2024 yılında Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adayı tarafından sarf edilen, göçmenleri “hayvanlar” olarak nitelendiren ırkçı söylemler, yalnızca sözde kalmadı. Trump, başkanlık görevine başlar başlamaz, “ABD tarihindeki en büyük sınır dışı etme operasyonu” olarak adlandırdığı “Kalkan Operasyonu”nu (Operation Shield) ilan etti. Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephen Miller’in başını çektiği bu saldırı, Mayıs ortasında daha da sertleştirildi. “Büyük Operasyon” (Operation at Large) adı altında, Adalet Bakanlığı, FBI, Uyuşturucuyla Mücadele Ajansı (DEA) ve Sınır Koruma gibi kurumlara bağlı 5.000 federal ajan ve 21.000 Ulusal Muhafız daha bu baskınlara sevk edildi.

Federal İç Güvenlik Bakanlığı’na (DHS) göre, Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk 3 ayında ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi) her gün yaklaşık 600 kişiyi gözaltına aldı. Ancak Mayıs ayı itibarıyla Beyaz Saray, günlük 3.000 gözaltı hedefi belirledi.

Yabancı Avı Büyüyor

Trump’ın seçilmesinden sonra imzaladığı kararnamelerin çoğu, “yasa dışı göç”ü bastırmaya yönelik. ICE, artık okullarda, kiliselerde, sığınaklarda ve hastanelerde bile baskın yapma yetkisine sahip. ABD’de yaşayan milyonlarca belgesiz göçmen parmak izi vererek kayıt yaptırmak zorunda; kayıt yaptırmayanlar yalnızca sınır dışı edilme değil, cezai kovuşturma riskiyle de karşı karşıya. Tedavi gören kanser hastaları, çocuklar bile sınır dışı ediliyor.

Mağdurlar, kendilerini savunma imkânından yoksun bırakılarak, evlerinden uzaktaki merkezlerde gözaltında tutuluyor. Göçmen hukuku avukatlarının bu kişilere erişmesi sistematik olarak engelleniyor. Belgesiz göçmenler, işkence ve insanlık dışı uygulamalarıyla bilinen Guantanamo (Küba) ya da El Salvador’daki Latin Amerika’nın en büyük cezaevi CECOT’a gönderiliyor. Gönderildikleri ülkenin, geldikleri ülkeyle ilgisi bile olmuyor. Savaş bölgelerine geri gönderilme de artık bir engel sayılmıyor. Sendikal, toplumsal ve siyasal aktivistler özellikle hedef alınıyor; göçmenlere yardım eden dernek üyeleri yargılanıyor.

2 Mayıs 2025’te, New York Eyaleti’nin batısında federal göçmenlik ajanları, Lynn-Ette & Sons Farms adlı çiftlikte çalışan tarım işçilerini taşıyan bir otobüsü durdurdu. Ellerinde isim listesi vardı; aralarında çalıştıkları yerde sendikalaşma çalışmaları yürüten UFW (Tarım İşçileri Birliği) öncülerinin isimleri de vardı. Bu işçiler gözaltına alındı.

3 Haziran’da 2.267, ertesi gün 2.368 kişi gözaltına alındı. Trump yönetimi bu baskınların “suçlulara” yönelik olduğunu savunsa da, göçmen hakları savunucuları gözaltına alınanların adli sicilinin temiz olduğunu belirtiyor. Bu, Trump’ın seçim kampanyasında “şiddet eğilimli suçlu göçmenler”e odaklanacağı yönündeki söylemlerine açık bir tezat oluşturuyor. (NBC, 10 Haziran 2025)

ICE, göçmenleri tuzağa düşürmek için her türlü yalan ve hileye başvuruyor. Kayıt yaptırma zorunluluğu da bu konuda işlerini kolaylaştırıyor.

Los Angeles’ta Ambiance Apparel şirketinde 7 Haziran’da gözaltına alınan bir adam, ailesine Covid-19 testi için onay formu imzaladığını sandığını, ancak yanlışlıkla sınır dışı edilme formunu imzalamış olabileceğini söyledi. (The Guardian, 10 Haziran)

Yasal olarak koruma altında olan sığınmacılar ve hukuki statüye sahip kişiler bile hedef alınıyor. Önce parklarda, yaşam alanlarında başlayan baskınlar, ardından toplu işyerlerine yöneldi. Çoğu zaman işverenlerin bilgisi ve onayı olmadan yapılan bu baskınlar, patronlar açısından da sıkıntı yaratıyor, zira göçmenlerin güvencesizliği işverenler için ücret baskısı aracıydı.

10 Haziran’da Los Angeles Times şu şekilde yazdı:
“Salı günü Kaliforniya’daki tarım merkezlerinde alarm verildi. Tarım işçileri, Trump yönetiminin ilk aylarında bölgeden uzak duran göçmenlik görevlilerinin tarlalarda ve paketleme tesislerinde göründüğünü bildirdi.”

Kendiliğinden Direniş

30 Mayıs’ta ICE, San Diego’nun merkezindeki Buona Forchetta adlı restoranda 19 belgesiz işçiyi almak için baskın düzenlediğinde, halk araca geçit vermemek için sokağa döküldü. Göçmenlik ajanlarına “faşist” diye bağırıldı.

31 Mayıs Cumartesi günü, Connecticut’un Milford kentinde, 18 yaşındaki lise öğrencisi Marcelo Gomes Da Silva spor antremanına giderken ICE tarafından tutuklandı. Pazartesi günü, okulundan yüzlerce öğrenci serbest bırakılması için gösteri yaptı ve 5 Haziran’da kefaletle serbest bırakıldı.

4 Haziran’da, ICE Chicago’da göçmenlere sahte randevular vererek pusu kurdu. ICE’a destek veren yerel polis yasaları ihlal ederek göçmenleri gözaltına aldı. OCAD adlı örgüt (Toplu Sürgünlere Karşı Örgütlü Topluluklar) olayı duyurdu; eylemcilere ve siyasetçilere saldırıldı.

Aynı gün, Los Angeles şehir merkezinde ICE ajanları zırhlı araçlarla baskınlar düzenledi. Ambiance Apparel’de ve Home Depot otoparklarında günübirlik iş bekleyen ağırlıkla Meksikalı ve Güney Koreli işçiler hedef alındı. Sivil halk ve dernekler araçların çıkmasını engellemeye çalıştı. ICE ses ve duman bombaları kullandı. O gün 100’den fazla kişi tutuklandı. Ertesi sabah ICE, başka bir Home Depot önünde görüldü. Haber hızla yayıldı ve mahalle halkı yine toplanarak ICE baskınını engelledi. Los Angeles’ta ve çevresinde eylemler devam etti. Özellikle siyah ve Latin gençler taş ve şişelerle karşılık verdi, barikatlar kuruldu. Çatışmalar Compton, Long Beach ve Inglewood’a yayıldı.

Trump, 2.000 Ulusal Muhafız askeri gönderileceğini açıkladı. Normalde bu eyalet valisinin yetkisinde olsa da, Trump federal yasaların (Başlık 10) “isyan tehdidi” durumunda başkana yetki verdiğini iddia etti.

8 Haziran Pazar günü, Los Angeles’ta ICE binaları Ulusal Muhafız tarafından korundu. Çatışmalar otoyollara sıçradı. 700 deniz piyadesi takviye olarak gönderildi. Trump, 1807 tarihli Ayaklanma Yasası’nı kullanarak sokağa çıkma yasağı, gösteri yasağı, sıkıyönetim ilanı ve orduyu devreye sokmakla tehdit etti.

ABD’nin ikinci büyük kenti Los Angeles ve en kalabalık eyaleti olan Kaliforniya’daki en büyük Latin nüfusu dikkatleri bu bölgeye çekerken, ülke genelinde protestolar sürüyor. 230.000 nüfuslu Spokane (Washington) kentinde 11 Haziran’dan itibaren sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

“No Kings” (Krallar Yok) hareketi, başkanın hem kendi doğum günü hem de “Bayrak Günü” bahanesiyle askeri geçit düzenlediği 14 Haziran’da ülke çapında protesto çağrısı yaptı.

Demokrat Parti ve Sendika Liderlikleri Engel Oluşturuyor

SEIU’nun (Hizmet Çalışanları Uluslararası Sendikası) Kaliforniya başkanı David Huerta, 6 Haziran’daki ICE baskınını gözlemlediği için “engelleme” suçlamasıyla tutuklandı. SEIU, 9 Haziran’da Washington başta olmak üzere Atlanta, Boston, Chicago, Denver, Philadelphia gibi birçok kentte eylem çağrısı yaptı. AFL-CIO da Huerta’nın serbest bırakılmasını istedi. Aynı gün 50.000 dolar kefaletle serbest bırakıldı ancak “kolluk gücünün çalışmasını engelleme komplosu” ile yargılanmaya devam edecek. Bürokrasi ise mücadeleyi seçimlere ve burjuva ikili parti sistemine yönlendirmeye çalışıyor.

SEIU 32BJ (inşaat ve temizlik kolu) başkan yardımcısı Jaime Contreras, 9 Haziran’da The Guardian’a şunları söyledi:
“Bir sonraki seçimde herkesten bunun hesabını sandıkta soracağız.”

Tarım işçileri sendikası UFW’nin açıklaması da benzer bir çizgideydi. Oysa sektördeki 255.700 tarım işçisinin en az yarısı belgesiz.

“Komşularımız keyfi olarak tutuklanırken, korkutulurken ve sınır dışı edilirken elimiz kolumuz bağlı duramayız. Mahkemelerde mücadele ediyoruz, ama daha fazla somut eyleme ihtiyaç var. Şimdi harekete geçin, Kongre üyelerinize göçmen toplulukları, özellikle de Amerikalıları doyuran tarım işçilerini korumalarını talep eden mesajlar gönderin.” (UFW, 24 Nisan 2025)

Her sosyal ve siyasal krizde olduğu gibi, sosyal demokratlar ABD’nin demokratik olmayan yapısına ve Demokrat Parti’ye dair yanılsamaları yaymaya devam ediyor.

“Medya organlarını dava ediyor. Kendisine karşı olan avukatları hedef alıyor. Hoşlanmadığı dersleri veren üniversitelere saldırıyor. Kararlarına kızdığı yargıçları görevden almakla tehdit ediyor. Kongre’nin yetkilerini gasbediyor. Bu adam tüm yetkileri istiyor. Anayasa’ya inanmıyor. Hukukun üstünlüğüne inanmıyor.”
(Bernie Sanders, CNN, 8 Haziran 2025)

Gerçekte Demokrat Parti kapitalist düzenin koruyuculuğunu titizlikle sürdürmektedir. Kaliforniya Valisi Gavin Newsom ve Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass (ikisi de Demokrat) Trump’ı eleştirseler de, ilki eylemcileri “anarşistler ve provokatörler” diye suçlarken, diğeri 10 Haziran’da sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Barbarlığa ve Polis Rejimine Karşı Şu Taleplerle Harekete Geçelim:

Belgesiz göçmenlerin serbest bırakılması, tüm suçlamaların düşürülmesi

Irkçı bölünme ve polis şiddetinin hedef aldığı her işyeri ve sektörde grev

Sendikalar ve ezilen toplulukların içinden özsavunma komiteleri kurulması

Belgesiz işçilerin ve öğrencilerin yasal statüye kavuşturulması, tüm işçilere eşit haklar

Sendika bürokrasilerinin her iki burjuva partisine de boyun eğmesine karşı mücadele

ICE’ın lağvedilmesi, Guantanamo üssü ve işkence merkezlerinin kapatılması

Elbette, iktidarda kim olursa olsun —“Demokrat” ya da “Cumhuriyetçi”— kapitalist sınıf göçmenleri hem günah keçisi hem de ucuz işgücü olarak kullanmaya devam edecek.

Başkanlık rejimiyle, ırkçılıkla ve polis şiddetiyle gerçekten hesaplaşmak için kapitalizm yıkılmalıdır. Kapitalizmi yıkmak için yerlilerin ve göçmenlerin birleşik mücadelesine, devrimci bir işçi partisine ihtiyaç vardır.

12 Haziran 2025