Mersin Anamur’da bir çocuk, sabaha karşı bir dönerci dükkânında çalışırken hayatını kaybetti. Bu cinayetin faili yalnızca bir kişi değil; bu cinayetin faili bir düzendir.
12 yaşındaki Eyüp Can Güner, Anamur’da bir pasaj içindeki dönercide gece saat 04.00’te çalışıyordu. Bir çocuk! Gece saat dördü geçmişti. Uyumuyordu. Okulda değildi.
Patronun kârı için çalıştırılıyordu.
İddialara göre, “yavaş çalışıyor” diye ustabaşıyla tartıştı. Kovalandı. Yüksekten düştü. Sonra vücudu beş yerinden bıçaklanmış olarak bulundu.
Bu olay ne bir münferittir ne bir “tartışma sonucu trajedi”dir.
Bu, Türkiye’de çocuk işçiliğin geldiği noktadır.
Bu, sermaye düzeninin işlediği bir çocuk cinayetidir.

Eyüp Can’ı Kim Öldürdü?

Gece yarısı çocuk çalıştıran patron mu?

Denetimsizliği bir norm hâline getiren devlet mi?

İşçileri köle gibi gören ustabaşı mı?
12 yaşında bir çocuğu eğitimden, uykudan, oyun hakkından mahrum eden sistem mi?
Cevap çok açık: Eyüp Can’ı kapitalizm öldürdü.
Sömürüsünü derinleştirmek için çocuk emeğine el uzatan; kayıt dışı, denetimsiz, denetlenecek olsa bile “görmezden gelen” bir devlet aklı, bu cinayette ortaktır.
Gece 4’te Çalışan Bir Çocuk: Bu Suç Değilse Nedir?
Bir çocuğun gece yarısı bir dönerci dükkânında çalışıyor olması başlı başına bir suç değil mi?
İş müfettişleri nerede?
Valilik, belediye, kolluk kuvveti neden denetlemedi?
Eyüp Can yalnızca patronun değil, bu denetimsizliği yıllardır sürdüren devletin gözetimi altında öldü. Ve şimdi, Eyüp Can’ın öldüğü yerde sadece kan var, adalet hâlâ yok.

Bu Bir “Tartışma” Değil, Sınıfsal Şiddettir
“Yavaş çalıştı.”
“Ustabaşı sinirlendi.”
“Tartışma büyüdü.”
Hayır! Bu bir tartışma değil, sömürüye karşı bir çocuğun yaşadığı şiddettir.
Patronlar çocukları gece çalıştırır, “ustabaşı” olan bir başka emekçi ona bağırır, sonra “kovalar.”
Bu, sınıfın içindeki kırılmış, yozlaşmış ilişkilerin en karanlık yüzüdür.
Bu, işçileri birbirine kırdıran kapitalist sistemin suçudur.

Biz Ne İstiyoruz?
Çocuk işçilik tüm biçimleriyle yasaklanmalı, fiilen denetlenmelidir.

Denetimsizlikten sorumlu kamu görevlileri yargılanmalıdır.
İşyeri patronu ve ustabaşı hakkında derhal kamuoyuna açık, bağımsız bir soruşturma yürütülmelidir.
Tüm çocuk işçiliği vakaları iş cinayeti olarak yargılanmalıdır.
Eğitim, barınma ve temel ihtiyaçları karşılanan çocuklar için kamusal politikalar hemen yürürlüğe girmelidir.
Ama biz biliyoruz: Bu düzende hiçbir yasa, kârın önüne geçemez.
Eyüp Can’ın hesabı mahkeme koridorlarında değil, işçilerin örgütlü mücadelesiyle sorulacaktır.

Eyüp Can’ın Hesabı Sorulacak!
Eyüp Can yalnız değildir. TÜİK’in saklamaya çalıştığı verilerin altında, binlerce çocuk işçi çalışıyor, ölüyor, kayboluyor. Her atölyede, her dönercide, her inşaatta Eyüp Can’lar var.
Ve biz haykırıyoruz: Ya çocuklarımız büyüyecek bu düzeni yıkacak…
Ya da bu düzen onların hepsini yutacak.
Eyüp Can’ın hesabı sorulacak!
Çocuk işçiliğe, patron terörüne, sömürü düzenine son!
Yaşasın işçi sınıfının örgütlü mücadelesi!