Hepsijet işçileri bir kez daha direnişte. Bir kez daha sefalet ücretlerine, sosyal hak gasplarına, keyfi işten atmalara karşı ayakta. Bir kez daha sermaye düzeninin “yeni ekonomi”, “teknoloji yatırımı” maskesinin ardında çürümüş taşeronluk sistemiyle nasıl bir kölelik rejimi kurduğunu haykırıyorlar. Ve bir kez daha bu öfkeye karşı burjuva devletin polisi, copu, gözaltısı hazır bekliyor.
2025 Temmuz’unda Tuzla’daki Hepsijet dağıtım deposunda çalışan işçiler, eylem yaparak çalışma koşullarına ve işten çıkarmalara karşı seslerini yükseltti. Gerekçeleri çok tanıdık: Patronlar tarafından gasp edilen maaşlar, sigortasız çalıştırmalar, sosyal hakların yokluğu ve örgütlü mücadele yürüttükleri için işten atılmaları. Gasp edilen haklarına karşı ses çıkardıklarında ise karşılarında bir taşeron patronun öfkesini değil, devletin tüm baskı aygıtlarını buldular. Çünkü bu düzende taşeron patron demek, sermaye demek; sermayenin çıkarları demek ise devletin çıkarları demek.
Bu sadece Hepsijet’in sorunu değil. Bu, kuryesinden maden işçisine, fabrika işçisinden inşaat emekçisine kadar tüm işçi sınıfının ortak yazgısıdır. Çünkü mesele bireysel “kötü patron” sorunu değildir. Mesele, bir bütün olarak kapitalist üretim tarzının, kâr için insan emeğini hiçe sayan doğasında yatmaktadır.

Taşeron Köleliği: Sermayenin Sınıf Kırma Mekanizması

Hepsijet işçilerinin yaşadıkları, taşeronluk düzeninin çıplak bir özetidir. Patron risk almaz, ama kârı cebine indirir. İşçinin sigortası yoktur, ama mesai saatleri esnetilir, fazla çalıştırılır. Hak aradığında muhatabı belirsizdir. Patron zinciri uzundur, ama en tepedeki sermaye grubunun çıkarları bellidir: Daha az işçiye, daha fazla iş yükü bindirerek azami kâr!

Taşeronluk, işçi sınıfını bölmenin, parçalamanın ve örgütsüz bırakmanın aracıdır. Aynı işyerinde farklı şirketlere bağlı işçiler çalıştırılarak, ücretler farklılaştırılarak, iş güvencesi gasp edilerek işçiler birbirine rakip haline getirilir. Bu sistem, yalnızca sendikal örgütlenmenin önünde değil, işçilerin birbirine duyduğu güvenin, ortak kimliğinin de önünde engel haline getirilmiştir.

HepsiJET’te Direniş Var: Güvencesizliğe, Taşerona, Esnaf Kurye Sömürüsüne Karşı Sınıf Savaşı

“Esnek çalışma” dediler, köleliği dayattılar.
“Özgürlük” dediler, iş güvencemizi gasp ettiler.
“Girişimcilik” dediler, patronların sömürüsünü esnaflık maskesiyle gizlediler.

Ama HepsiJET işçileri bir kez daha sokakta, bir kez daha direniyor!

HepsiJET bünyesinde çalışan 30 kurye, düşük ücretler, artan performans baskısı, taşeron patronların keyfi uygulamaları ve “gider gösterip üste para alma” gibi dolaylı ücret gasplarına karşı yeniden direnişe geçti. Daha önce defalarca hak gasplarına uğrayan bu işçiler, şimdi sadece daha iyi maaş istemiyorlar. Onlar aynı zamanda tüm işçi sınıfı adına bir sistemin teşhirini yapıyorlar:

> Taşeronlaştırma, güvencesizlik, esnaf kuryelik adı altında örgütsüzleştirme ve yasal kılıfla meşrulaştırılan sömürü düzeninin teşhirini.
Esnaf Kurye Sistemi Nedir? Neden Derhal Kaldırılmalıdır?

Esnaf kurye sistemi, kurye olarak çalışan işçilerin işverenle doğrudan iş ilişkisi kurmadığı, kendi adına fatura kesen, kendi sigortasını ödemek zorunda kalan sözde “bağımsız” bir modeldir. İşçiye “sen patron oluyorsun” yalanıyla sunulan bu sistemin gerçeği şudur:

Hiçbir iş güvencesi yoktur.

Kaza anında sosyal güvence yoktur.

Performansa göre ücretlendirme adı altında yoğun sömürü vardır.

İşçilerin sendikalaşma ve toplu pazarlık hakkı yoktur.

Patronlar işçinin her türlü sorumluluğunu kâğıt üzerinde işçiye yıkar, ama tüm kontrolü ve denetimi ellerinde tutar.

Esnaf kurye sistemi, işçi sınıfının tarihsel kazanımlarını sıfırlamayı amaçlayan, neoliberal yıkım politikalarının en görünür yüzüdür. Bu sistem, işçi sınıfının örgütlenmesini felç eden ve işçiyi kendi emeğine yabancılaştıran bir kölelik biçimidir.

Ne Yapmalı? HepsiJET Direnişinden Tüm İşçi Sınıfına Dersler

HepsiJET işçileri, yalnızca kendi hakları için değil, tüm sınıf kardeşleri için direniyor. Bu direniş, kendiliğinden bir isyanın ötesine geçmeli, örgütlü ve birleşik bir hatta evrilmelidir. Bugünkü mücadelelerin geleceği, bu direnişlerin politik içerikle güçlenmesine ve yaygınlaştırılmasına bağlıdır.

Bu bağlamda taleplerimizi ve mücadele programımızı şöyle somutlayabiliriz:
HepsiJET İşçilerinin ve Tüm Kuryelerin Talepleri Şunlar Olmalıdır:

1. Esnaf kurye sistemi derhal kaldırılsın! Tüm kuryeler işçi statüsünde sigortalı, toplu sözleşme hakkına sahip, güvenceli kadrolara geçirilsin.

2. Taşeron sistemine son verilsin! Kuryeler asıl işveren olan Hepsiburada bünyesine alınsın.

3. Tüm ücret gaspları ve performans baskısı son bulsun! Maaşlar enflasyon oranında artırılsın, sefer başı değil, insanca yaşamaya yetecek sabit ücretler ödensin.

4. Kurye işçilerin örgütlenme, sendikalaşma, grev ve temsil hakkı güvence altına alınsın!

5. Direnişteki işçilerin tüm talepleri derhal kabul edilsin, işten atılanlar geri alınsın!

Bu direnişler bize bir kez daha gösteriyor ki; bu düzen, işçilerin hak arama çabalarını bastırmak, izole etmek ve zamanla tasfiye etmek üzere kurulmuştur. Her taşeron patron, her esnaf kurye modeli, her performans dayatması, bu saldırıların sadece bir biçimidir.
Buna karşılık, işçilerin yalnızca sendikal biçimde değil, siyasi olarak da öz savunma komitelerinde örgütlenmesi gerekir. Direnişlerin kalıcı bir zafere ulaşması için bu mücadelelerin birleşik bir devrimci hatta bağlanması şarttır. Bu da sadece günlük hak mücadeleleriyle değil, mülkiyet ilişkilerini hedef alan bir devrimci sınıf perspektifiyle mümkündür.
Devrimci bir işçi partisinin inşası, tüm bu mücadelelerin birleştirilmesi, taşeron ve esnaf kurye sistemine son verilmesi ve işçi sınıfının siyasal iktidar perspektifiyle donatılması açısından ertelenemez bir görevdir.

Sonuç Yerine

Bu direnişler bize bir kez daha gösteriyor ki; bu düzen, işçilerin hak arama çabalarını bastırmak, izole etmek ve zamanla tasfiye etmek üzere kurulmuştur. Her taşeron patron, her esnaf kurye modeli, her performans dayatması, bu saldırıların sadece bir biçimidir.
Buna karşılık, işçilerin yalnızca sendikal biçimde değil, siyasi olarak da öz savunma komitelerinde örgütlenmesi gerekir. Direnişlerin kalıcı bir zafere ulaşması için bu mücadelelerin birleşik bir devrimci hatta bağlanması şarttır. Bu da sadece günlük hak mücadeleleriyle değil, mülkiyet ilişkilerini hedef alan bir devrimci sınıf perspektifiyle mümkündür.
Devrimci bir işçi partisinin inşası, tüm bu mücadelelerin birleştirilmesi, taşeron ve esnaf kurye sistemine son verilmesi ve işçi sınıfının siyasal iktidar perspektifiyle donatılması açısından ertelenemez bir görevdir.

HepsiJET işçileri yalnız değildir. Bu mücadele, kargo işçisinin, depo emekçisinin, motokurye kardeşimizin, tüm güvencesizlerin ortak sesidir.

Sermaye sınıfı, bu mücadeleyi bastırmak için hem polisiyle hem yalan propagandalarıyla harekete geçecek. Ama tarih bir kez daha gösteriyor ki, işçiler örgütlü olduğunda patronlar değil, mücadele kazanır.

Taşeron köleliğe son!
Esnaf kurye düzeni yıkılsın!
HepsiJET işçileri yalnız değildir!
Özgürlük Savaşan İşçilerle Gelecek!