Çanakkale Valiliği, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımla 15 Mayıs “Uluslararası Aile Günü” programını duyurdu. Programda “Aile Yürüyüşü” adı verilen bir etkinlik de yer aldı. Çanakkale Pride, Çanakkale Valiliği Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü binasına “Aile Yılı Değiş, Direniş Yılı” yazılı pankart asarak valiliğin programına tepki gösterdi. Çanakkale Pride, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bugün Çanakkale’de Aile Yürüyüşü yapmak isteyenlere sesleniyoruz. Bizler biliyoruz ki bu yılın “Aile Yılı” ilan edilmesi, toplumun tamamını kapsayan bir iyileştirme çağrısı değil; aksine LGBTİ+ları dışlayan, hedef gösteren ve bizleri toplumsal yaşamdan silmeyi amaçlayan politikaların bir örtüsüdür. Anayasa değişikliği planlarıyla birlikte aile yalnızca “kadın ve erkeğin birliği” olarak tanımlanmaya çalışılıyor. Bu tanım yalnızca LGBTİ+’ları dışlamakla kalmıyor, aynı zamanda yaşam tarzı farklı olan, evlenmeyen, çocuk yapmayan, yalnız yaşayan veya seçtiği topluluklarla bir arada var olan herkesi ötekileştiriyor. Bu yılı “Aile Yılı” ilan edenlere karşı; sokakları, kurumları gökkuşağına boyuyoruz!”
Çanakkale Pride’ın, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü binasına astığı “Aile Yılı Değil, Direniş Yılı” pankartı, yalnızca yerel bir protesto değil; LGBTİ+’lara, kadınlara, işçilere ve tüm ezilenlere yönelik topyekûn bir saldırıya karşı yakılan bir isyan meşalesidir.
AKP iktidarının 2025’i “Aile Yılı” ilan etmesi, aileyi koruma adı altında yürütülen gerici kampanyaların hızlandırılması, yalnızca homofobik ve transfobik değil; aynı zamanda açıkça sınıfsaldır. Egemen sınıf, krizden çıkmak için “nüfus üretimini” dayatırken; kadınların, LGBTİ+’ların, işsizlerin, yoksulların özgür yaşam biçimlerini hedef tahtasına koymaktadır.
Burjuva düzenin çekirdeği olan “aile”, kadının ve çocukların emeğini görünmezleştiren, kadını ev içi köleliğe, LGBTİ+ bireyleri ise “normal” dışı sayarak baskıya ve yok sayılmaya mahkûm eden bir kurumdur. Bugün “aile” kutsanırken aslında kutsanan şey; kadının itaatkârlaştırılması, LGBTİ+ bireylerin bastırılması, ve toplumsal muhalefetin “ahlak” sopasıyla sindirilmesidir.
Bu gerici kampanyalar sadece LGBTİ+’lara değil, işçi sınıfına karşı da bir saldırıdır. Kadını eve hapseden bu düzen, erkek işçinin ücretine yüklenen “aile geçindirme” ideolojisiyle sömürüyü yeniden üretir. Aynı anda hem yoksulluğa, hem de özgürlük taleplerine savaş açar. Anayasa değişikliği tehditleriyle “kadın ve erkek birliği” dışında tüm toplumsal formların hedef alınması, sermaye sınıfının aile kurumunu bir yeniden üretim makinesi olarak tahkim etme çabasından başka bir şey değildir.
Fakat bu çürümüş düzene karşı, Çanakkale Pride’ın eylemi bize gösteriyor ki; sokaklar teslim alınamaz! LGBTİ+’lar, kadınlar, işçiler ve yoksullar bir araya geldiğinde, bu karanlık kuşatmayı dağıtacak kudrete sahiptir. Bugün görevimiz; homofobiye, transfobiye, cinsiyetçiliğe ve tüm burjuva aile ideolojisine karşı devrimci bir karşı saldırı örgütlemektir.
Aile değil, direniş zamanı!
Çünkü özgürlük, kimliğimizi saklamakla değil, onu haykırmakla başlar.
Çünkü devrim, yalnızca üretim araçlarının değil, aynı zamanda ilişkilerin, kimliklerin ve yaşamın özgürleştirilmesidir.
Çünkü eşitlik, gökkuşağıyla kızıl bayrağın yan yana dalgalandığı bir gelecekte mümkündür.