Günlerdir burada, yalnızca işimizi değil; onurumuzu, eşitliği ve adaleti savunmak için nöbetteyiz.

Kamuoyuna yansıyan Hasan Toktaş’ın WhatsApp yazışmaları bir şahsın değil, köklü ve sistemli bir zihniyetin teşhiridir. Kadınları aşağılayan, küçümseyen ve cinsiyetçi ifadelerle Asu Kaya’yı hedef alan bu dil; yerel yönetimlerde adım adım örgütlenen kadın düşmanı politikaların açık bir yansımasıdır. Bu çirkin dili kullanan kadar, susan, görmezden gelen ve koruyan herkes bu ayıbın suç ortağıdır.

Bizler, Çiğli Belediyesi’nde bir gecede işinden edilen kadın işçileriz. Bu suskunluğa alışık değiliz! Kadının emeğini “maliyet kalemi” olarak gören, onu kapı önüne koyan, sonra da kadın haklarından dem vuran ikiyüzlü siyasete karşı 11 aydır direniyoruz.

Bir yanda kadınlara hakaret eden isimler hala koltuklarında otururken; diğer yanda yıllarca emeğiyle bu belediyeye hizmet etmiş kadın işçiler işsiz, güvencesiz ve yalnız bırakılmış durumda.

Buradan bir kez daha ve yüksek sesle çağrıda bulunuyoruz:

Kadını hedef alan bu cinsiyetçi ve aşağılayıcı dili kullanan Hasan Toktaş derhal istifa etmelidir!

Kadın emeğini yok sayan, görmezden gelen CHP Genel Merkezi bu tabloya sadece seyirci kalmamalı, sorumluluk almalı ve gereğini yapmalıdır!

Kadınlar yalnızca oy veren değil, eşit haklara sahip yurttaşlardır. Bizimle sadece seçim dönemlerinde değil, hayatın her alanında yan yana olun!

Asu Kaya’ya yönelik saldırılar kadın kimliğine, kadın emeğine yönelmiş organize bir cinsiyetçiliğin ürünüdür. Bugün burada ona sahip çıkmak, sadece bir kadını değil; tüm kadınların onurunu, geleceğini ve eşitlik talebini savunmaktır.

Çiğli’de, Beşiktaş’ta, Altındağ’da ve bu ülkenin dört bir yanında güvencesizliğe, sessizleştirmeye, yok sayılmaya mahkûm edilen tüm kadınlar için buradayız.

Kadınların onuru pazarlık konusu değildir!
Emeğimiz de, kimliğimiz de sizin kirli hesaplarınıza sığmaz!
İstifa etmeyen susar, susan bu düzene ortak olur!

Çiğli Belediyesi Direnişçileri