Yazar: Admin 3

Kahrolsun Duque Baskısı ile Açlık ve Sefalet Projeleri!Genel Grev!Kolombiya’da İşçi Ve Köylü Hükumeti Kurulsun

Kolombiya günümüzde, büyük arazi sahibi, uyuşturucu kaçakçısı ve silahlı milis teşkilatlandıran eski başkan Alvaro Uribe’nin siyasi mirasçısı olan Iván Duque (Centro Democrático) hükumeti tarafından alışılmadık bir şiddetle bastırılan hakiki bir işçi ve köylü başkaldırısı yaşamaktadır. 28 nisan tarihinden beri, yüz binlerce kentlerdeki emekçi, öğrenci ve fakir köylü ki bunların birçoğu yerli Kızılderili halklara mensupturlar, işi bırakmış, şehirleri felç etmiş, önde gelen yolları bloke etmiş, askeri teçhizata sahip polislere karşı koymuş ve gözaltında olanları salıvermek için karakolları işgal etmiştir. Günümüz tarihinde, hükumet 42 göstericinin öldürüldüğünü ve binlercesinin yaralandığını kabul etmektedir, dernekler ise 70 kişinin kaybolduğunu bildirmektedirler. Hükumet, dar gelirli nüfusun...

Devamını Oku

Osmanlı’da İşçi Hareketi

Giriş Mevzu Osmanlı’dan sonra Anadoluda bir sosyalist devlet kurulma ihtimali olunca sosyal şovenlerin dilinde hep bir türkü dönüyor “Cumhuriyet kurulmadan önce Anadolu’da sanayileşme yoktu,haliyle devrim yapabilecek bir işçi sınıfı,işçi hareketi yoktu.Kemalizm uygulanabilecek en ilerici ideolojiydi “. Bu yalan,devlet,”aydınlar”,parti bürokrasileri tarafından o kadar sık söylenmiş bir yalandır bu toplum içinde aslı astarı olmayan bir dedikoduya dönüşmüş ve ortada yalan yanlış bir bilgi olarak dolaşıp durmaktadır.Bu yazının birçok amacı vardır.Öncelikle bu yazı Osmanlı’da işçi hareketi,işçi sınıfı,burjuvazi,sanayileşme,işçi örgütlenmesinin olmadığını söyleyen ve de bunun üzerinden siyasal yol çizenlere polemik niteliğindedir.Aynı zamanda Osmanlı’daki işçi hareketinden,sanayileşmeden,burjuva sistemine geçişten haberdar olmak isteyenler için de bilgilendirme amacı...

Devamını Oku

Komünist Devrimciliğin Bel Kemiği: Ajitasyon ve Propoganda

Propoganda, Latince’de “yayılacak şeyler” anlamına gelmektedir. Toplumun ya da belirli bir insan kümesinin tutum ve davranışlarını belirtmek ve istenen doğrultuda yönlendirmek amacıyla seçilmiş, fikir ve savların sistematik bir şekilde yazılı ve sözlü olarak anlatma etkinlikleridir. Propoganda sadece siyasal arenayla sınırlı değildir. Siyasal düşüncelerin yayılmasının dışında, dini inançların geniş kitlelere yayılması, psikolojik savaş yöntemleri, reklamcılık faaliyetleri, şirketlerin işçileri motive etmek için yürüttüğü faaliyetlere varıncaya dek gündelik hayatın birçok alanında kendisini var etmektedir. Özellikle Ekim devrimiyle birlikte 20. Yüzyılda siyasal propogandalar daha fazla önem kazanmış, soğuk savaş döneminde, propoganda yöntemlerinde büyük gelişmeler yaşanmıştır. Bu durumun sonucu olarak propaganda iç ve dış siyasetin önemli unsuru olmakla birlikte, psikolojik harbin de temel dayanaklarından birine dönüştü. Hitler’in Propoganda Bakanı Goebbels bu alanda en önemli figür olmakla birlikte, bugün de birçok burjuva devlet onun yöntemlerini kullanmaktadır. Goebbels’in yöntemi kitleleri sürekli üretilen yalan haberlerle bombardımana tabi tutarak, yalan imparatorluğu üzerinden toplumsal rıza üretmeye dayanmaktadır. Goebbels bu yalan imparatorluğunu şöyle tariflemekteydi:” Yeterince büyük bir yalan şöylerseniz ve tekrar ederseniz bu yalanın sürekliliğini sağlarsanız, insanlar sonunda buna inanmaya başlayacaktır. Yalan, halkın yalanın siyasi, ekonomik ve askeri sonuçlarından devlet tarafından korunabilmesi için muhafaza edilebilir. Dolayısıyla devlet, muhalefeti bastırmak için tüm güçlerini kullanması açısından yalan hayati bir önem taşımaktadır. Çünkü gerçek doğru yoldur ve buda devletin en büyük düşmanıdır.” Tüm burjuva devletler doğaları gereği kendilerini yalan imparatorluğu üzerinden var ederler. Küçük bir azınlığın, toplumun geri kalanın üzerinde kurduğu diktatörlüğü sürdürmenin...

Devamını Oku

DEVRİM NEDİR

DEVRİM NEDİR ? GİRİŞ SSCB’nin kapitalizme entegrasyonundan sonra tüm burjuva ideologları küresel düzeyde koro halinde sosyalizmin öldüğünü, sınıf savaşlarının bittiğini, tarihin sonuna gelinildiğini, kapitalizmin ebedi olduğunu, sonsuza dek varlığını sürdüreceğinin vaazını verdi. “Sosyalizmin ölmesiyle” artık savaşların, ekonomik krizlerinde olmayacağını insanlığı demokratik bir refah toplumunun beklediğinin müjdesi verildi. Burjuvazinin şişirdiği bu pembe balon çok kısa sürede patladı. Savaşlar, krizler, yoksulluk, açlık son 30 yıllık süreçte istikrarlı şekilde aratarak kendi rekorlarını kırdı. Küresel çapta uygulanan neo-liberal politikalarla işçi sınıfının tüm kazanımlarına topyekun savaş ilan edildi. Burjuvazinin iddia ettiği gibi demokratik refah toplumundan eser yoktu. Yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik, ırkçılık, ekonomik krizler, iklim krizleri, savaş, ırkçılık veba salgını gibi yayılmakta, küresel düzeydede otoriter rejimler inşa edilerek tüm demokratik haklarada topyekun bir saldırı söz konusuydu. Öldüğü iddia edilen işçi sınıfı küresel düzeyde nüfus olarak ciddi artış gösterdi. 20. Yüzyılda üçüncü dünya ülkesi olarak tanımlanan bölgelerde kapitalist dönüşüm hızla gerçekleşti. Kentleşmelerle birlikte işçi sınıfının nufusu hızla artış gösterdi. SSCB’nin kapitalist resterasyonuyla birlikte burjuvazinin ortaya attığı bir diğer iddia ise sınıf savaşlarının ve devrimler çağının kapandığı yönündeydi. Bu iddiaydı işçi sınıfının artan orandaki mücadelesi yerle bir etmişti. 2000’lerin başında Latin Amerika’da kıtasal düzeyde işçi sınıfının mevcut iktidarları sarsan, düzene sığmayan radikal mücadeleri söz konusuydu. Devrimci bir önderliğin yokluğunda tüm Latin Amerika’da reformist siyasal hareketler iktidara taşındı. 2010’larla birlikte Ortadoğu’da devrimci kabarışlar gerçekleşti, birçok BASS’cı diktatörlük yıkıldı, fakat devrimci önderliğin yokluğunda bu boşlukları yine gerici siyasal özneler...

Devamını Oku

İletişim

E-Posta - iletisim@patronsuzdunya.com