*) Türkiye’de 2023 yılının en önemli siyasal olayı hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanlığı seçimleri oldu. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden başarıyla çıkan Erdoğan, seçimlerin üzerinden 5 ay gibi kısa bir süre geçmesine rağmen içinde bulunduğu siyasal kriz hızla büyümektedir. Erdoğan 2015 yılından beri güç kaybetmektedir. Tek başına iktidar olacak erişememekte, bu güce erişebilmek için MHP başta olmak üzere irili ufaklı geniş bir sağ yelpazeyle itifak kurmak, iktidarını onlarla paylaşmak zorunda kalmaktadır. Cumhur ittifakı kırılgan bir yapıya sahip birbirine benzemezler itifakına dönüşmüştür. Her ne kadar biçimsel olarak tek adam rejimi gibi bir görünüme sahip olsada devlet organları ve kurumları geniş bir kualisyona dönüşmüştür. Erdoğan rejiminin oluşturduğu Türk tipi Başkanlık sistemi ilk günden itibaren sağlıklı şekilde çalışmayan teltel dökülen vaziyetten kurtulamamaktadır. Devlet organları içinde klikler kavgaları gözle görülür şekilde boy vermektedir. Erdoğan rejimi artık kendi anayasasına hukuk kurallarına dahi uymaktan aciz bir konuma düşmüştür. Erdoğan rejimi siyasal ve ekonomik krizler üretme fabrikasına dönüşmüştür.
*) Millet ittifakı ise, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra fiili olarak dağılmış, enerji ve motivasyonu komple deforme olmuştur. Artık kitlelere Erdoğan karşısında alternatif olabilme opsiyonunu kaybetmiştir. İYİP kendi içinde istifalar, ayrılıklar, hizipler kriziyle boğuşmakla birlikte hergeçen gün Cumhur ittifakına eklemlenen bir rotada ilerlemektedir. CHP ise gerek seçim yenilgisi gereksede Millet İttifakının dağılmasının yarattığı kriz içerisinde yerel seçimlere girmektedir. Kitlelerde herhangi bir umut ve heyecan yaratmamaktadır. Tek hedefi elindeki belediyeleri kaybetmemektir. Fakat bu hedefe ulaşmak için herhangi bir stratejiden yoksundur. İYİP’in tek başına yerel seçimlere girecek olması 2019 seçimlerindeki seçmen tabanının altını oyan vaziyettedir. DEM Parti’nin Batı illerinde aday çıkartmayıp kendisini desteklemesi için herhangi bir çaba içerisinde değildir. Kısacası CHP seçimleri kazanmak için herhangi bir çaba gösterecek takate ve enerjiye sahip değildir. Dağılan Millet İttifakının bileşenleri enaz Cumhur ittifakı kadar büyük bir çürüme içerisindedir.
*) 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyen Yeşil Sol Parti’de de seçim sonuçları ciddi demoralizasyona sebep olmuştur. Bunun etkileri hâlâ devam etmektedir. YSP’nin yeni adıyla DEM bu seçimlere demoralize ve pasifize olmuş şekilde girmektedir. Seçimlere yönelik ana hedefi kayyumlar yoluyla elinden alınan belediyeleri geri almak vardır. Fakat olası bir Kayyum tehlikesine karşı kazandığı yerel yönetimleri nasıl koruyacağına dair en ufak somut bir programa sahip olmamakla birlikte, söylem düzeyinde dahi henüz bu konu hakkında beyanı olmamıştır. Batı illerinde aday çıkartıp çıkartmayacağıda henüz belirsiz olmakla birlikte CHP’ye açık kapı bırakmaktadır. Kısacası DEM Bu seçimlerde de düzen cephesinden kendi siyasi programıyla ayrı bir bağımsız odak olma hedefinden yoksundur. Liberal kaynaşmacı tasviyeci dalga karabasan gibi üzerine çökmüş durumdadır.
*) Sosyalist solda durum pek farklı değildir. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ı gönderme görevini Millet İttifakına havale eden , reformist parlementerist projeler tuzla buz olmuştur. Bu durumun yarattığı siyasal, ideolojik, örgütsel tahribat Sosyalist sol üzerinde ciddi bir etkiye sahiptir. Yerel seçimlere sosyalist solun yaklaşımında bu etkinin izleri belirleyici bir konumdadır. Herşeyden önce seçimlere yaklaşım parlementerist, reformist, sosyal belediyecilik projeleri üzerinden şekillenmektedir. Kimi yerlerde CHP’nin karşısına aday çıkartmayıp destekleme eğilimi hâkimdir. Seçim gündemini emekçileri ve ezilenleri hükümetin karşısına ayrı bir kutup olarak çıkartmak için, emekçilerin ve ezilenlerin taleplerini siyasal gerçeklerini eylemli şekilde dile getirmenin kaldıracı olarak kullanmak yerine sosyal belediyecilik projeleri ile emekçi kitlelere gidilmektedir. Bu çizgi devrimci sosyalist bir çizgi olmamakla birlikte reformist sosyal demokrat bir çizginin cisimleşmiş halidir.
*) İhtiyacımız olan sosyal belediyecilik projeleri değildir. İhtiyacımız olan seçim gündeminden devrimci olanaklar yaratmak için faydalanmaktır. Herşeyden önce seçim gündeminde birinci görev burjuvazinin parlementer demokrasi aldatmacasını teşhir etmektir. Burjuva demokrasisi karşısına işçi demokrasisi alternatifini öne çıkartmaktır. Burjuvazinin tüm fraksiyonlarına karşı cephe alıp bağımsız sınıf perspektifini ön plana çıkartmaktır. Seçim gündeminde emekçilerin ve ezilenlerin taleplerini, sözlerini, siyasal gerçeklerini eylemli bir şekilde şöylemektir. Emekçileri ezilenleri hükümetin karşısına ayrı bir kutup olarak çıkartmak için faaliyet yürütmektir. İhtiyacımız olan komünist devrimci siyaseti emekçi kitlelere taşımaktır.