Türkiye’de asgari ücret, adı üzerinde asgari yani en düşük sınır olması gerekirken, milyonlarca işçi için hâlâ bir hayal. Türk Tabipleri Birliği’nin duyurduğu bir olayda, Ağrı Patnos Belediyesi’nde işçilere yalnızca 4.000 TL maaş ödendiği ortaya çıktı. Üstelik bu ücret, hiçbir sosyal hak tanınmadan, sigortasız ve tamamen keyfi biçimde ödeniyor. Bu uygulama tekil değil, Türkiye taşrasının dört bir yanında işçilerin karşı karşıya kaldığı sistematik bir sınıf saldırısının ürünüdür.
Patnos Belediyesi’nde bazı işçilerin 6 aydır maaş alamadığı, bazılarına asgari ücretin altında ödeme yapıldığı bildiriliyor. Üstelik bu işçilere hiçbir sosyal hak tanınmıyor: ne sigorta, ne kıdem hakkı, ne yıllık izin. İşçilerin sağlık hakkı fiilen ellerinden alınmış durumda. Türkiye’nin doğusundaki yoksul bir ilçede bu uygulama, sadece belediye bürokrasisinin değil, aynı zamanda AKP’nin taşradaki neoliberal sömürü politikasının bir yansımasıdır.
Asgari ücret uygulaması, 20. yüzyılın işçi mücadelelerinin ürünüdür. Ama 21. yüzyıl Türkiye’sinde bu hakkın bile yerel yönetimler eliyle fiilen yok sayıldığı bir tabloyla karşı karşıyayız. AKP’nin taşra belediyelerinde asgari ücret altı ücretlendirme yaygınlaşıyor. Sermayeye yakın müteahhitler, belediye taşeronluğu üzerinden işçileri örgütsüz, güvencesiz, açlık sınırının da altına mahkûm ediyor.
Unutulmamalı ki, TÜSİAD gibi patronlar kulüpleri yıllardır “bölgesel asgari ücret” uygulamasını savunmakta; doğu ve güneydoğudaki yoksul bölgelerde işçilere daha düşük ücret verilmesini resmi bir politika haline getirmeye çalışmaktadır. Patnos’ta yaşananlar, bu sınıfsal hedefin fiili adımlarla zaten uygulanmakta olduğunu göstermektedir.
Bugün Türkiye taşrasında asgari ücret almak dahi “nimet” olarak gösteriliyorsa, bu doğrudan sınıf mücadelesinin bastırılmasının sonucudur. Patnos örneği, AKP’nin taşradaki sınıf siyaseti ile yerel sermaye güçleri arasındaki kirli ittifakın bir ürünüdür. Bu düzenin teşhiri ve yıkılması, ancak işçi sınıfının birleşik, devrimci bir mücadele hattıyla mümkün olabilir.
Artık yeter. Asgari ücret bir sınır değil, bir bataklığa dönüşmüştür. Patnos’taki işçilerin yaşadığı sömürü, tüm sınıfın ortak kavgası olmalıdır. Taşrada işçi olmak, sadece ucuz işgücü olmak değil; aynı zamanda patronların, belediyelerin ve devletin sınıf düşmanlığına maruz kalmaktır. Bu düzeni yıkmak, yalnızca bir hak arayışı değil, yaşama hakkı mücadelesidir.