Yazar: admin

Halkı Ölüme Terk Edenler; Halka, Kadınlara Saldıranlar: KATİLSİNİZ!

Günlerdir hepimizin gündeminde Maraş Depremi var. Depremin olduğu günden bugüne beceriksizliğini ve yönetememe krizini yeniden bizlere göstermiş olan devlet, hiç bir kuruluşuyla bu kriz sürecini yönetemiyor. Devletten hiç bir zaman icazet almadan, halkın politik sözünü halkla birlikte üreten devrimciler olarak bizler de depremden bir sonraki gün hemen bir takım dayanışmalar örgütleyerek İstanbul’dan ve Ankara’dan deprem bölgesine doğru yola çıktık. Arkadaşlarımız yol boyunca hava koşulları harici bir engellemeyle karşılaşmadı, çünkü bölgeye giden insanları engelleyebilecek bir görevli dahi şu an olduğu gibi enkaz bölgesinde yoktu. Sorunsuz bir şekilde Hatay’a ulaşan yoldaşlarımız hemen çadır kurmaya müsait bir alan belirleyerek örgütlediğimiz dayanışmaları Defne yerelindeki bir kaç mahallede halka ulaştırmaya başladı. Dün geceye kadar sorunsuz ilerleyen ve sürekli destek alan dayanışma çadırımıza bu gece bir saldırı oldu. Jandarma ekipleri çadıra gelerek içeride asılı olan mor bayrağı suç unsuru sayarak ve yaptığımız dayanışma çalışmalarının meşru olmadığını söyleyerek çadırın içinde bulunan materyalleri dağıtarak yoldaşlarımıza saldırdı. İlk günden beri dayanışma içerisinde olduğumuz Defne halkı ve yoldaşlarımız saldırıya karşı bir aradaydı. Ancak jandarma ekipleri yoldaşlarımız dışarıda ateş yakamak için çabaladığı sırada çadırı bıçaklarla keserek kullanılamaz hale getirdiler. Buradan bir kez daha seslenelim: Çadırlarımızı da kesseniz, üzerimize de saldırsanız biz buradayız ve hiç bir yere gitmiyoruz. Elleriniz kanlı, suçlusunuz ve...

Devamını Oku

Düzen Cephesinden Kopalım Emekçilerin Ezilenlerinin Seferberliği İçin Bir Adım Öne

Türkiye, tarihinin en derin ekonomik kriziyle karşı karşıyadır. Her gün yeni rekorlara imza atan işsizlik oranları, hızla artan hayat pahalılığı, konut, enerji, gıda gibi temel yaşamsal ihtiyaçlara sürekli gelen zamlar, rekorlar üstüne rekorlar kıran enflasyon emekçi kitlelerde ölümcül yıkımlara neden olmaktadır. Buna paralel olarak Erdoğan rejimi hergeçen gün otoriterleşmekte, emekçilere ve ezilenlere yönelik baskıda vites yükseltmekte, tüm demokratik hak ve hürriyetleri rafa kaldırmaktadır. Kürtlere yönelik gerçekleştirdiği sömürgeci imha savaşının bir ürünü olarak Rojava başta olmak üzere kendi sınırının ötesinde kalan Kürdistan’ın parçalarına işgali hedefleyen operasyonlar gerçekleştirmektedir. İçeride ise HDP’li belediyelere kayyumlar aramakta, Belediye başkanlarından, milletvekillerine, parti Eş Başkanlarından, tüm üyelere varıncaya kadar tutuklama furyası devam etmektedir. Seçim virajina girdiğimiz bu dönemde HDP kapatılma tehlikesi altındadır. Grevler milli güvenliğe tehdit olarak görülüp yasaklanmakta, fiili olarak işçi sınıfının grev hakkı lağvedilmeye çalışılmaktadır. İşçi sınıfının girdiği tüm mücadeleler polis, jandarma şiddetiyle bastırılmaya, sindirilmeye çalışılmaktadır. Kadınlara yönelik çifte sömürü, şiddet, taciz, tecavüz, ataerkil politikalar sarmalı bitmemekle birlikte, buna direnen, boyun eğmeyen tüm kadın teşkilatlarını Erdoğan rejimi kendisine hasım ilan etmektedir. LGBTİQ+ların varoluşunu suç unsuru hâline getiren anayasa yapmaya çalışmakta, sistematik olarak devlet eliyle nefret kusulmakta, LGBTİQ+ları hedef hâline getirmekten geri durmaktadır. Kısacası Erdoğan rejimi işçilerin, Kürtlerin, Alevilerin, kadınların, LGBTİQ+ların hayatlarını zindana çevirmeye ant içmiş bir iktidardır. Erdoğan rejiminin sahip olduğu tüm bu özellikler Türk sermaye devletinin genetik kodlarında vardır. Türk sermaye devleti kuruluş sürecinden bugüne dek tarihinin her döneminde katı bir burjuva diktatörlüğü...

Devamını Oku

Tarikatlar Cemaatler Devrimle Gidecek

Geçtiğimiz günlerde İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın onursal başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındaki kız çocuğunu bir müridi ile evlendirdiği ortaya çıkmıştır. Bizler geçmişten bugüne gericiliğe, siyasal islama karşı mücadele eden komünistler olarak tarikat ve cemaatlerin bu karanlık yüzünü siyasal islamın beslediğini, ‘muhafazakar’ kesimden oy kaybetmemek adına bu tarikatlarla uzlaşanları biliyoruz. Düzen içi alternatifler arayarak bu taciz, tecavüz, şiddet ve istismar sarmalı tarikatların bitmeyeceğini de biliyoruz. Biz komünistlerin esas görevi yaşanan olaylar ışığında bu olayların asıl faili ve cezasızlıkla güç vereni olan devlete karşı mücadele ederek tarikat ve cemaatlerin sonunu getirmektir. İşte bu yüzden diyoruz ki: Tarikatlar-cemaatler devrimle...

Devamını Oku

DÜNYA KUPASININ GÖRÜNMEYEN YÜZÜ

Bu yıl Katar’ın ev sahipliğini yaptığı dünya kupası, mevsim koşulları göz önünde bulundurularak kış ayına çekildi. Bu sebepten dolayı liglere 1.5 ay ara verildi. Dünya kupasının 2022’de Katar’da oynanacağı açıklandıktan sonra Katar’da hızlı bir inşa süreci başladı. Endüstriyel bir rant aracına dönüşen ve artık git gide kirlenen futbol eski tadından uzaklaştı. Zenginlerin egemenlerin aracı oldu. Katar’a dünya kupası verildikten sonra neler yaşandı gelin bunlara bir göz atalım. Katar’da ki stadyumda çalışan işçilerin yaklaşık %90’ı göçmen işçilerden oluşuyor. Futbol altyapısını ve seyir zevkini geliştirmek için hızlı bir start alan Katar işleri hemen bitirme peşine düştü. İşçiler yaklaşık 50’C sıcaklığın altında 18 saat çalıştırıldılar. Bunun sonuçları doğrultusunda yaklaşık 6800 işçi hayatını kaybetti. Adeta bir işçi katliamı ülkesine dönüşen Katar’da hayatını kaybeden işçileri büyük çoğunluğunu göçmenler oluşturdu. Vahşi kapitalizmin göçe zorladığı işçiler sırf burjuvaların seyir zevki güzel olsun, petrol zenginleri rahat maç izlesin diye iş cinayetine kurban gittiler. Kapitalizm bir umutla çalışmaya giden işçilere yine ölüm getirdi. İşçilere karşı tutumu belli olan Katar aynı zamanda LGBTİQ+ düşmanlığıyla da tepki çekti. FİFA’nın bu konuda kendilerine uyarmasına rağmen geri adım atmayan Katar ülkesinde herhangi bir LGBTİQ+ oluşumunu görmek istemediğini belirtti. Stadyumda bira satışı dahi yasaklandı. Hal böyle olunca turnuvaya ilgi azaldı. Bu sonuç doğrultusunda ülkede ki göçmen işçileri ve vatandaşı 5 dolar ve bir öğün yemek karşılığında taraftar olarak kiralamak zorunda kaldı. Tiktokta yayılan video bu gerçegi gözler önüne serdi. Son derece gerici uygulamaları...

Devamını Oku

Mevsimlik Turizm İşçiliğinin Açmazları

      Yaz ayı başlamadan birkaç hafta önce başlayan ve sonbaharın ilk ayının ortasına kadar uzanan turizm sezonu, işçilerin sömürülmeye en müsait, ezilmeye karşı en savunmasız anlarından birisidir. Sezon içerisinde özellikle turizmin yoğun olduğu kentlerin otellerinde, restoranlarında ve cafelerinde çalışmak üzere binlerce insan ekmek arayışı içerisinde evlerinden ayrılıp bu bölgelere doğru çalışmak için geliyor. Topraklarından ayrılan bu insanlar çalışmak için geldikleri turistik bölgelerde Serengeti’ye yanlışlıkla yolu düşmüş ceylanlar kadar ezilmeye yüz tutmuş vaziyette kalıyor. Velhasıl iş bulma sürecinde işçiler öncelikle işyerinin tahsis edeceği lojman kriterini göz önünde bulundurarak işe koyuluyor. Böylelikle sezonluk işçi çalışanının kimliği kolay bir zaafı ile deşifre...

Devamını Oku