Çiğli Belediyesi’nde hiçbir gerekçe gösterilmeden işten atılan kadın işçilerin bir yıllık onurlu direnişi, Ankara’daki CHP Genel Merkezi önünde sona erdi. CHP’li belediye kapının önüne koydu, CHP İl Örgütü kapıyı yüzlerine kapattı, CHP Genel Merkezi üç ay boyunca duvar gibi sustu. CHP, bir kez daha sınıf karakterini gösterdi: Emekçiye değil sermayeye kulak verdi.

Ama bu hikâyede kaybeden işçi kadınlar değil, sırtını CHP’ye yaslayan sendikacılar, nutukçu reformistler ve koltuk sevdalısı siyaset esnafı oldu.

İşçiler diyor ki: “Biz yenilmedik, yalnız bırakıldık. Ama unutmuyoruz, affetmiyoruz.”
Bu açıklama, sadece bir vedanın değil, yarının sınıf kavgasına yazılmış bir nottur.

Kadın işçiler kazanmaya devam edecek. Direniş sürüyor, biçim değiştiriyor. Asağıda Çiğili Belediyesi Direnişçilerinin CHP genel merkezi önündeki bitmeyen direnişlerini noktalama açıklamasını yayınlıyoruz.

“CHP’nin Önünde Bitmeyen Direnişimizi Noktalıyoruz!”

Bizler, Çiğli Belediyesi’nde çalışan, emeğiyle geçinen, alın teriyle evini geçindiren kadın işçileriz. 12 ay önce, mesaimizin bitimine dakikalar kala gelen bir mesajla kapının önüne konulduk. Hiçbir gerekçe sunulmadan, ne bir açıklama ne bir yüz yüze konuşma… Yıllarca emek verdiğimiz işimizden, sessizce ama acımasızca atıldık.

İlk durağımız Çiğli Belediyesi önüydü. Bize bu haksızlığı reva gören CHP’li Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız’a sesimizi duyurmak istedik. Duymadı. CHP İzmir İl Başkanlığı’nın önünde günlerce bekledik. Kapılarını yüzümüze kapattılar. “Biz emekten yanayız” diyenler bir kez olsun gelip hâlimizi sormadı.

Ve biz kadınlar, İzmir’den Ankara’ya yürüdük. 600 kilometre boyunca ayaklarımız kan içinde, ama başımız dik yürüdük. CHP Genel Merkezi’nin önüne vardığımızda hâlâ umudumuz vardı: “Belki genel merkez duyar, belki CHP hâlâ halkın partisi olduğunu hatırlar…” dedik. Tam 3 aydır buradayız. Yağmurda, çamurda, kavurucu Ankara sıcağında bekledik. Bir duvar gibi suskun, buz gibi soğuk bir binayla karşılaştık.

CHP bize kulak vermedi. CHP gözlerini bu utançtan kaçırdı. CHP, işçiyi değil sermayeyi tercih etti.

Bir yıl boyunca çalmadık kapı, anlatmadık yer bırakmadık. Yerelde, genelde, CHP’nin tüm mekanizmalarına dokunduk. Ama gördük ki bu parti ne işçiye kulak veriyor, ne emekçiye omuz veriyor. Kurultay hesaplarıyla, rant savaşlarıyla meşguller. Direnişimizi “görmezden gelinmesi gereken bir sorun” gibi kenara ittiler.

Bizler bu mücadeleyi yalnızca kendi ekmeğimiz için değil, bütün işçi kadınlar için verdik. Belediyede çalışan, sendikaların sessizliğine terk edilmiş, taşeronlaştırılmış, güvencesizleştirilmiş kadınlar için verdik.

Ve şimdi, bu 12 ayın sonunda direnişimizi burada noktalıyoruz.

Ama unutulmasın: Biz yenilmedik. Biz yalnız bırakıldık. Sırtını CHP’ye dayayan sendikalar, sus pus oturan kadın dernekleri, emek adına nutuk atan ama işçiye sırt dönen siyasiler yenildi.

Bizim onurumuz, bu bir yıllık direnişte, yürüdüğümüz her adımda, kurduğumuz her çadırda kaldı.

Bugün buradan ayrılıyoruz ama bir şeyi çok iyi biliyoruz: Bu topraklarda işçinin umudu ne CHP’de, ne koltuk sevdalılarında… Umut, omuz omuza direnen biz işçilerin ellerindedir. Bizim mücadelemiz burada bitmedi, sadece biçim değiştirdi.

Bugün sessiz kalanlar, yarın yine kapımızı çaldığında cevabımız hazır olacak:

“Biz unutmuyoruz. Sırtını işçiye döneni affetmiyoruz.”

Son olarak; bu bir yıllık direnişimiz boyunca bizimle birlikte yürüyen, sesimizi duyurmamıza omuz veren, çadırımıza uğrayıp bir bardak çayımızı içen, bir paylaşımıyla dahi yanımızda olduğunu hissettiren herkese yürekten teşekkür ederiz.

İşçi sınıfının gerçek dostları, biz unutmayacağız.
Dayanışma yaşatır!
Kadın işçiler kazanacak!