Yazar: Admin 3

1 Mayıs ve Enternasyonal

1 Mayıs ve Enternasyonal – Lev Troçki İkinci Enternasyonal döneminde tüm işçi hareketinin niteliği 1 Mayıs bayramının tarihinde ve kaderinde yansımasını bulmuştur. 1 Mayıs, 1889 yılında Paris’te düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Kongresi tarafından bayram olarak kabul edildi. 1 Mayıs’ın bayram ilan edilmesinin amacı, o gün tüm ülkelerde işçilerin aynı anda yaptıkları gösterilerle, proletaryayı devrimci eylem hedefini önüne koymuş, dünya çapında tek bir merkeze ve siyasi yönelime sahip olan enternasyonal bir örgüt içinde bir araya getirecek zemini hazırlamaktı. Paris Kongresi bahsi geçen bu kararı alarak, Enternasyonal Komünistler Birliği ve Birinci Enternasyonal’in izinden gitmiş oluyordu. İkinci Enternasyonal’in ise bu iki örgütü örnek alamayacağı daha baştan belliydi. Birinci Enternasyonal’in ardından geçen 14 yılda proletaryanın sınıf örgütleri her ülkede büyümüştü, fakat bu örgütler faaliyetlerini bulundukları ülkelerin sınırları dâhilinde birbirlerinden oldukça bağımsız bir şekilde yürütüyorlardı ve demokratik merkeziyetçilik ilkeleri temelinde enternasyonal bir birlikteliğe uyumlu değillerdi. 1 Mayıs kutlamaları bu örgütleri böyle bir birlikteliğe hazırlayacaktı. Bu nedenle slogan olarak, üretici güçlerin gelişimi tarafından belirlenen ve tüm ülkelerde işçi sınıfının geniş kesimleri arasında popüler olan sekiz saatlik işgünü talebi benimsendi. 1 Mayıs bayramına atfedilen esas görev, ekonomik bir kategori olarak işçi sınıfını kelimenin sosyolojik anlamında işçi sınıfına dönüştürme, yani tüm çıkarlarının bilincinde olan ve proletarya diktatörlüğü ve sosyalist devrim için çabalayan bir sınıf yaratma sürecini kolaylaştırmaktı. Bu bakış açısına göre, 1 Mayıs’ta en uygun eylem tarzı sosyalist devrimi destekleyen gösteriler yapmaktı. Nitekim kongredeki devrimci unsurlar istediklerini elde...

Devamını Oku

NİSAN BÜLTENİ

Emekçilerin ve Ezilenlerin Baharı İçin Düzen Muhalefetinden Kop Devrimci Komünizm Saflarında Örgütlen manşetiyle çıkan bültenimizi aşağıdaki linki tıklayarak pc, telfon ve tabletinize indirip okuyabilirsiniz#NİSAN ÖZEL...

Devamını Oku

Kılıçdaroğlu’na Linç Girişimi

Kılıçdaroğlu’na Yapılan Faşist Saldırı ve Düşündürdükleri Ankara’nın Çubuk ilçesinin Akkuzu mahalesindeki asker cenazesine katılan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu saldırıya uğradı. İktidar bloku her ne kadar bu olayın planlı bir saldırı ve pravaksyon olmadığını idda etsede, saldırının gerçekleşme biçmi ve saldırı sonrası AKP-MHP blokunun almış olduğu tutum bu iddayı yalanlayan niteliktedir. Saldırı öncesi Kılıçdaroğlu’na yönelik saldıragan gürruh ırkçı, provakatif şöylemlerde bulundu. Ardından saldırı gerçekleşti, saldırı esnasında devlletin kolluk güçleri herhangi bir müdahalede bulunmayarak, linççi gürruhun önünü açmıştır. Kılıçtaroğlu olay yerinden uzaklaştırılıp bir eve alındı. Linççi gürruh evin önündede saldırı tavrına ara vermeden devam etti. “Evi yakın” provakatif şöylemleri eşliğinde taşlar atıldı. Milli Savunma Bakanı saldırgan kalabalığa hitaben yaptığı konuşmada: ” Değerli arkadaşlarım şuana kadar mesajınızı verdiniz, tepkinizi gösterdiniz” diye bir konuşma yaptı. 31 Mart seçim öncesi İçİşleri Bakanı Süleyman Soylu ” Valilere şehit cenazelerinin protokollerine CHP’lileri almayın” diye talimat verdiğini açıklamıştı. Gerekçe olarak CHP’nin HDP ile ittifak halinde olup terörü desteklemesini öne sürmüştü. Faşist MHP’nin lideri Bahçeli ise saldırıya ilişkin şu açıklamada bulundu:” %9.83 oy aldığın yere hâla mahkemede aklanmamış, paklanmamış bir belediye başkanı ile gidiyorsun. O bölgede ne işin var senin” Ankara valiliği ise yaptığı açıklamada saldırıyı ” münferit protesto eylemi” olarak tanımladı. Saldırgan linççi gürruhun AKP üyesi olması, gözaltına alınan herkesin serbest bırakılması, AKP’ye ve MHP’ye yakın çevreler tarafından kahraman ilan edilmiştir. Saray rejiminin provaksyon ve linç bakanlığına dönüşmüş Yeni Akit gazetesi kısa süre önce Kılıçdaroğlu’un idam edilmesini...

Devamını Oku

31 Mart Seçim Sonuçlarını Devrimci Komünistler Nasıl Okumalı

~ Giriş ~ Aylardır süren yerel seçim gündeminin sonuna gelindi. 31 Mart’ı 1 Nisan’a bağlayan geceden başlayan seçim tartışmaları (özellikle İstanbul sonuçları) tüm yakıcılığıyla ülke gündeminin merkezine oturmuş durumda. Ana haber bültenleri günlerdir İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı mazbatasının kime verileceği tartışmalarıyla geçmektedir. Bu makalemizde nasıl bir seçim süreci geçirdiğimizi, düzen cephesi ve düzen muhalefetinin seçim stratejisini, HDP’nin tutumunu, sosyalist solun durumunu ele alacağız. Çıkan seçim sonuçlarını devrimci komünist perspektifle yorumlama gayreti içinde olacağız. Yerel seçimlerin kazananı, kaybedeni kim? Mart’ın sonu bahar mı kış mı? Erdoğan rejiminin uzun süredir inşasına giriştiği başkanlık rejimi bundan sonraki süreçte nasıl bir pozisyon takınacak? Bu ve benzeri sorulara Devrimci Komünist perspektifle yanıt verme gayreti içinde olacağız. Nasıl Bir Seçim Atmosferi Yaşandı? Düzen Cephesi Aylardır ülke gündemini işgal eden yerel seçimler, uzun ittifak görüşmeleri, kapalı kapılar ardındaki adaylık pazarlıklarıyla geçti. Gezi isyanından sonra iki yerel, üç genel, bir de anayasa referandumu yaşandı. Neredeyse her yıl yaşanan seçim dönemi olası bir genel seçim yapılmadığı taktirde 2023 yılına dek kapanmış oldu. Yerel seçimler AKP-MHP ittifakı için salt bir seçim değildi. 24 Haziran seçimlerinden zaferle çıkan Erdoğan-Bahçeli ittifakı yeni kurmuş oldukları sistemle (Başkanlık) ilk kez girdikleri seçimdi. Bu seçimleri Cumhur ittifakının ortağı Bahçeli yeni rejimin meşruiyet kazanması için yapılan bir oylama olarak tarifledi. Seçim sürecine Türkiye tarihinin en derin ekonomik kriziyle birlikte girildi. Bu krizin üstünü örtmek için Erdoğan rejimi aylardır yerel seçim gündemini kullandı. Bu seçimlerin Türkiye...

Devamını Oku

İletişim

E-Posta - iletisim@patronsuzdunya.com