Ağır Yük, Uzun Mesai, Patron Keyfiyeti

Zincir marketlerin rafları kadar soğuk ve acımasız gerçeklerle dolu çalışma koşulları, “üç kuruşa fıtık garantili iş” gerçeğiyle tüm çıplaklığıyla ortada duruyor. Burada konuşulan sadece ağır yük taşımak değil; genç yaşta fıtık, varis, ayakta sabahlamış bıçak gibi acılar, dayanılmaz nöbetler ve yıllık izinlerle oynayan patron keyfiyeti. Her marketin palet indirme görevlisi olması gerekirken, bu yük kasiyerlere ve müdürlere bindiriliyor; kadın, erkek, güçlü, güçsüz fark etmeksizin yüzlerce kiloluk paletler sırtlanıyor.

Fıtık, Varis, Psikolojik Baskı: Sistemin Bedeli

Haftada 2-3 sevkiyat gününde tek başına indirilen yüzlerce kiloluk yük, işçiyi genç yaşta fıtık, sırt, bacak ve ayak ağrılarıyla tanıştırıyor. Sürekli ayakta durmak, kan dolaşımını çökertiyor, varis, yaralı ayaklar genç yaşta ortaya çıkıyor. Gün boyunca mola vermeyen, yemek yiyemeyen işçiler öfke yüklü yorgun, sinir dolu. Fiziksel acının üstüne müşterilerin baskısı ve psikolojik şiddet biniyor.

13 Saatlik Çalışma Zinciri ve İzin Gaspı

Sabah 8, akşam 9! Tek vardiya, full mesai… Haftaları kapsayan 13 saatlik çalışma zincirinde, yıllık izin almak bile patronun keyfine kalıyor; mayısta alınması istenen izin kasımda ancak kullandırılıyor. Sistem, envanter açığı, kasa açığı gibi gerekçelerle eksik ürünün parasını işçiye ödetiyor; son kullanma tarihi yaklaşan ürünü işçiye aldırıyor.
Depolar Fare Kapanı, Hijyen Yok

Depolar su baskını, haşere, fare kapanlarıyla boğulmuş, sağlıksız ortamda yemek molası vermek normalleşmiş. Uygunsuz depolar, kaygan zeminler, yetersiz denetimler iş kazalarını davet ediyor. İş güvenliği kâğıt üzerinde, pratikte yok!
Patronlar Birlik Olmuş: Ya Biz?

Bu koşullar sıradan bir haberin değil, taban örgütlenmesinin acil çağrısıdır. Patronlar kârlarını büyütmek için örgütlü ve planlı; biz örgütsüz kaldığımızda tek tek eziliyoruz. Yeterli personel, iş sağlığı ve güvenliği, net görev tanımları, sendikal hakların güvence altına alınması, mola ve yemek haklarının korunması bir lütuf değil, işçi sınıfının gasp edilmiş haklarıdır.
Çözüm: İşyerinde Komiteler, Omuz Omuza Mücadele

Market işçisi fıtıkla değil omuz omuza mücadeleyle tanışmalı! İşyerinde insanlık dışı koşullara “dur” demek için önce yan yana gelmeli, sonra bu birliktelik işyeri komiteleri ile kalıcı hale gelmelidir. Komiteler, patronun karşısında tek tek değil, örgütlü ve kolektif bir güç olarak durmamızı sağlar. Bir kişinin sesi çığ gibi büyümez; ama birlikte hareket edildiğinde bu ses, rafları değil, duvarları yıkar.

Şimdi örgütlenme zamanı!

İşyeri komitelerinde birleşelim!

Sendikalaş, birlikte güç kazan!
Örgütsüzlük geleceğin acı faturasıdır – Örgütlülük tek kurtuluştur!
İşçi sınıfının örgütünden başka silahı yoktur!