Sivas’ta 65 yaş üstü bir emekli 2025 yılı boyunca tam 3.365 kez halk otobüsüne bindi. Bunu “rekor” diye verdiler. Rekor mu? Evet, bir rekor var.
Ama o emeklinin değil. Rekor, bu ülkenin emeklilerini kış günü otobüslerde yaşamaya mecbur bırakmasındadır. Rekor, milyonlarca emekliyi asgari ücretin altında maaşa mahkûm eden düzendedir.
Rekor, çalışırken sömürülen, emekli olunca “yük” ilan edilen bir kuşağın sessiz çığlığındadır. Bugün sosyal medyada utanmadan şunu yazanlar var:
“Yaşlı kartına sınır getirilsin.” Sınır mı? Bu ülkede sınır getirilmesi gereken şey emeklilerin otobüse binmesi değil, emeklileri açlığa mahkûm eden politikalardır.
YOKSULLUĞU DEĞİL, YOKSULU SUÇLU İLAN EDİYORLAR
Soruyu tersinden soralım: Bir insan neden günde 9–10 kez otobüse biner? Keyfinden mi? Maceradan mı? “Devleti zarara uğratmak” için mi? Hayır. Çünkü: Ev soğuktur. Doğalgaz faturası korkudur. Kahve pahalıdır.
Bir çay bile hesap edilerek içilir. Emekli maaşı asgari ücretin altındadır. Kira desen ayrı dert, ısınma ayrı dert, ilaç ayrı dert. Birçok emekli artık kendi evinde bile kalamaz hale gelmiştir. Çocuklarının yanına taşınmak zorunda kalmıştır. Ve en ağır olanı şudur: İnsan kendi evinde bile kendini fazlalık gibi hissedebilir. İşte o zaman dışarı çıkmak bir tercih değil, bir zorunluluktur. Ama medya neyi tartışıyor? Yoksulluğu değil. Yoksulun kaç kere otobüse bindiğini. Bu bilinçli bir yön değiştirmedir. Esas sorunun üstünü örtmek için suyu bulanıklaştırma operasyonudur.
Kış günü bir emekli nereye gidebilir? Park buz gibi. Kahve pahalı. AVM harcama ister. Kültür merkezleri ücretli. Geriye ne kalır? Halk otobüsü.
Sıcak, ücretsiz, İnsan dolu, şehir içinde dolaşan bir sığınak.
Bugün birçok emekli için otobüs bir ulaşım aracı değil, gündüz barınağıdır.
Bu insanlar fiziksel olarak evsiz değildir. Ama günün büyük kısmını ev dışında geçirmek zorundadırlar. Bu bir tercih değil, dayatmadır. Yarı zamanlı evsizliktir bu.
EMEKLİLİĞİN TASFİYESİ: KAPİTALİST MANTIĞIN KAÇINILMAZ SONUCU
Bugün bize “tamamlayıcı emeklilik sistemi” deniyor. Tamamlayıcı mı? Hayır. Bu, emekliliğin tasfiyesidir. Kazanılmış hakların topyekûn kapitalizmin hedef tahtasına oturmasıdır. Bu sistem şunu söylüyor: Devlet geri çekilecek, maaşlar yetersiz kalacak, aradaki farkı piyasa dolduracak.
Yani emeklinin geleceği finans şirketlerinin, fonların, piyasa risklerinin insafına bırakılacak. Emekli artık hak sahibi yurttaş değil, finansal müşteri haline getirilecek. Sermaye için iki kazanç vardır: Birincisi, kamu emeklilik yükünü azaltmak. İkincisi, milyonlarca emeklinin birikimini piyasaya çekmek. Bu bir sosyal politika değildir. Bu, sınıfsal bir yeniden düzenlemedir.
Kapitalist sistem insanı üretim gücü kadar değerli görür. Çalışırken değerlisin. Emekliyken maliyetsin. Üretimden düştüğün anda tasarruf kalemi haline gelirsin. Çalışırken sömürülen, emekli olunca “yük” ilan edilen bir kuşaktan söz ediyoruz. Ve şimdi bu kuşağa deniyor ki: “Kendi başının çaresine bak.” Nasıl bakacak? Asgari ücretin altında maaşla mı?
Gerçek enflasyon karşısında eriyen gelirle mi? Isınma, kira, sağlık giderleri arasında sıkışmışken mi? Bu sadece ekonomik değil, ahlaki bir çürümedir.
Rekor kıran emekli değil. Rekor kıran utanmazlıktır. Rekor kıran yoksulluktur. Rekor kıran bu düzenin çürümesidir.
3.365 kez otobüse binmek bir “rekor” değildir. Bu, bu düzenin emeklilere biçtiği hayatın özetidir. Bu düzen bize şunu söylüyor: “Çalışırken sömürüldün, şimdi tasarruf kalemisin.” Biz ise şunu söylüyoruz:
Emeklilik bir lütuf değil, haktır. Yaşlılık bir maliyet değil, onurdur.
Ama bu onur dilekçeyle korunmaz. Bu hak sosyal medya yorumlarıyla savunulmaz. Bu saldırı bireysel sitemlerle püskürtülmez. Bu saldırı örgütlü güçle durdurulur.
NE YAPMALI?
Emekli Meclisleri Kurulmalı
Mahalle mahalle, semt semt, il il emekli meclisleri kurulmalıdır. Kahvehaneler, parklar, dernekler, sendika binaları tartışma ve örgütlenme alanına dönüştürülmelidir. Emekliler kendi gündemlerini kendileri belirlemelidir.
Emekli Konseyleri ile Birleşik Platform
Yerel meclisler il ve bölge düzeyinde birleşmeli, emekli Konseyleri oluşturulmalıdır. Bu konseyler: Maaş erimesine karşı ortak mücadele hattı kurmalı,sosyal hak gasplarına karşı eylem planı oluşturmalı, ücretsiz ulaşım hakkının tartışmaya açılmasına karşı kitlesel tepki örgütlemelidir. Tüm ülkedeki emeklileri harekete geçiren doğrudan karar alıp eyleme geçiren öz örgütlenme olmalıdır.
Taleplerimiz Net Olmalı
En düşük emekli maaşı yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalıdır. Emekli maaşları gerçek enflasyona göre otomatik güncellenmelidir. Sağlık katkı payları kaldırılmalıdır. Isınma ve enerji giderlerinde emeklilere kamusal destek sağlanmalıdır. Ücretsiz ulaşım hakkı tartışma konusu değil, güvence konusu olmalıdır.
Emeklilik yaşının yükseltilmesine ve piyasa temelli sistem dayatmalarına son verilmelidir. Bunlar imkânsız değil.
Bu ülkenin kaynakları vardır. Yok edilen kaynak değil, emekli onurudur. Şu gerçeği unutmayalım: Bugünün emeklisi, dünün işçisidir. Bugünün işçisi, yarının emeklisidir. Emeklilerin mücadelesi ayrı bir mücadele değildir. Bu, tüm emekçilerin mücadelesidir. Eğer bugün emekliler otobüslerde ısınmak zorunda kalıyorsa, yarın çalışanlar da aynı kaderle yüzleşecektir.
Rekor kıran emekli değil, rekor kıran yoksulluktur.
Rekor kıran adaletsizliktir.Ama bir rekor daha kırılabilir: Emeklilerin kitlesel eylemlikik rekoru. Ve o rekoru biz kıracağız. Mahallede, kahvede, forumda, sokakta. Emekli meclislerinde birleşerek, konseylerde örgütlenerek. Haklarımızı savunarak. Çünkü yaşlılık teslimiyet değil, mücadele deneyimidir. Ve bu deneyimi şimdi örgütlü güce dönüşme zamanıdır.