Sendikal Demokrasi İçin Bir İşaret Fişeği
İzmir Menemen’de TPI Composites işçilerinin sürdürdüğü grev, Türkiye işçi sınıfı hareketinde sadece bir ücret mücadelesi değil, sendikal demokrasi açısından da tarihsel bir dönemeçtir. Grev 73. gününde kritik bir eşiğe gelmiş, işverenin %80 zam teklifi ve sendika yönetiminin grevin bitirilmesi yönündeki tutumu işçilerin sandığa gitmesini beraberinde getirmiştir.
Bu oylama sonucu, işçilerin “greve devam” kararı almasıyla hem sendika bürokrasisinin manevrasını boşa çıkarmış, hem de işçi sınıfının kendi kaderini belirleme hakkını fiilen kullanabileceğini göstermiştir. Bu gelişme, sınıf mücadelesinde kolektif iradenin kurumsallaşması açısından güçlü bir örnek oluşturmuştur.
Sermaye ve Sendika Arasında Sıkışmayan Bir Sınıf Tavrı
Patronun teklifleri zam oranı açısından artmış görünse de (%30’dan %80’e), işçilerin yaşadığı enflasyon karşısında hâlâ oldukça yetersizdi. Buna rağmen sendika yönetimi, grevi bitirme yönünde tutum alarak adeta bir “ikna kampanyasına” yöneldi. Ancak TPI işçileri bu çağrıyı kabul etmedi. Kararın kendileri tarafından alınmasını talep ederek, sandık kurulması için basınç yarattı.
Oylamaya %72 gibi yüksek bir katılım sağlandı ve 1.262 işçi teklifi reddederek greve devam dedi. Bu, sadece bir ret değil, bir sınıf pozisyonu ve irade beyanıdır. Ancak burada kritik bir noktaya daha dikkat etmek gerekir:
> Bu sandığın kurulmasının nedeni, sendika yönetiminin demokratik ilkelere bağlılığı değil, işçilerin olası tepkilerinden ve taban baskısından duyulan endişe de olabilir.
Bu durumda dahi ortaya çıkan sonuç önemlidir. Çünkü bu tür bir oylama, ister gönüllü ister zorunlu yapılmış olsun, işçilerin karar alma sürecine doğrudan katıldığı bir örnek oluşturmuştur.
Devrimcilik Niyetle Değil, Mekanizma Kurmakladır
Birçok sendikal muhalefet, yönetime gelirse işçiyi “satmayacağını” iddia eder. Ancak bu iddialar burjuva siyaset tarzına benzemektedir: Tıpkı partilerin seçim döneminde birbirlerini yolsuzlukla suçlaması gibi. Buradaki esas sorun kişilerde değil, bürokratik işleyişin kendisindedir.
Devrimci anlayış, “satmayız” demekle yetinmez. Devrimci anlayış, hiç kimsenin işçiyi satamayacağı bir karar alma mekanizması inşa etmeyi hedefler. TPI grevinde yaşanan sandık oylaması, işte bu mekanizmanın mümkün olduğuna dair ilk ciddi işarettir.
Grev Sandığı: Bir Gelenek Haline Gelmeli
TPI deneyimi, yalnızca bir başarı öyküsü değil; bir mücadele çağrısıdır. Bu örnek, tüm sendikalar için zorunlu hâle gelmelidir. Grev kararı, grevin bitişi, TİS imzalanması gibi kritik kararlar;
İşçilerin açık oylamasıyla alınmalıdır,
Bu süreçler sendika tüzüklerine dahil edilmelidir,
Grev sandığı uygulaması, münferit değil kural haline getirilmelidir.
Belirleyici olan şey şudur: TPI’da yaşanan bu uygulama tekil bir örnek mi olarak kalacak, yoksa işçi hareketinin yeni bir normuna mı dönüşecek? Bu sorunun yanıtı, işçi sınıfı öncülerinin, devrimcilerin ve sendikal muhalefetin bugünden itibaren nasıl bir yönelimi benimsediğine bağlıdır.
Sonuç: TPI Grevi Bir Yol Açtı, O Yolun Sürekliliği Bizimle Belirlenecek
TPI işçileri yalnızca grevlerini sürdürmeye karar vermediler; aynı zamanda sınıfın geleceği için bir karar alma biçimini gösterdiler. Bu, belki de grevden daha büyük bir kazanımdır.
Bu kazanımı kalıcılaştırmak için:
Sendikalarda grev oylaması hakkı normlaştırılmalı,
Taban meclisleri ve grev komiteleri bu süreci denetlemeli,
Her işçi, yalnızca çalışırken değil, karar verirken de söz sahibi olmalıdır.
> Çünkü grevin gerçek sahibi işçilerdir.
Grevin ne zaman başlayacağına ve ne zaman biteceğine karar vermesi gereken, onu yürütenlerdir.
Ve bu kararı almak için sandık, yalnızca bir araç değil, sınıf demokrasisinin bir sembolüdür.