Yazar: Ali Kemal Taşçı

İnşaat Patronlarının Zorbalığına Karşı İşçi Direnişi: Eskişehir’de Sınıf Gerçeği Bir Kez Daha Açığa Çıktı

Eskişehir’de Ilgazlar İnşaat önünde hakları için direnen inşaat işçilerine yönelik gerçekleştirilen saldırı, kapitalist düzenin en çıplak gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi: Bu düzende işçinin alınteri değil, patronun kârı korunur. Yapı Yol-İş Sendikası’nın yaptığı açıklamaya göre, haklarını talep eden işçilere Ilgazlar İnşaat yetkilileri tarafından doğrudan saldırıldı. Bu saldırı yalnızca işçilere değil, gerçeği belgelemek isteyen basın emekçilerine de yöneldi. Saldırı sırasında bir basın mensubunun yaralanması, sermayenin sadece emeğe değil, gerçeğin kendisine de düşman olduğunu göstermektedir. Kapitalist düzen için en büyük tehdit, sömürünün görünür hale gelmesidir. Patronların Gerçek Yüzü: Hak Gasbı ve Zorbalık İnşaat sektörü, kapitalist sömürünün en yoğun yaşandığı...

Devamını Oku

Direnen Kolay Gelsin işçileri Kazandı!

Koç Holding’e bağlı Kolay Gelsin kuryeleri, düşük ücretlere, güvencesizliğe ve hak gasplarına karşı Ankara’da kontak kapattı. Patronların “maliyet” diyerek dayattığı kölelik koşullarına boyun eğmeyen kuryeler, kaderlerini kendi ellerine aldı. Bu direniş demekti ki: Susmamak, geri çekilmemek, birlikte durmak. Üstelik bu grev fiili bir grevdi. Fiili, meşru bir direnişti. Herhangi bir sendikanın çağrısıyla değil, doğrudan işçilerin kendi inisiyatifiyle, işçi komiteleri aracılığıyla örgütlendi. Bu yönüyle son derece öğretici ve değerlidir. Günler süren kararlı mücadelenin sonucunda işçiler önemli kazanımlar elde etti. Ücretli izin hakkı kabul edildi. Resmi tatillerde çalışma karşılığı ücret ödenmesi kabul edildi. Çalışma koşullarında eşitlik sağlanması ve işten atılan emekçilerin geri alınması patrona geri adım attırılarak kazanıldı. Bu kazanımlar gökten inmedi. Ne iyi niyetle verildi, ne de patronların “lütfu” oldu. Bu kazanımlar, fiili-meşru mücadeleyle, dayanışmayla, kararlılıkla söke söke alındı. Kolay Gelsin işçilerinin mücadelesi bir kez daha gösterdi: İşçi sınıfı birleştiğinde yenilmezdir. Örgütlenen, direnmeye cesaret eden emekçiler karşısında en büyük holdingler bile çaresiz kalır. Bugün Kolay Gelsin kuryeleri kazandı. Yarın bu cesaret tüm depolara, tüm kuryelere, tüm iş kollarına yayılabilir. Her işyerinde aynı sorular var: Düşük ücret, uzun mesai, güvencesizlik, baskı. Ve her işyerinde aynı cevap mümkün: Birlik, örgütlenme, direniş. Bu düzen, emeği ucuzlatarak, işçiyi yalnızlaştırarak ayakta duruyor. Biz ise dayanışmayı büyüterek, yan yana gelerek, bu sömürü düzenini sarsabiliriz. Kolay Gelsin işçilerinin açtığı yol nettir: Birlik olan kazanır. Direnen kazanır. Örgütlenen kazanır. Yaşasın sınıf dayanışması! Yaşasın örgütlü mücadele! Yaşasın direnen Kolay...

Devamını Oku

Elektrik Dağıtımında Yağma Rejimi: DEDAŞ Dosyası

Piyasaya Devredilen Kamu Hizmeti, Halktan Çalınan Milyonlar Elektrik dağıtımı, toplumun en temel ihtiyaçlarından biri olan enerjinin yurttaşlara kesintisiz ve eşit biçimde ulaştırılmasını amaçlayan zorunlu bir kamu hizmetidir. Ancak Türkiye’de bu alan, yıllardır “verimlilik”, “rekabet” ve “yatırım” söylemleriyle özel şirketlere devredilmiş, sonuç ise halk açısından ağır bir soygun rejimi olmuştur. Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) hakkında ortaya çıkan belgeli iddialar, bu yağma düzeninin en somut ve çarpıcı örneklerinden biridir. İçerden Tanıklık: “Bu Bir Hata Değil, Sistem” DEDAŞ’ta 6 yıl boyunca Endeks Okuma Görevlisi olarak çalışan Ebubekir Özgür, şirketin yurttaşlardan sistematik biçimde fazla fatura tahsil ettiğini, mevzuata aykırı uygulamalarla milyonlarca liralık...

Devamını Oku

MESS Metal İşçilerini Kavgaya Davet Etti

MESS’ten Açık Tehdit: “Zararı Paylaşın, Hak İstemeyin” Metal patronlarının örgütü MESS, yaklaşan Toplu İş Sözleşmesi (TİS) süreci öncesinde yaptığı açıklamayla on binlerce metal işçisine açık bir mesaj verdi: Hak talep etmeyin, itiraz etmeyin, fedakârlığı yine siz yapın. MESS açıklamasında Türkiye’de ekonomik koşulların kötüleştiğini, sermayenin uluslararası rekabette zorlandığını, maliyetlerin arttığını ileri sürerek sendikaları ve dolayısıyla metal işçilerini “itidalli” olmaya çağırdı. Patronlar örgütü, ücret artışı taleplerini daha baştan gayrimeşru ilan ederken metal işçisine biçilen rolü de net biçimde tarif etti: Sessizlik, fedakârlık ve itaat. Açıklamada “piyasa koşulları” vurgusu öne çıkarıldı; metal işçilerine “zaten fazla verildiği” ima edilerek kazanılmış haklar birer hak...

Devamını Oku

Burjuvazinin İşçi sınıfına Savaş İlanı: Asgari Ücret

Asgari Ücret Bir Rakam Değil, Sınıf Savaşıdır 2026 yılı için açıklanan asgari ücret, hükümetin kendi ilan ettiği resmi enflasyon oranlarının dahi altında bir artışla belirlenmiştir. Yapılan zam oranı, fiyat artışlarının, barınma ve gıda giderlerindeki gerçek yükselişin gerisinde kalmış; ortaya çıkan tablo fiilen açlık sınırına denk düşen bir ücret rejimi olmuştur. Bu tablo bir “hesap hatası”, “ekonomik zorunluluk” ya da “koşulların dayatması” değildir. Açıklanan rakam da, yapılan zam oranı da bilinçli bir sınıf tercihinin ürünüdür. Burjuvazi, devlet eliyle, işçi sınıfına yalnızca yoksulluğu değil, açlığı dayatmaktadır. Asgari ücrette yapılan artış, ne resmi enflasyonun telafisini sağlamaktadır ne de işçi sınıfının yeniden üretim...

Devamını Oku