Yunus Emre Termik Santrali’nde çalışan emekçiler, aylardır ödenmeyen ücretleri nedeniyle 24 Haziran Pazartesi günü üretimi durdurdu. Bu, yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, sermaye düzeninin işçi sınıfına reva gördüğü sistematik sömürü ve sefaletin açık bir teşhiridir. Üretim durdu, çünkü işçiler artık açlığa, haksızlığa ve aşağılanmaya razı değil.
Santral işçileri, aylar süren maaş gaspına karşı defalarca sözlü ve yazılı başvurularda bulundu. Ancak talepleri ya yok sayıldı ya da sürekli ötelenerek belirsizlik içinde bırakıldı. Sonunda, işçilerin sabrı tükendi. Bu “iş bırakma” kararı, pasif bir tepki değil; açık bir sınıf bilinciyle verilmiş meşru bir direniş ilanıdır.
Yunus Emre Santrali, geçmişte özelleştirme adı altında sermaye gruplarına devredildi. Bugün yaşanan kaosun kökünde de bu özelleştirme politikaları ve sermayeyi koruyan devlet aygıtı yatıyor. Patronlar, emekçinin alın terinden nemalanırken; devlet ise seyirci kalmakla kalmıyor, adeta bu gasp düzeninin bekçiliğini yapıyor.
İşçiler üretimi durdurarak açık bir mesaj verdi: “Emek olmadan hiçbir çark dönmez.” Bu, yalnızca enerji işçisinin değil; tekstilde, inşaatta, madende, hizmet sektöründe gasp edilen tüm emekçilerin ortak çığlığıdır.
Bu direniş, sadece maaşlarını almak için değil, insanca bir yaşam ve geleceği gasp edilen sınıf onuru için veriliyor. Bugün Yunus Emre Santrali’nde atılan bu adım, eğer diğer iş kollarındaki mücadelelerle birleşirse, zincirlerinden başka kaybedecek şeyi olmayan bir sınıfın yeniden ayağa kalkabileceğinin göstergesidir.
🔥 Bu düzende adalet yoktur. O hâlde talepler açık olmalıdır:
Gasp edilen tüm maaşlar derhal ve faiziyle ödensin.
Sorumlu yöneticiler ve kamu görevlileri yargılansın.
Özelleştirilen enerji santralleri ve stratejik işletmeler işçi denetiminde kamulaştırılsın.
Sendikal baskılara ve tehditlere son verilsin.
Üretim süreçleri üzerinde işçilerin söz ve karar hakkı tanınsın.
Kapitalist sistem, işçileri sadece sömürmekle kalmıyor; onları örgütsüz, dağınık ve çaresiz bırakmaya çalışıyor. Oysa gerçek güç, üretimi durdurma gücüdür. Yunus Emre işçilerinin bugün attığı bu adım, sınıf kardeşlerine de cesaret vermelidir. Direnişi büyütmek, bu düzeni yıkmanın ilk adımıdır.
Unutmayalım: Patronlar örgütlü, devlet onların yanında. İşçiler de birleşmedikçe, zincirlerinden başka kaybedecek her şeye sahip olacak. Ama birleşirsek; bu düzeni yıkar, kendi iktidarımızı kurarız.
Yunus Emre İşçileri Yalnız Değildir!
Tüm Ücret Gaspına Uğrayan Emekçilerle Birleşelim!
Sınıfa Karşı Sınıf, Sermayeye Karşı Emek Cephesi!