Sakarya Hendek’te 2020’de meydana gelen havai fişek fabrikası patlamasında 7 işçi hayatını kaybetmiş, 127 işçi yaralanmıştı. Katliamın baş sorumlusu olan patron Yaşar Coşkun, yıllar süren göstermelik yargılamanın ardından 15 milyon TL teminat karşılığında tahliye edildi. Bu karar, bir kez daha burjuva devletin ve onun “adalet mekanizması”nın sınıfsal niteliğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. Çünkü ortada yalnızca “hatalı bir karar” ya da “hukukun eksikliği” yoktur. Ortada, Marx’ın sözleriyle, devletin burjuvazinin ortak işlerini yürüten bir komite, mahkemelerin ise sermaye düzeninin bekçileri olduğu gerçeği vardır.

Patronlar İçin Adalet, İşçiler İçin Mezarlık

Hendek davasında görüldüğü gibi, işçilerin ölümü karşısında sermaye düzeni sorumlulara gerçek bir ceza vermeyi asla tercih etmez. Çünkü burjuva devlet, üretim araçlarının özel mülkiyetine dayalı bir sömürü düzenini sürdürmekle yükümlüdür. Patronlar kâr uğruna işçi kanını döktüğünde, yargı onları korur. Ama işçiler hak aramak için greve çıktığında, en hızlı şekilde polis copuyla, mahkeme yasaklarıyla karşılaşır. Bu durum en açık bir şekilde devletin kimin devleti olduğunu, devletin bir sınıfın burjuvazinin eli kanlı diktatörlüğü olduğu gerçeğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Sınıf Adaletinin İfadesi

15 milyon TL teminat, burjuva devlet için “adalet”in bedelidir. İşçilerin yaşamı, ailelerin acısı, kaybolan emekçiler parayla ölçülmüş ve patron için bir çıkış kapısı hazırlanmıştır. İşçilerin kanı yerde bırakılırken, burjuvaziye bir kez daha açık bir mesaj verilmiştir: Üretim araçlarının sahibi olduğunuz sürece, hukuk da sizin yanınızdadır.

Burjuva Devlet: Diktatörlüğün Maskesi

Hendek kararı, burjuva devletin mahkemelerinin “bağımsız ve tarafsız” olmadığını, aksine burjuvazinin diktatörlüğünün birer aracı olduğunu göstermektedir. Yasalar, polis, mahkemeler ve tüm “hukuk devleti” kurumları, işçilerin değil sermaye sınıfının çıkarlarını korur. İşçi ailelerinin öfkesi boşuna değildir: Bu düzende adalet yoktur, olamaz.

Çözüm: İşçi Sınıfının Kendi Adaleti

Gerçek adalet, patronların teminatla tahliye edilmediği, işçilerin kanının pazarlık masasında değer biçilmediği bir düzende mümkündür. Bunun yoluda sınıf savaşından geçmektedir. Bu da kapitalist devletin yıkılması ve yerine işçi sınıfının kendi iktidar organlarını —konseylerini, sovyetlerini— kurmasıyla sağlanacaktır. Burjuva adaletine karşı işçi adaleti, sermaye diktatörlüğüne karşı proletarya diktatörlüğü.