PTT işçileri, amirlerin baskılarına, mobbing uygulamalarına ve haksız işten çıkarmalara karşı ülke genelinde uyarı eylemleri başlattı.
Beylikdüzü KDM başta olmak üzere birçok şubede yapılan iş bırakma eylemleri, sermaye devletinin kamuda yürüttüğü otoriter disiplin ve güvencesizleştirme politikalarına karşı büyüyen tepkinin yeni bir halkası oldu.
> “PTT emekçileri köle değildir! Baskıya, mobbinge, haksız işten çıkarmalara boyun eğmeyeceğiz!”
— PTT-Sen açıklamasından
Mobbinge ve Disiplin Terörüne Karşı İsyan
PTT-Sen’in açıklamasına göre kurumda uzun süredir, özellikle amirler eliyle sistematik bir baskı rejimi sürüyor.
Çalışanlara keyfi tutanaklar tutuluyor, izin talepleri reddediliyor, iş yükü sürekli artırılıyor.
Beylikdüzü’nde bir müdür vekilinin işçilere karşı sürekli hakaret, aşağılama ve psikolojik şiddet uyguladığı; buna itiraz eden işçilerin ise “disiplin tehdidiyle” susturulmaya çalışıldığı belirtildi.
Sendika, “Baskıya boyun eğmeyeceğiz” diyerek eylemlerin süreceğini açıkladı.
Kamu Emekçilerine Yönelik Yeni Dalga Baskı
Anka Haber Ajansı’nın haberine göre PTT yönetimi, eylemlere katılan işçilere soruşturma ve disiplin işlemleri başlatmaya hazırlanıyor.
Kurum, iş bırakma eylemine katılan personele “kanunsuz eylem” suçlaması yöneltmek için yazı hazırladı.
Bu durum, yalnızca PTT’de değil, kamu genelinde yükselen eylem eğilimine karşı merkezi bir bastırma politikasının yürürlükte olduğunu gösteriyor.
Kamu emekçileri son dönemde artan yoksullaşma, ücret erimesi ve güvencesizlik karşısında sık sık iş bırakma çağrıları yapıyor.
> “Yoksulluğa değil, direnişe savaş açılıyor.”
Kamuda Disiplin, Özelde Taşeronluk: Aynı Zincirin Halkaları
PTT’de yaşanan mobbing ve işten atma dalgası, kamudaki taşeronlaşma ve ticarileşme sürecinin ürünü.
Kurumun özelleştirme hedeflerine uygun biçimde, “verimlilik” bahanesiyle işçilere insanlık dışı koşullar dayatılıyor.
Taşeron firmalar, düşük ücretler ve iş güvencesizliğiyle emekçileri birbirine kırdırıyor.
💬 İş yerinde “disiplin” adı altında uygulanan her baskı, işçilerin üzerindeki patron tahakkümünü pekiştirmektedir.
Disiplin, kapitalist üretim düzeninde bir idari kural değil, bir sınıf silahıdır.
İşçi, vurulan kirbaçtır.
Bu tablo, yalnızca bir kurumun iç disiplini değil; sermayenin devlet eliyle yeniden yapılanmasının bir yansımasıdır.
PTT, özelleştirilmiş bir devlet kurumu değil, devletle özel sektör arasındaki sömürü zincirinin düğüm noktası haline getirildi.
Sınıfın Yanıtı: Ortak Mücadele, İşçi Konseyleri
PTT-Sen’in başlattığı bu uyarı eylemi, kamu emekçileri içinde büyüyen öfkenin dışavurumudur.
İşçiler artık bireysel şikâyetlerle değil, kolektif direnişle yanıt veriyor.
Bu yönüyle PTT direnişi, taşeron işçiden belediye emekçisine, sağlık çalışanından eğitim işçisine kadar tüm kamu emekçileri için bir çağrıdır:
> “Mobbinge karşı susma, baskıya boyun eğme, işini savun!”
Ancak bu mücadele yalnızca sendikal kanallarda sıkışmamalıdır.Disiplin terörüne, ücret gaspına ve baskıya karşı gerçek çözüm işçi konseylerinin örgütlenmesi, kamu kurumlarının işçi denetiminde yeniden inşası, ve kapitalist devlet aygıtının yerine işçi iktidarının geçirilmesidir.
Sonuç: Direnişin Yankısı
PTT işçilerinin uyarı eylemi, kamuda büyüyen sınıf çatışmasının bir parçasıdır.
Devletin amirleri aracılığıyla kurduğu baskı mekanizması, işçilerin örgütlü karşı koyuşuyla sarsılmaya başladı.
Bu direniş, yalnızca bir kurumun iç mücadelesi değil;
kamu emekçilerinin onuru, kolektif bilinci ve sınıf dayanışmasının yeniden filizlenmesidir.