BODRUM’UN TURİZM CENNETİNİN ARKASINDA: İŞÇİLER CEHENNEM KOŞULLARINDA ÇALIŞMAYACAK!
Bodrum’un denize sıfır beachleri, lüks masaları, pahalı menüleri ve “turizm cenneti” görüntüsünün arkasında başka bir gerçek var: 18 saate varan çalışma, karşılıksız fazla mesailer, gasp edilen molalar, verilmeyen bordrolar ve işçinin kendi emeğiyle yarattığı bahşişe dahi uzanan bir sömürü düzeni. Bu düzenin adı turizm değil; işçinin emeği üzerinden yaratılan kâr düzenidir. Bodrum Xuma Beach’te onlarca OTİS üyesi işçinin iş durdurması, işte tam da bu düzene karşı yükselen bir itirazdır. İşçilerin aktardığına göre kimi günler 18 saate varan çalışma yapılıyor, neredeyse her gün fazla mesaiye kalınıyor ancak bunun karşılığında ek ücret ödenmiyor. Yemek dışındaki mola hakları kullandırılmıyor, maaş bordroları işçilere verilmiyor. Sömürü bununla da bitmiyor. Müşterinin işçinin emeğine teşekkürü olan bahşişten dahi yüzde 40 kesinti yapıldığı belirtiliyor. İşçilere “devlet vergi kesiyor” denilerek yapılan bu kesintinin gerekçesi ne olursa olsun, ortada açık bir gerçek var: İşçinin eline geçen her kuruşun hesabı yapılıyor; işçinin emeğinden yaratılan her gelirden pay kapılmaya çalışılıyor. Üstelik işçiler, işlerini yapabilmeleri için gerekli ekipmanların dahi sağlanmadığını anlatıyor. Müşteriye verecek yeterli çatalın bulunmadığı, koskoca işletmenin tek bir tirbuşonla çalıştığı koşullarda ortaya çıkan aksaklıkların faturası ise yine işçiye kesiliyor. İşletmenin beceriksizliğinin stresini çalışan taşıyor, müşterinin öfkesini çalışan göğüslüyor, patronun eksik bıraktığı ekipmanın hesabını çalışan veriyor. Kâr patronun, stres işçinin. Bahşiş müşterinin teşekkürü, kesinti işçinin. Fazla mesai işçinin, ücret patronun kasasında. Bodrum’un turizm cennetinin sınıfsal manzarası tam olarak budur. İşçilerden daha uzun çalışmaları, daha az mola vermeleri, daha fazla müşteriye hizmet...
Devamını Oku