Bugün, CHP Genel Merkezi önündeki eylemimizin 5. günü.
Çiğli Belediyesi’nde hiçbir somut gerekçe gösterilmeden işten çıkarılan biz 16 kadın işçi, tam 11 aydır bir muhatap arıyoruz. Defalarca belediye yönetimiyle, ilçe ve il örgütleriyle iletişim kurmaya çalıştık. Ancak sesimiz duyulmadı. Ne sorularımıza cevap verildi, ne de yaşadığımız mağduriyetin çözümü için bir adım atıldı.
Biz bu sürecin başından beri diyaloğun, karşılıklı anlayışın mümkün olduğuna inandık. Parti yıpranmasın dedik, süreci sessizce çözme umuduyla hareket ettik. Ama geçen zaman, bize bu sessizliğin yalnızca görmezden gelme değil, aynı zamanda sorumluluktan kaçış olduğunu gösterdi.
Bu nedenle 1 Mayıs’ta İzmir’den yola çıktık. Onurlu bir yürüyüşle CHP Genel Merkezi’nin önüne kadar geldik. Çünkü hâlâ bir umut taşıyoruz: Genel Merkez’de birileri bu çağrıyı duyar, bu adaletsizliğe son verir.
Bugün buradayız çünkü hâlâ çözüm mümkün.
Bugün buradayız çünkü hâlâ partinin vicdanlı üyelerinin sesimize kulak vereceğine inanıyoruz.
Bu yaklaşımımız asla mücadeleden geri durduğumuz anlamına gelmesin.
Biz bu büyük bozkırın kadınlarıyız; tarihin her döneminde, toprağı savunurken, ekmeği bölüşürken, emeğini korurken direnmeyi miras bıraktık.
Bugün bu mirasın izinden yürüyor, hakkımız için mücadele ediyoruz.
Bu mesele sadece bizim işimizi değil, kadın emeğine ve iş güvencesine verilen değeri ilgilendiriyor. Çiğli’de yaşananlar, kadın istihdamı ve emek politikaları açısından ciddi bir sınavdır. Bu sınavdan geçmenin yolu ise sessiz kalmak değil; sorunla yüzleşmek ve çözüm üretmektir.
Biz burada bir kavga değil, bir çözüm arıyoruz.
Amacımız bağ kurmak, diyalog kurmak ve hakkımızı, onurumuzu geri almaktır.
CHP yönetimine ve tüm kamuoyuna sesleniyoruz:
Bu sessizliğe son verin.
Bir adım atın.
Biz burada çözüm için varız.
Ama unutmayın: Biz kadınlar, umudumuzu kaybetsek bile mücadelemizden asla vazgeçmeyiz.