Muğla Milas’taki Yeniköy-Kemerköy Termik Santrali’nde yaşanan işçi kıyımı, kapitalizmin bütün çıplaklığını bir kez daha gözler önüne serdi. Yerli işçiler, ucuz işgücü bahanesiyle kapı önüne konuluyor, yerlerine Pakistan’dan getirilen göçmen işçiler sigortasız, kölelik koşullarında çalıştırılıyor. Tüm bu tablo, bir şirketin hoyratlığı değil; devlet–sermaye–hukuk üçgeninde örgütlü burjuva diktatörlüğünün somut işleyişidir.
Santral sahibi Limak Holding, “beşli çete”nin en bilinenlerinden biri. Onların her ihalede, her projede önünü açan, milyarlık teşvikler dağıtan bir devlet mekanizması var. Çalışma Bakanlığı, SGK, İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı kâğıt üzerinde var ama pratikte işçiye karşı sermayeyi korumaktan başka bir işlev taşımıyor. Denetim yok değil — denetim bizzat işçilerin sırtına yeni zincirler takmak için var. Bu, hukukun tarafsız bir araç değil, doğrudan burjuva diktatörlüğünün sopası olduğunu gösteriyor.

Pakistanlı işçiler 500 avro gibi sefalet ücretine sigortasız çalıştırılıyor. Yerli işçiler “yerinize üç göçmen getiririm” tehdidiyle kapı dışarı ediliyor. Burada suçlu göçmen işçi değildir. Onlar da aynı zincirin altında eziliyor. Sermaye, işçi sınıfını milliyet, kimlik, statü üzerinden bölüp birbirine düşürerek sömürüsünü derinleştiriyor. Oysa yerli işçilerin de, göçmen işçilerin de çıkarı ortaktır: kölelik düzenine karşı birleşik bir sınıf mücadelesi vermek. Göçmen düşmanlığına pirim vermek, doğrudan patronların oyununa gelmektir.

Santralde tecrübesiz göçmen işçilere ağır makineler kullandırılıyor, ölümle burun buruna kalınan “ramak kala” vakaları örtbas ediliyor. Bir kamyon devriliyor, kayıt tutulmuyor. Bu yalnızca ihmal değil, planlı bir sınıf politikasının sonucu: işçinin hayatı kârın önünde hiçbir değer taşımıyor. Kapitalizmde iş cinayetleri istisna değil, bizzat sistemin normal işleyişi.

Bu tablo karşısında parlamentoya, mahkemelere, “hukuki yollara” bel bağlamak işçiyi oyalamak ve yenilgiye mahkûm etmektir. Sermaye sınıfı ve onun devleti işçiye hiçbir şey vermez; hak ancak mücadeleyle alınır. Yerli ve göçmen işçilerin ortak örgütlenmesi, işyerlerinde komiteler, fiili iş bırakmalar, işgaller, sendikaların bürokratik uzlaşmacılığını aşan militan eylemler, işçi sınıfı için hayati önemdedir. Kapitalizmin beşli çeteleri ve onların devlet aygıtı, işçiyi yalnızca köle olarak görmektedir. Buna verilecek yanıt, sınıfın birleşik, enternasyonalist ve militan mücadelesidir.

Ne yerli ne göçmen: Hepimiz işçiyiz, hepimiz köleyiz — birlikte zincirlerimizi kıracağız!