakkını değil, halkın yaşam hakkını savunur. Dardanos’ta bu mücadeleyi büyütmek, yalnızca bir alanı değil, kamusal geleceğimizi savunmaktır.