10 Ekim 2015 sabahı, Ankara Garı önünde bir halk buluşuyordu.
“Emek, Barış ve Demokrasi” mitingine çağrılı yüz binlerce insan; işçiler, gençler, kadınlar, devrimciler… Savaşın, yoksulluğun, sömürünün ortasında barış talebiyle alanlara çıkmışlardı.
Devletin gözetiminde, göz göre göre, iki bomba patladı. 103 insan katledildi. Yüzlercesi yaralandı. Bu ülkenin tarihindeki en büyük katliam, emek ve barış mücadelesine yöneltilmişti.
Katiller yalnızca IŞİD değildi; onları besleyen, yol veren, koruyan, sermaye devletiydi.
Bir terör saldırısı değil, sınıf savaşı
10 Ekim bir “terör eylemi” değil, devlet eliyle işlenmiş kontrgerilla operasyonudur. Sermaye sınıfı o gün, halkına savaş açtı.
7 Haziran seçimlerinin ardından sarsılan iktidar, işçi sınıfının ve Kürt halkının sokaktaki birliğini bombayla dağıtmaya karar verdi.
Çünkü o gün Ankara Garı önünde toplanan binler, sadece barış istemiyordu; bu düzenin değişmesini istiyordu.
Bombalar, işte bu isteğe atıldı. İşçilerin, gençlerin, devrimcilerin birlik ihtimaline karşı atıldı. Barış diyenlere, sınıf kardeşliğini haykıranlara, halkların dayanışmasına atıldı. Hesap sorulmadı çünkü fail devletin ta kendisiydi Katliamın üstünden 10 yıl geçti.
Ne gerçek bir yargılama yapıldı, ne de bir devlet görevlisi hesap verdi.
Çünkü o emir zinciri Ankara’dan, saraylardan, savaş odalarından uzanıyordu. Deliller karartıldı, dosyalar kapatıldı, tanıklar susturuldu. Devlet kendi suçunu yargılamaz, onu yıkmak gerekir.
Bugün 10 Ekim’i anmak, devrimci örgütlenmeyi büyütmektir
Bugün ülkenin dört bir yanında işçiler açlık sınırının altında yaşıyor.Savaş politikaları sürüyor, yoksulluk derinleşiyor, muhalifler susturuluyor.
Sermaye düzeni, kendi krizini işçi sınıfının kanıyla çözmeye çalışıyor.
10 Ekim’i anmak, sadece yas tutmak değildir.
10 Ekim’i anmak, o bombaları atan düzene karşı ayağa kalkmaktır.
Gerçek barış, bu düzenin mezarında filizlenecek.
Unutmadık, affetmeyeceğiz
10 Ekim’in hesabı burjuvazinin mahkemelerinde değil, işçi konseylerinin devrimci adaletinde sorulacak. O gün orada yitirdiğimiz yoldaşlar, işçi sınıfının enternasyonal mücadelesinde yaşıyor.
Bugün onların sesini yeniden yükseltmenin zamanıdır:
Savaşa, sömürüye, faşizme karşı
Emekçiler birliğe, devrime, sosyalizme!