Ben Çanakkale Otogar Lokantası’nda çalışan bir işçiyim. Burası belediyeye ait bir yer ama belediye, işletmeyi şahıslara kiralamış. Yani hem kamu eliyle hem özel patron eliyle sömürülüyoruz. Herkesin gelip geçtiği bir yer otogar ama bizim için bu mekân, gece gündüz emeğimizin sömürüldüğü bir çalışma cehennemi.
Sigorta mı? Çoğu zaman eksik yatırılıyor. Hele çocuk işçiler… Evet, burada çocuk işçiler de çalıştırılıyor, hem de hiçbir sigortaları olmadan. 12 saatlik vardiyalarla iki grup çalışıyoruz. Ama bazı günler bu 12 saat yetmiyor onlara. Özellikle terminale askere giden gruplar geldiğinde, çalışma saatimiz 16 saati buluyor. Ne ek mesai var ne fazla mesai ücreti. Zaten doğru düzgün haftalık izin bile verilmiyor. 2-3 ay boyunca tek bir gün izin yapamayan arkadaşlarımız var.
Yol parası yok. Servis zaten hiç olmadı. Kim nasıl gelirse öyle geliyor işe. İş tanımı desen, öyle bir şey de yok. Bir gün mutfakta, ertesi gün serviste, sonra temizlikte… Herkes her işi yapmak zorunda. “Senin işin bu” demek yok burada, sadece “yap” demek var.
Aylık maaş da yok. Her gün yevmiye usulü çalışıyoruz. Günlük 1500 TL. Ama diyelim bir gün izin yaptın, hemen o günün parası kesiliyor. Yani izin almak bile bir lüks. İnsan biraz dinlenmek istese, cebinden yemek zorunda.
Bunlar bizim yaşadıklarımız. Herkes biliyor ama kimse konuşmuyor. İşe ihtiyacımız var diye her şeye katlanıyoruz. Ama nereye kadar?
Ben bu mektubu OLEY_Bir üzerinden diğer lokanta ve otel işçilerine seslenmek için yazıyorum. Yalnız olmadığımızı biliyorum. Aynı koşullarda çalışan yüzlerce kişi var. Hepimiz bir araya gelirsek, bu düzene “dur” deme şansımız olur. Birlik olursak, haklarımızı alırız. Yalnızken susturuluyoruz ama yan yana gelirsek sesimizi kimse bastıramaz
Bir Otogar Lokantası İşçisi
Çanakkale