Yazar: Candemir Zeytin

Microsoft İşçilerinden Gazze Dayanışması: Proleter Enternasyonalizm Yaşıyor

ABD’nin teknoloji devi Microsoft’un Redmond’daki genel merkezi önünde, mevcut ve eski çalışanların öncülüğünde kurulan direniş kampı günlerdir dünya basınında yankılanıyor. Çalışanlar, İsrail ordusuna sağlanan yazılım, bulut ve yapay zekâ altyapılarının Gazze’de yürütülen savaş suçlarına ortaklık ettiğini vurgulayarak, bu işbirliğinin derhal sonlandırılmasını talep ediyor. Kamp alanına “Şehit Filistinli Çocuklar Plazası” adını vermeleri, sermayenin steril plazalarına karşı vicdanı, öfkeyi ve enternasyonal dayanışmayı haykırıyor. Bu eylem, salt bir “sivil toplum” girişimi değildir. Microsoft çalışanlarının kendi şirketlerine karşı ayağa kalkması, üretimden gelen gücün en yalın biçimde ifadesidir. Bilgi teknolojileri çağında işçi sınıfının yalnızca madenlerde, fabrikalarda değil; kod satırlarında, veri merkezlerinde de sömürüldüğü ve...

Devamını Oku

İsrail’de Yahudi Proletaryası Netanyahu’ya Karşı Sokakta: Genel Grev ve Sınıfsal Direniş

İsrail’de on binlerce işçi ve emekçi, Netanyahu hükümetinin Gazze’ye yönelik saldırı planlarına ve 50 rehinenin serbest bırakılmamasına tepki olarak sokaklara döküldü. Tel Aviv, Kudüs ve diğer büyük şehirlerde yollar kapandı, işletmeler kapatıldı ve kitlesel protestolar gerçekleşti. Bu eylem, Siyonist rejime karşı Yahudi proletaryasının sınıf bilincinin ve toplumsal öfkesinin somut bir göstergesidir. Grevin Sınıfsal Niteliği ve Hedefi: Bu grev, sadece hükümet politikalarına karşı bir tepki değil, aynı zamanda kapitalist ve militarist Siyonist devlet yapısına karşı sınıfsal bir duruştur. İsrail işçi sınıfı ve toplumun diğer memnuniyetsiz kesimleri için asıl hedef Netanyahu ve onun savaş, işgal ve sermaye politikalarını uygulayan hükümet olmalıdır....

Devamını Oku

DEDAŞ Zulmüne Karşı Çiftçiler Ayakta

Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı kırsal köylerde yüzlerce üretici, Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) tarafından sulama kuyularının elektriğinin kesilmesini protesto etti. Traktörleriyle yolu trafiğe kapatan köylüler, “Tarım yapamıyoruz, hayvanlarımız susuz kaldı. Bizi toprağımızdan etmeye çalışıyorlar” diyerek isyan etti. DEDAŞ’ın elektrik kesintileri bölge halkının geçim araçlarını doğrudan hedef alıyor. Elektriğe bağımlı kuyulardan su çekilmemesi, doğrudan tarım üretiminin durması ve hayvancılığın çökmesi anlamına geliyor. Diyarbakır gibi tarıma dayalı ekonominin hâlâ canlı olduğu illerde elektrik kesintileri yalnızca teknik bir sorun değil, doğrudan sınıfsal ve siyasal bir saldırıdır. Sayaçsız Hatlara Ceza: Borç Sürüklemesi Üreticiler, uzun yıllardır tarımsal sulama için kullandıkları elektrikten dolayı DEDAŞ’ın fahiş...

Devamını Oku

Orman Yanarken Emekçi Yanıyor: Eskişehir’deki Katliam Bir İş Cinayeti Değil, Sınıf Savaşıdır

Eskişehir’in Musaözü Mahallesi’nde çıkan orman yangınında, içinde orman işçilerinin bulunduğu araç alevlerin ortasında kaldı ve tam 10 işçi yanarak can verdi. Burjuva medya bu korkunç cinayeti, ezberlenmiş bir söylemle hemen “şehadet” mertebesine yükseltti. Tüm yayın organları ağız birliğiyle “vatan için şehit oldular” dedi. Ama kimse sormadı: > 🔥 Madem bu işçiler şehitse, savaşın tarafları kim? 🔥 Onları ölüme süren, önlem almayan, eğitimsiz, donanımsız biçimde yangının ortasına atan kim? 🔥 Bu ölümlerin faili kim? Bu soruların cevabını biliyoruz: Bu işçileri yakan şey yalnızca alevler değil, Erdoğan rejiminin temsil ettiği kapitalist devlet aygıtıdır. Ölüme terk edilen bu emekçilerin cansız bedenleri, yalnızca...

Devamını Oku

Gezi’den Bugüne: Devrimci Kopuşun Zamanı

Gezi’nin bastırılmak istenen hafızası Gezi Direnişi’nin üzerinden 12 yıl geçti. Sermaye devleti bu 12 yılı, isyanın hafızasını bastırmak, çarpıtmak, suçlu ilan etmek ve unutturmak için kullandı. Erdoğan rejimi, Gezi’yi “darbe girişimi” olarak yaftalarken; yandaş medya, mahkemeler ve bürokrasi bu yalana dört elle sarıldı. Bugün Gezi Direnişi yargı eliyle kriminalize ediliyor, Kavala gibi sermaye yanlısı liberal figürler sembol olarak öne çıkarılıyor, ama esas mesaj emekçi halkadır: “Sokağa çıkarsan başına bu gelir.” Bu nedenle Gezi’nin bastırılmak istenen hafızasıyla yüzleşmek, yalnızca tarihsel bir görev değil, bugünkü sınıf mücadelesinin temel bir parçasıdır. Bu hafızayı sahiplenmek, onu burjuva mahkeme salonlarında savunmakla değil, sokakta ve...

Devamını Oku